Son zamanlardaki hesabı ödemeden kaçan kişilerde artışlar kaydedilmekte. Toplumda da bir cezasızlık algısı oluşmuş durumda. Hem faili tespit etmenin zorluğu hem de işletmelerin hukuki süreçle uğraşmak istememeleri nedeniyle bu tür ihlaller çoğalmakta.

Peki hesabı ödemeden kaçanlar için hukuki bir yaptırım var mı?

Bu konuda her olayın oluş şekline göre değerlendirmek gerekir. Bu konuda net bir düzenleme olmadığını söylemek mümkün. Ancak bu fiilin yaptırımı olmadığını göstermez.

Olayın oluş şekline göre bu eylemler;

1-Dolandırıcılık Suçu olarak değerlendirilebilir.

​Hesabı ödemeden kaçma eylemi, genellikle TCK'nın 157. maddesindeki dolandırıcılık suçunun "hizmet dolandırıcılığı" olarak bilinen bir türü şeklinde yorumlanır.

​Bir kişi, hizmeti alma anında ödeme yapma niyeti olmadığı halde, sanki ödeme yapacakmış gibi davranarak hizmetten faydalanırsa, bu durum dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilebilir. ​Bu suça ilişkin ceza, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

2-Güveni Kötüye Kullanma Suçu olarak değerlendirilebilir.

​Bazı durumlarda, özellikle hizmeti sunan kişi ile müşteri arasında bir güven ilişkisi oluştuysa (örneğin, bir eşyasını masaya bırakıp daha sonra gelip alacağını söyleyerek ayrılmak gibi), bu durum güveni kötüye kullanma suçu (TCK madde 155) olarak da ele alınabilir.

​Bu suça ilişkin ceza altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.

3-Hırsızlık Suçu olarak değerlendirilebilir.

​Nadir durumlarda, özellikle çok küçük meblağlar veya hizmeti sunan kişinin haberi olmadan bir şey alıp çıkmak gibi hallerde, eylem hırsızlık suçu (TCK madde 141) kapsamında da değerlendirilebilir. Ancak bu, hesap ödemeden kaçma eylemi için çok sık karşılaşılan bir yorum değildir.

Yargıtay eski tarihli bir kararında bu eylemi suç olarak görmemiş hukuki bir sözleşme olarak görmüştür. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2013/8809 E. 2014/3571 K. Sayılı kararında

‘Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın katılanın işletmekte olduğu lokantada yediği yemeğin parasını vermemesi biçimindeki eyleminin, katılan ile sanık arasındaki hukuki uyuşmazlık (satın alınan hizmet bedelini ödememe) niteliğinde bulunduğu ve özel hukuk hükümlerine göre çözülmesi gereken bir eylem olup suç oluşturmadığı halde, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı biçimde sanığın hırsızlık suçundan hükümlülüğüne karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.’

Bu Yargıtay kararı cezasızlık algısı yaratacağı ve eylemcileri teşvik edeceği için hukuka, toplum vicdanına aykırıdır. Hem eski kararlı olması hem de suçu teşvik etmesi nedeniyle kararın toplumda bir karşılığı bulunmamaktadır.

Olayın gerçek karşılığı Türk Ceza Kanunu'nun 163. maddesinde düzenlenen karşılıksız yararlanma suçudur. Karşılıksız yararlanma suçu, bir mal veya hizmetten bedel ödemeden veya ödeme niyeti olmaksızın faydalanmayı ifade eder.

Karşılıksız yararlanma suçunun temel unsurları arasında, bir mal veya hizmetten fiilen yararlanma, ödeme yükümlülüğünün bulunması ve ödeme niyetinin olmaması yer alır. Suçun oluşması için failin kasıtlı hareket etmesi ve mağdurun bir zarara uğraması gerekir.

Bu suç, günlük hayatta sıkça karşılaşılabilecek durumlarda ortaya çıkabilir ve hukuki sonuçları ciddi olabilir. Genellikle otomatlarda bu suç oluşuyor ama en uygun olan suç tanımı da budur. Yani yemeğin parasını ödemeden olay yerinden ayrılma tıpkı otomat gibi değerlendirilmelidir.

Karşılıksız yararlanma suçu, şikayete bağlı bir suçtur ve mağdurun 6 ay içinde şikayette bulunması gerekir. Ancak, suçun işlenmesiyle kamunun veya mağdurun zarara uğraması halinde, re'sen soruşturma da yapılabilir.
Yeni tarihli Yargıtay kararında ise;

Oluşa ve dosya içeriğine göre; müştekinin pompacı olarak görev yaptığı petrol istasyonuna gelen sanığın, 100 TL tutarında yakıt, 27 TL tutarında gıda maddesi ve sigara olmak üzere toplam 127 liralık alış veriş yaptıktan sonra, kredi kartını araçta unuttuğunu belirterek aldığı ürünlerle birlikte kredi kartını getirmek üzere araca yönelip ödeme yapmadan olay yerinden ayrılması şeklinde gerçekleşen eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın gözetilmesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay eylemin suç olduğu görüşünde ancak eylemin niteliğinin değerlendirmesini (dolandırıcılık, hırsızlık, karşılıksız faydalanma suçu) olayın oluş şekline göre mahkemenin takdirine bıraktığı anlaşılmaktadır.

Medyada Yayınlanması Suç oluşturur mu?

Medyada alenen paylaşması herhangi bir hukuki sorumluluk getirmez. Yeter ki olay gerçek olsun.

İşletme Sahipleri Ne yapabilir?

Restoran hesabı ödemeyenler hakkında icra takibi yapabilir.