Türkiye, sahip olduğu iklim ve ekolojik özellikleri sayesinde zengin bir mantar florasına sahiptir. Sonbahar ve İlkbahar aylarında özellikle Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz bölgelerindeki ormanlar çok sayıda yabani mantar türüne ev sahipliği yapmaktadır. Bu mantarlar her yıl binlerce insanı cezbetmektedir.

İçinde bulunduğumuz Sonbahar aylarında havaların ılık ve yağışlı gitmesiyle ormanlık alanlar mantar avcılarına ev sahipliği yapıyor. Bu doğal zenginlik önemli bir halk sağlığı sorunu olan “mantar zehirlenmeleri”ni beraberinde getirmektedir. Son günlerde basına düşen bazı haberlerde mantar zehirlenmelerini de okumaya başladık.

Ülkemizde mantar zehirlenmelerinin başlıca nedeni, özellikle kırsal kesimde yaygın olan doğadan toplanan mantarların tüketilmesidir. Hem toplayanlar hem de toplanıp pazarlarda satılanları alanlar bu riskle karşı karşıya kalmaktadır.

Doğadan mantar toplamak için gidenlerin birçoğu bu konuda tecrübesizdir. Tecrübeli olsalar bile bazen mantar türlerini ayırt edemeyebilirler. Çünkü doğada yetişen mantarların güvenli olup olmadığını yalnızca görünüşlerine bakarak anlamak çoğu zaman mümkün değildir. Yenilebilir ve zehirli mantar türleri aynı bölgede yan yana yetişebilirler. Hatta bazı zehirli türler görünüş bakımından yenilebilir türlere son derece benzeyebilirler.

Doğadaki mantarları yanlış tanımlamadan kaynaklanan zehirlenmelerin yanında yıllardır nesilden nesile aktarılan hatalı inanışların etkili olduğu zehirlenmeler de vardır. Çünkü pek çok kişi mantarların zehirli olup olmadığını çeşitli yöntemlerle anlayabileceğine inanır. Oysa bilimsel çalışmalar bu yöntemlerin hiçbirinin güvenilir olmadığını göstermektedir. Halk arasında yaygın olarak bilinen hatalı bilgileri şu şekilde sıralayabiliriz:

ü Mantar koparıldığında iç kısmı mavileşiyorsa zehirlidir.

ü Gümüş kaşık veya para ile kaynatılan mantar zehirliyse gümüş kararır.

ü Zehirli mantarları salyangozlar yemez.

ü Çayırlarda yetişen mantarlar zehirsizdir.

ü Hoş kokulu ve lezzetli mantarlar güvenlidir.

ü Şapkası kırıldığında renk değiştirmeyen mantarlar tehlikesizdir.

ü Ağaç üzerinde yetişen mantarlar zehirsizdir.

ü Tuzlu veya sirkeli suda kaynatmak zehri yok eder.

ü Zehirli ve yenilebilir mantarlar farklı topraklarda yetişir.

ü Kurutulmuş mantar zehirli olmaz.

ü Pişirme işlemi mantarın zehrini ortadan kaldırır.

ü Mantarı yoğurtla yemek zehirlenmeyi önler.

Bu inanışların tamamı yanlıştır ve insanları sahte bir güven duygusuna sürükleyebilir. Mantarların zehirli olup olmadığı kokusuna, tadına, yetiştiği yere veya pişirilme şekline bakılarak belirlenemez. Bazı ölümcül mantar toksinleri kaynatma, kızartma, kurutma veya dondurma işlemlerine rağmen etkisini korumaktadır.

Mantar zehirlenmeleri yalnızca mide bulantısı ve kusma gibi geçici rahatsızlıklara yol açmaz. Bazı türlerin içerdiği toksinler karaciğer ve böbreklerde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir ve ölümle sonuçlanabilir. Bu nedenle şüpheli mantar tüketiminden sonra ortaya çıkan belirtiler asla hafife alınmamalıdır.

Pek çok insan mantarları topluyor, hepsi mi zehirlenecek diyebilirsiniz. Diğer toplayanların ne topladığını ve ne zaman zehirli bir matara denk geleceklerini bilemezsiniz. Ve bu zehirliliğin etkisi insan fizyolojine göre değişir. Bu hayata bir kez geldiğimize göre kendi elimizle riske atmamalıyız.

Peki zehirlenme meydana geldiyse neler yapılmalıdır? Bu konu üç aşamalıdır:

İlk aşama arazi evresidir. Tüketilen mantarın mümkünse bulunduğu ortamdan örnek alınmalı, bu mümkün değilse hastanın kusmuğundan spor örnekleri elde edilmelidir. Bu materyaller daha sonra teşhis amacıyla kullanılabilir.

İkinci aşama laboratuvar evresidir. Toplanan mantar örnekleri veya sporlar uzman taksonomistler tarafından incelenerek tür teşhisi yapılır. Böylece zehirlenmeye neden olan mantarın hangi tür olduğu ve hangi zehirlenme sendromu olduğu belirlenir.

Üçüncü ve en kritik aşama ise klinik evredir. Tür teşhisinden elde edilen bilgiler doğrultusunda gerekli tıbbi müdahale hekimler tarafından gerçekleştirilir. Erken tanı ve doğru tedavi birçok vakada hayat kurtarıcıdır.

Sonuç olarak, türü uzmanlar tarafından kesin olarak tanımlanmamış hiçbir yabani mantar tüketilmemelidir. Doğanın sunduğu her mantar sofraya uygun değildir. Bir öğünlük merak, bazen geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle kulaktan dolma bilgilere değil, bilimsel verilere ve uzman görüşlerine güvenmek hayati önem taşımaktadır.