Serbest piyasa ekonomisinin en temel işlevlerinden biri, kamusal hizmetlerin kamu kurumu tarafından değil, kamu kurumunun kaynaklarını kullanarak kiralama ya da o hizmetleri ihale yoluyla özelleştirmesini öngörmesidir.

40 yıldır merkezi hükümetler ve belediyeler tarafından tercih edilen model budur.

Özellikle son 25 yıldır AK Parti iktidarı tarafından sadece kamu hizmetleri değil, kamu kurumlarının bizatihi kendisi haraç-mezat satılarak özelleştirilmiş, kamusal alanlar “kamu, özel iş birliği” adı altında toplumsal hizmeti öngören değil sermayenin kâr elde etmesini esas alan neoliberal politikalar uygulanmıştır.

“Bugün yaşanan enflasyon, hayat pahalılığı, ucuz işgücü, sendikasızlaştırma, yoksullaşma, işsizlik, güvencesizliğin nedeni özelleştirme ve kamu kaynaklarının servet transferi aracı olarak kullanılmasıdır…”

Kamu kaynaklarının yerel anlamda özel şirketlere transfer edilmesinin aracı ise belediyelerdir.

Özellikle 1986 yılından sonra belediyelerin kamusal hizmet alanları hızla özelleştirilmiş; böylece başta kent içi toplu taşıma olmak üzere altyapı yatırımları, temizlik ve çöp toplama, park-bahçe hizmetleri, kent içi ve kısal alan yollarının imalatı, atık-su ve içme suyu, yapı denetimleri ve imar düzenlemeleri ile iş ve hizmet araçlarının kiralanması servet transferlerinin aracı haline getirilmiştir…

Belediyelerin kendi kurumları üzerinden yapması gereken hizmetlerin özel şirketlere devredilmesi bugün yaşanan “belediyelerde yolsuzluk” olaylarının temel nedeni olduğu gibi bu şirketlerin varoluş nedeni kar elde etmek olduğundan belediye hizmetlerinin de pahalı hale gelmesinin yolunu açmıştır.

Keza belediyelerin kendi yapması gereken hizmetlerinin ihale yoluyla özelleştirilmesi basında çarşaf çarşaf yer alan ahlaksız işlemlere de çanak tutmuştur.

“Servet transferi, yolsuzluk, ahlaksız cinsel ilişiklerin yanı sıra haksız kazanç elde edilmesi, kara para aklama mekanizmasının kurulması belediye hizmetlerinin ihale yoluyla özelleştirilmesinin sonucudur.”

Özellikle belediyelerde iş ve hizmet aracı kiralama yöntemi ile aracı firmalara ciddi servet kazandırıldığı gibi belediyenin malı olan milyarlarca liralık iş makineleri ve hizmet araçları çürümeye terk edilmiştir…

“İşte bu nedenle geçen hafta Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından kredi kullanmadan kendi özkaynaklarıyla 1 milyar 775 milyon liralık 283 adet iş makinesinin satın alınmasını ve Başkan Vekili Büşra Özdemir’in 1 Ekim 2026 gününden itibaren iş makinesi KİRALAMASINA son verildiğini açıklamasını çok kıymetli buluyorum…”

Ve yine Büyükşehrin araç alımından bir gün önce Antalya’nın altyapı yatırımlarının omurgası olan ASAT tarafından da 202 milyon lira ödenerek 30 adet iş makinesinin alınması son derece önemli bir adım…

Antalya halkı, iş makinelerinin alımı ve kiralamaya son verilmesinden sonra Başkan Vekili Büşra Özdemir’den toplu taşıma konusunda da bir adım atmayı bekliyor…

Belediyeye ait olan otobüs sayısının artırılması, özel halk otobüslerinin böylece giderek azaltılması ulaşımda özelleştirme sonucu yaratılan servet transferine ve pahalı ulaşım hizmetine son verecektir…

Mustafa Akaydın ile başlayan, Muhittin Böcek ile süren otobüs alımlarının devam ettirilmesi, kent içi toplu taşımada belediye otobüslerinin ağırlıklı olarak yer alması, kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını ve halka ucuz, kaliteli hizmet verilmesini sağlayacağı gibi bu alanda muhtemel yolsuzlukların da önüne geçecektir, tıpkı araç kiralamaya son verilmesi gibi…