Sistemi devam ettirmek isteyen iç ve dış egemen güçler, önce bu sistemi ortadan kaldıracak siyasi yapıyı, yani CHP’yi alabora ettiler…
Bunun için önce iradesini satın aldıkları kurultay yoluyla tek adam sistemi yerine parlamenter sistemi getirme konusunda kararlı olan ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde tek gündem maddesi olarak bunu topluma sunan Kılıçdaroğlu tehdidini(!) izole ettiler…
İmamoğlu-Özel ikilisi ve yakın kurmayları ise hemen Türkiye’nin gündemine “erken seçim yok” kavramını soktular, yerel seçimde alınan yüzde 37’lik oy oranına rağmen…
(Bu oyların yüksekliği Kılıçdaroğlu’nun birleşik muhalefeti oluşturmasının sonucudur.
İmamoğlu-Özel ikilisinin başarısı değildir.)
Erken seçimi gündemden düşürmekle kalmayıp parlamenter sistemi konuşmak yerine, tek adam sistemini meşrulaştıran bir hamle yaparak önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyaret ettiler, sonrasında CHP Genel Merkezine Cumhurbaşkanlığı forsunu çektirerek Erdoğan’ı partide ağırladılar…
Ancak İmamoğlu ve birçok belediye başkanı yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla tutuklandıktan sonra anladılar siyasi mücadelenin öyle kolayca “kardeş kardeş” yürütülemeyeceğini…
Yerel seçimde alınan yüzde 37’lik oy gücünün meydana getirdiği siyasi baskıyı erken seçim gündemiyle kullanamadıkları gibi “yüzde 37’lik oy baskısını kullanamayarak iktidara, CHP ile oynayabilecekleri alan açtılar…”
Nitekim İmamoğlu-Özel ikilisinin kurultay iradesini sakatladıkları gerekçesiyle CHP yönetiminden mahkeme kararıyla uzaklaştırılması, Kılıçdaroğlu ve 37. Kurultayın seçtiği MYK ve Parti Meclisinin yeniden göreve gelmesi tam da iktidarın istediği şekilde sonuçlandı ve CHP karpuz gibi ikiye ayrıldı.
İmamoğlu-Özel ikilisinin kurdukları Yeni Parti ise tam bir hüsran oldu…
Yüzde 37 ile yola çıkan bu kadro, bugün (anketlere göre) yüzde 17’lere kadar gerilemiş durumda.
3 sene içinde nereye gitti bu yüzde 20’lik toplumsal destek?
Bunu bugün ortaya çıkan fotoğrafta aramak gerekir.
2024 yerel seçiminde bu ikilinin belirlediği İstanbul ve ilçeleri ile diğer illerdeki belediye başkanlarının 40’tan fazlası yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla tutuklu ve yine 40’tan fazla belediye başkanı da AK Partiye geçmiş durumda…
CHP’de başlayıp Yeni Partiyle süren bu siyasi yapılanmaya bakan seçmenler, bu kadroların bir kısmını hırsızlık yaptığını bir kısmının da seçildiği partiye inançlarının olmadığını gibi bir resimle karşılaştıklarından güven ve desteklerini çekmiş durumdalar…
Nitekim 2025 Aralık ayındaki anketlerde kararsızların oyu yüzde 11 iken, Ekim 2026 anketlerinde bu oranın yüzde 27 olarak çıkması İmamoğlu-Özel ikilisine olan desteğin sönümlendiğini göstermesi bakımından önemli…
Özgür Özel ve Yeni Partili kadroların yapılan bu operasyonlara yönelik olarak ileri sürdükleri “yapılanlar siyasi operasyondur” ifadeleri de artık yeterli karşılık bulamamaktadır…
2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde “seçilecek aday” olarak ileri sürülen, daha sonra CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak yapılan önseçimde 15,5 milyon oy aldığı açıklanan Ekrem İmamoğlu’na olan desteğin anketlerde yüzde 6 olarak çıkması yapılan operasyonun siyasi değil, adli bir operasyon olduğu inancının toplumda kabul gördüğünü açıklamaktadır.
Seçimlere doğru ilerleyen süreçte İmamoğlu-Özel ikilisinin izlediği bu politikalarla Yeni Partinin daha fazla kan kaybedeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok.
Başta yazdığım gibi tek adam sistemini sürdürmekten yana olan iç ve dış egemenler şimdilik kaydıyla parlamenter sistemin kurulması riskini CHP ve Yeni Parti parçalanmasıyla ortadan kaldırdılar…
Ama net olan bir şey varsa o da Türkiye’nin artık bu sistemi kaldırmaya gücünün kalmadığıdır.