Bir topaçın etrafında oynaşan çocuklar, yavan ekmeğin verdiği tat vardı ve dalından bir erik koparanın aldığı haz...

Sevgi ve saygı doluydu hayat.

Hürmetin en yükseğini yaşıyordu insanlık.

Göz ucuyla annelerin çocuklarına bir bakışı, babaların yolu gözlenirdi. Kaliteli filmler, emek emek işlenmiş tiyatro oyunları ve harika komşuluklar ile doluydu hayat.

Şimdilerde yalnızlaşan insanlığa bakınca ne acı...

Bugünün en büyük yalnızlığı, kalabalıkların içinde kaybolmak oldu belki de…

Aynı evin içinde yaşayan insanlar artık birbirinin sesine değil, telefon bildirimlerine kulak veriyor. Aynı sofraya oturan aile bireyleri, bir zamanlar göz göze kurulan sohbetlerin yerini ekran ışıklarına bıraktı.

Eskiden akşam olunca evin içinde çayın sesi, sohbetin sıcaklığı olurdu. Şimdi ise her odadan başka bir ekranın ışığı yansıyor. Baba bir köşede haber izliyor, anne sosyal medyada zaman geçiriyor, çocuklar ise kendi dijital dünyalarında kayboluyor. Aynı çatının altında yaşayan insanlar, farkında olmadan birbirinden uzaklaşıyor.

Oysa insanı ayakta tutan şey sadece yemek, para ya da güzel bir ev değildir. İnsan, anlaşılmak ister. Dinlenmek, hatırlanmak, bir “Nasılsın?” sorusunun samimiyetini hissetmek ister. Ama modern çağın en büyük eksikliği belki de tam burada başlıyor. Herkes konuşuyor, fakat kimse gerçekten birbirini dinlemiyor.

Sosyal medyada binlerce takipçisi olan insanların geceleri sessizce yalnızlıkla mücadele etmesi ne kadar acı…

Paylaşılan mutlu fotoğrafların ardında yorgun ruhlar, eksik sevgiler ve konuşulamayan kırgınlıklar saklı. Çünkü dijital yakınlık, gerçek bir omuzun sıcaklığını vermiyor.

Bugün ailelerin en büyük sınavı geçim derdi kadar iletişimsizlik oldu. Aynı evde yaşayan insanlar birbirinin hayatına yabancı hale geldi. Çocukların derdini telefonlardan öğrenen anne babalar, anne babasının yorgunluğunu fark etmeyen evlatlar çoğaldı.

Belki de yeniden birbirimizin yüzüne bakmayı öğrenmemiz gerekiyor. Bir akşam telefonu kenara bırakıp aynı sofrada gerçekten sohbet etmeyi… Çünkü bazı yalnızlıklar dört duvar arasında büyür ve en çok da kalabalık evlerin içinde sessizce insanı tüketir.

Önümüz bayram. Haydi, hep beraber önce yaşlılarımızı ziyaret ederim, hayır dualarını alalım. Küçüklerimize minik hediyeler hazırlayalım onlara özel küçük bir dokunuşlar yapalım. Sokak hayvanlarına bir tas su koyalım. Komşularımızla bayramlaşalım, yoldan geçen bir simitçiye selam verelim. Vaktimiz varsa bir huzurevine uğrayalım veya ebeveynsiz çocuklara kitaplar alalım. Kilometrelerce uzakta olan dostlarımıza bir alo diyelim. Bayramınız mübarek, aileniz, sıhhatiniz ve huzurunuz daim olsun.