Türkiye'de milyonlarca memur, emekli ve asgari ücretlinin gözü 2027 yılının ilk günlerinde maaşlarına yapılacak artışlara çevrilmiş durumda. TÜİK'in açıkladığı Ekim 2026 enflasyon verileri, yeni yıl maaş zamlarına ilişkin hesaplamalarda önemli bir aşamanın geride bırakıldığını gösteriyor. Ancak ortaya çıkan tablo, yalnızca zam oranlarının değil, vatandaşın gerçek satın alma gücünün de yeniden tartışılması gerektiğini ortaya koyuyor.

Ekim ayında tüketici fiyatları aylık yüzde 2,58, yıllık yüzde 29,77 arttı. Yılın ilk on aylık dönemindeki enflasyon ise yüzde 27,52 seviyesine ulaştı. Özellikle temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarındaki fiyat artışları dikkate alındığında, ikinci altı aylık dönemin dört aylık birikimli enflasyonu yaklaşık yüzde 8,29 oldu. Dolayısıyla ocak ayında yapılacak maaş artışlarının önemli bir bölümü şimdiden şekillenmeye başladı.

SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinde zam hesabı

SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin ocak ayındaki maaş artışları, temmuz-aralık döneminde gerçekleşecek altı aylık enflasyona göre belirlenecek. Ekim ayı itibarıyla bu oran yüzde 8,29'a ulaşmış durumda. Kasım ve aralık aylarında gerçekleşecek enflasyon da eklendiğinde emeklilerin kesin zam oranı ortaya çıkacak.

Örneğin bugün 20.000 TL emekli aylığı alan bir vatandaşın maaşı, yalnızca dört aylık yüzde 8,29'luk artış üzerinden hesaplandığında 21.658 TL'ye yükseliyor. 25.000 TL aylık alan bir emeklinin maaşı ise 27.072,50 TL oluyor. Ancak bunlar kesinleşmiş zamlar değil, dört aylık enflasyon üzerinden yapılan ara hesaplamalardır.

Burada asıl sorun, açıklanan zam oranının emeklinin geçim koşullarını ne ölçüde iyileştireceğidir. Çünkü gıda, kira, enerji, ulaşım ve sağlık harcamalarındaki artış, sabit gelirli kesimlerin bütçesinde ciddi baskı oluşturuyor. Emekli maaşına yapılan artışın önemli bir bölümü daha cebe girmeden temel ihtiyaçlara ayrılmak zorunda kalıyor.

Memur ve memur emeklileri için farklı hesaplama

Memur ve memur emeklilerinin maaş artış sistemi SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinden farklı işliyor. Toplu sözleşme zammına ilave olarak enflasyon farkı da dikkate alınıyor.

2027 yılının ilk altı ayı için toplu sözleşme artışı yüzde 5 olarak belirlenmiş durumda. 2026 yılının ikinci yarısındaki yüzde 7'lik toplu sözleşme artışını aşan enflasyon, memurlara enflasyon farkı olarak yansıtılacak.

Ekim sonu itibarıyla dört aylık yüzde 8,29'luk enflasyon dikkate alındığında yaklaşık yüzde 1,20 enflasyon farkı oluşuyor. Bunun üzerine yüzde 5 toplu sözleşme artışı eklendiğinde memur ve memur emeklileri için şimdilik yaklaşık yüzde 6,27'lik bir artış hesaplanıyor. Kasım ve aralık ayı enflasyonu bu oranı değiştirecek.

Örneğin 70.000 TL maaş alan bir memur için yüzde 6,27 artış yaklaşık 4.389 TL ilave gelir anlamına geliyor. Böylece maaş 74.389 TL seviyesine çıkıyor. Ancak bu rakam da dört aylık veriye dayalı geçici bir hesaplamadır.

Asgari ücrette beklenti daha yüksek

Asgari ücretliler açısından durum biraz daha farklı. Çünkü asgari ücret artışı doğrudan altı aylık enflasyon farkına bağlanmış otomatik bir sistemle belirlenmiyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonunun yapacağı değerlendirme, ekonomik koşullar ve hükümetin alacağı karar belirleyici olacak.

2026 yılında net 28.075,50 TL olarak uygulanan asgari ücretin 2027 yılında ne kadar olacağı henüz kesinleşmiş değil.

Olası artış senaryolarına baktığımızda;

  • Yüzde 20 zam yapılması halinde net ücret 33.690,60 TL,
  • Yüzde 25 zam yapılması halinde 35.094,38 TL,
  • Yüzde 30 zam yapılması halinde 36.498,15 TL olacaktır.

Bu hesaplamalar, asgari ücretteki artışın farklı oranlarda gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak brüt değil, net ücret karşılıklarını göstermektedir.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Asgari ücrette yüzde 25 artış yapılması, fiyatlar genel seviyesinin de aynı oranda arttığı bir ortamda çalışanların refahını otomatik olarak yüzde 25 yükseltmez. Geçmiş enflasyonun telafisi ile gelecek dönemin satın alma gücünün korunması birbirinden farklı konulardır.

Zam oranı kadar alım gücü de önemli

Türkiye ekonomisinin önündeki en önemli sorunlardan biri, ücret artışları ile hayat pahalılığı arasındaki dengenin kurulamamasıdır. Ücretler artırılıyor ancak fiyatlar da yükselmeye devam ediyorsa çalışanların ve emeklilerin ekonomik koşullarında kalıcı bir iyileşme sağlanamıyor.

Bu nedenle 2027 yılı maaş düzenlemelerinde yalnızca geçmiş altı aylık enflasyonun karşılanması yeterli görülmemelidir. Gıda ve kira gibi zorunlu harcamaların ağırlığı, düşük gelirli kesimlerin bütçeleri üzerindeki baskı ve gelir dağılımındaki bozulma mutlaka dikkate alınmalıdır.

Önümüzdeki iki aylık enflasyon verisi, ocak zamlarının kesinleşmesinde belirleyici olacak. Fakat asıl başarı, açıklanacak zam oranlarının vatandaşın hayatına nasıl yansıyacağıyla ölçülecektir.

Benim değerlendirmeme göre 2027 yılına girerken ücret politikasının temel hedefi yalnızca enflasyon kadar zam yapmak değil, kaybedilen satın alma gücünü yeniden kazandırmak olmalıdır. Çünkü maaşın rakamsal olarak büyümesi, vatandaşın refahının da büyüdüğü anlamına gelmiyor. Ekonomik başarının gerçek ölçüsü, insanların ay sonunu borçlanmadan getirebilmesi ve gelirleriyle insanca yaşayabilmesidir.

NOT: Ekim sonu itibarıyla kesinleşen dört aylık oranlar, nihai ocak zamları değildir. Kasım ve aralık enflasyonu beklenecektir. Asgari ücret senaryoları ise olası artışları göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Veriler ve hesaplama yöntemi için TÜİK'in Ekim 2026 enflasyon açıklaması, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ücret istatistikleri ve mevcut toplu sözleşme hükümleri esas alınmıştır.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]