Elmalı’nın İslamlar Mahallesi’nde yıllardır keçilerini ormanlık alanda otlatan üreticilerin önünde şimdi ciddi bir sorun var: Otlatma alanı kapatılıyor. Fakat üreticinin asıl sorusu yalnızca “Neden yasaklandı?” değil.

Asıl soru şu:

İzin verilmiyorsa, bunun yazılı gerekçesi nerede?

16 Mart 2026 tarihli Elmalı Orman İşletme Müdürlüğü Yuva Orman İşletme Şefliği yazısında, otlatma planının revize edilerek güncellendiği, 2026 yılı için otlatma ve geçiş izin belgesi almak isteyenlerin başvurularının 23 Mart 2026 tarihine kadar alınacağı bildiriliyor.

Yani sistem “ormanda hiçbir şekilde hayvan otlatılamaz” şeklinde işlemiyor. Tam tersine, mevzuat kapsamında planlı ve izinli otlatma sistemi bulunuyor.

Orman Genel Müdürlüğü’nün kendi açıklamalarında da planlı otlatmanın özellikle Ege ve Akdeniz’deki orman köylüleri açısından önemli olduğu belirtiliyor. OGM, planlı otlatmanın hayvancılık için yem ihtiyacına katkı sağladığını; kontrolsüz otlatmanın ise özellikle genç ormanlarda zarar oluşturabileceğini ifade ediyor.

Buraya kadar herkes hemfikir olabilir.

Orman korunmalıdır.

Ama hayvancılık da, yetiştiriciler de korunmalıdır.

Asıl mesele bu iki ihtiyacı karşı karşıya getirmeden yönetebilmektir.

Çünkü mevzuatta dikkat çekici bir düzenleme var.

Otlatma yapılan bir ormanlık alanın zarar gördüğünün tespit edilmesi halinde, alanın otlatma kapsamından çıkarılması doğrudan sözlü bir kararla yapılacak bir işlem olarak düzenlenmemiş.

Yönetmeliğin 12. maddesine göre, zarar tespit edilmesi halinde ilgili komisyon tarafından bir rapor düzenlenmesi ve bu rapora dayanılarak alanın işletme müdürlüğünce otlatma kapsamından çıkarılması gerekiyor.

İşte Elmalı’daki tartışmanın düğüm noktası burada.

İslamlar’daki alanı otlatmaya kapatan teknik veya komisyon raporu nerede?

Varsa kamuoyuna ve üreticiye açıklanmalı.

Yoksa, alanın hangi bilimsel ve teknik gerekçeyle otlatma kapsamından çıkarıldığı sorulmalı.

Çünkü “izin verilmiyor” demek başka, “şu nedenle, şu rapora dayanılarak izin verilmiyor” demek başka.

Üreticinin de kararın gerekçesini bilmeye hakkı var.

Antalya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği’nin yazısında da İslamlar Mahallesi’ndeki ormanlık alanın uzun yıllardır keçi yetiştiricileri tarafından kullanıldığı, alanın kapatılmasının ciddi yem maliyeti oluşturacağı ve bölgedeki hayvancılığın sürdürülebilirliğini tehlikeye atacağı ifade ediliyor.

Birlik ayrıca söz konusu alanın 1994 yılında dikildiğini ve üzerinden 32 yıl geçtiğini belirterek alanın artık erişkin orman niteliğinde olduğunu savunuyor.

Bu iddianın da teknik olarak ortaya konulması gerekiyor.

Alan gerçekten 1994 dikimi mi?

Bugün meşcere yaşı ve kapalılığı nedir?

Gençleştirme alanı mıdır?

Fidan zararı var mıdır?

Otlatma nedeniyle tespit edilmiş somut bir orman zararı bulunuyor mu?

Varsa ne zaman tespit edilmiştir?

Hangi hayvan yoğunluğunda meydana gelmiştir?

Bütün bu soruların cevabı bir teknik değerlendirmede bulunmalıdır.

Çünkü mesele sadece birkaç keçinin ormana girmesi değil.

Mesele, Elmalı’da yaşayan bir üreticinin hayvanını nasıl besleyeceği.

Orman alanı kapatılıyorsa alternatif mera veya otlak kapasitesi yeterli mi?

Hayvanların yem ihtiyacı nasıl karşılanacak?

Üreticinin yem maliyeti ne kadar artacak?

Ve daha önemlisi, yıllardır bu alana bağlı olarak sürdürülen küçükbaş hayvancılık nasıl devam edecek?

Bir tarafta ormanı koruma zorunluluğu var.

Diğer tarafta orman köylüsünün geçim hakkı var.

Üstelik ilginç bir çelişki de burada ortaya çıkıyor.

Orman Genel Müdürlüğü, planlı otlatmanın orman köylüsünün geçimine katkı sağladığını söylüyor. Aynı kurumun mevzuatı da uygun koşullarda planlı otlatmaya izin veriyor.

O halde çözüm birim yetkililerince yasaklamak mı, yoksa yönetmek mi?

Belki de cevap üçüncü bir yolda:

Kontrollü, bilimsel ve denetlenebilir otlatma.

Hayvan sayısı belirlenebilir.

Otlatma zamanı belirlenebilir.

Alanlar dönüşümlü kullanılabilir.

Gençleştirme alanları korunabilir.

Yangın riski yüksek alanlarda yanıcı örtünün azaltılması için kontrollü otlatmadan yararlanılabilir.

Zarar tespit edilirse alan geçici olarak kapatılabilir.

Ama bütün bunların bir plana, ölçüme, rapora ve gerekçeye dayanması gerekir.

Üreticiye de “yasak” denildiğinde, bunun nedenini gösteren resmi belge verilmelidir.

Çünkü ormanı korumak ile üreticiyi korumak birbirinin alternatifi değildir.

Asıl mesele, ikisini aynı anda başarabilecek bir yönetim anlayışını kurabilmektir.

Elmalı’da sorulması gereken soru bu nedenle çok basit:

Keçiler ormana zarar veriyor mu?

Evet, kontrolsüz ve aşırı otlatma zarar verebilir.

Ama ikinci soru daha önemlidir:

İslamlar’daki alanın otlatmaya kapatılması hangi teknik rapora dayanıyor?

Eğer böyle bir rapor varsa açıklansın.

Yoksa hazırlanıp kamuoyuna açıklansın.

Çünkü orman da üretici de dedikoduyla değil, bilimle, planla ve şeffaflıkla korunur.