Yapay zekâ artık geleceğin teknolojisi değil, bugünün en önemli güçlerinden biri. Türkiye de bu yarışta yalnızca teknolojiyi kullanan değil, kendi teknolojisini üreten ülkelerden biri olmak istiyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) bu hedef doğrultusunda önemli bir yol haritası ortaya koyuyor.

Planın dikkat çeken tarafı, yalnızca yazılıma odaklanmaması. Enerji, çip ve donanım, veri, insan kaynağı ve finansman gibi yapay zekânın temel ihtiyaçları birlikte ele alınıyor.

Türkiye’nin Türkçe dil yapısına ve yerli veri setlerine uygun yapay zekâ modelleri geliştirmesi, savunma sanayiindeki teknolojik birikimin sağlık ve lojistik gibi alanlara aktarılması hedefleniyor.

Rakamlar da oldukça iddialı.

2030’a kadar yapay zekâ ekosistemiyle 1 trilyon TL’den fazla ekonomik değer oluşturulması, yapay zekâ projelerine 500 milyar TL kaynak aktarılması hedefleniyor.

Ayrıca 5 milyon vatandaşın yapay zekâ okuryazarı olması, 100 bin yapay zekâ uzmanı ve 10 bin ileri düzey araştırmacı ve uzmanın yetiştirilmesi planlanıyor.

Bunların yanında yerli veri merkezlerinde 1 GW hesaplama kapasitesine ulaşılması da hedefler arasında.

Ancak burada asıl mesele rakamlardan çok, bu hedeflerin ne kadarının hayata geçirileceği.

Çünkü yapay zekâ yarışında zaman çok hızlı ilerliyor. Türkiye'nin genç nüfusunu, üniversitelerini, girişimcilerini ve sanayisini aynı hedefte buluşturması gerekiyor.

Kısacası Türkiye artık yapay zekâyı sadece tüketmek değil, üretmek ve kendi sözünü söylemek istiyor.

Önümüzdeki dört yıl, bu hedefin gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceğini gösterecek.