Birleşmiş Milletler ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı'nın (TİSVA) 2026 yılı güncel verileri, insanlığın kaynak yönetimindeki başarısızlığını gözler önüne serdi. Dünya genelinde 783 milyon insan açlıkla mücadele ederken, her gün 1 milyardan fazla öğün gıda israf ediliyor. Bu israf sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda sınırlı su kaynaklarımızın da hoyratça harcanması anlamına geliyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,05 milyar metrik ton gıda israf ediliyor. Bu miktar, küresel ekonomiye yıllık 1 trilyon dolara yakın bir maliyet çıkarıyor. İsraf edilen gıdalar, aynı zamanda küresel sera gazı salınımının %10'undan sorumlu tutuluyor. Eğer gıda israfı bir ülke olsaydı, dünyanın en çok karbon salınımı yapan üçüncü ülkesi olurdu. Gıda israfı, sadece tabağımızdaki yemeği değil, o yemeği üretmek için harcanan suyu da yok ediyor. Birleşmiş Milletler'in son raporuna göre, dünya "küresel su iflası" dönemine girdi. 2,2 milyar insan güvenli içme suyuna erişemezken, her yıl 250 milyar metreküp su sadece sızıntılar ve bilinçsiz kullanım nedeniyle israf ediliyor.
İsrafını önlemek için neler yapılmalı?
Su krizini durdurmak için hem bireysel hem de toplumsal düzeyde alışkanlıklarımızı değiştirmek zorundayız. Uzmanlar, basit önlemlerle bir hanenin su tüketimini %40 oranında azaltabileceğini vurguluyor. İşte uygulanması gereken temel adımlar: Saniyede bir damla damlatan bir musluk, yılda yaklaşık 1 tondan fazla suyun boşa gitmesine neden olur. Evdeki tüm sızıntılar ivedilikle onarılmalıdır. Diş fırçalarken veya tıraş olurken musluğu açık bırakmamak, yılda kişi başı 12 ton su tasarrufu sağlar. Bulaşık ve çamaşır makineleri tam dolmadan çalıştırılmamalıdır. Elde yıkama yerine makine kullanımı, su tüketimini beşte bir oranına düşürür. Sebze ve meyveleri yıkadığınız suları dökmeyip bitki sulama veya temizlik işlerinde kullanarak "ikinci bir hayat" verebiliriz. Duş başlıklarına ve musluklara takılan aeratörler (hava karıştırıcı aparatlar), su akışını azaltmadan yüzde 50’ye varan tasarruf sağlar. Uzmanlar, israfı %5 oranında azaltmanın bile Türkiye ekonomisinde 900 bin ailenin yıllık geçim masrafını karşılayabileceğini belirtiyor. İhtiyaçtan fazla gıda alımının önüne geçilmesi, porsiyon kontrolü ve tarımda akıllı sulama sistemlerine geçiş, 2026 ve sonrası için hayati önem taşıyan stratejiler arasında yer alıyor.





