İnsanlığın dünya üzerinde varoluşundan itibaren insanın vücudunda ruhunda karakterinde fiziksel psikolojik yapısında doğumla var olan anne babası ve ailesinden gelen kalıtımlar vardır ve buna genetik yapı denir. 
"Genetik" canlıların nasıl büyüdüğünü, geliştiğini ve özelliklerini miras aldığını inceleyen bilim dalı olarak tanımlanır. 
Genler, genetik bilimin temel taşlarıdır. 
"Epigenetik" ise yaşam sırasında genlerde meydana gelen ve gen ifadesini etkileyen kimyasal değişikliklerle ilgilenen bilim dalı olarak tanımlanır. 
Sigara içmek, yüksek radyasyona ya da zehirli maddelere maruz kalmak gibi etkenler, genlerde kimyasal değişikliklere yol açabilir ve bu kimyasal değişiklikler geçici ya da kalıcı olabilir. 
Genler insanla yapışık ikizler gibidir. 
Yapılan bilimsel araştırmalar her insanın dünyaya geldiğinde genlerinde 400 adet kodlama olduğunu göstermektedir. 
Genler insanlara ailesinden gelen bir mirastır. 
Fakat bu konuda mühim olan genlerin insanların kendilerine bağışlanan armağandır. 
Ama her insan genlerine bağlı olarak yaşayıp yaşamayacağına kendisi karar verir. 
Mesela bazı insanlar ailelerinden özellikle de anne-babalarından gelen zeka fiziksel gibi durumlarının yanısıra duygularından etkilenebilir. 
Hatta genlerin anne-babalarının mesleki yönlerine de yakın olduklarını ve böylece onların mesleklerini seçebildiklerini de görebiliyoruz. 
Mesela babası doktor olan bir kız çocuğu babasından aldığı genlerle tıp fakültesini bitirip doktor olurken, babası futbolcu olan bir çocuk babasından aldığı genlerle futbolcu ya da anne -babası müzikle uğraşan bir çocuk müzisyen olabiliyor. 
Genlerin bu kadar etkin olduğu insan yaşamında genlerinin dışında yaşam süren ya da birileri tarafından adeta genleri unutturulan bilinçli şekilde genlerine ihanet ettirilen insanları da görebiliyoruz. 
Özellikle de mesleğinde başarılı olan kariyer sahibi kadınların çevrelerinde bir şekilde olan insanlarca zekalarına kabiliyetlerine dürüstlüklerine kendi iradeleriyle karar vermelerine taşınır taşınmaz mallarının yönetilme alınıp satılma iradesine mesleki işlevsel yeteneklerine ambargo koyarak kendisine başarı getiren genetikleri unutturularak gen erozyonu yapılarak genlerinin dışında hareket ettirilerek maddi manevi esir alındıklarını ve çok büyük zararlar gördüklerine şahit oluyoruz. 
Burada mühim olan hedefteki mesleki başarıları kariyerleri olan kadınların kendi değerlerinin farkına vararak kendilerine armağan edilen genleriyle epigenetik veya çevredeki menfaatçilerin etkisiyle aşağı çekilen değiştirilmesine yol açanlara hayır diyerek genlerinin asli durumuna geri dönmelerine karar vermeleri olacaktır. 
Gönlünüz ve kalbiniz genlerinizin güzelliklerinin değerini bilenlerle olsun.