Ülkelerin tarihinde bazen öyle olaylar yaşanır ki, bu olaylar uzunca yıllar o toplumda ağır travmaların yaşanmasına yol açar.

12 Eylül 1980 askeri darbesi, sadece sosyalist-solun üzerinden silindir gibi geçmemiş, Kürt kimliğinin yok edilmesi, inkarın ve asimilasyonun en ağır uygulamalarının yaşandığı bir dönem olmuştur.

Sosyalist sol kadrolar Mamak Askeri Cezaevinde en ağır işkencelere maruz kalırken orada yaşananların daha ağırı, daha acımasızı “Diyarbakır 5 Nolu cezaevinde” yaşanmıştır.

“Orhan Miroğlu,” işkence, ölümler, en aşağılık insan hakları ihlallerinin yaşandığı yer olarak Kürt halkının hafızalarında yer alan Diyarbakır 5’nolu cezaevinde o dönem yaşananları kendisinin de mahkûm olarak tanık olduğu olayları ve işkenceleri belgesel filme dönüştürdü.

POSTA KUTUSU 213 adıyla Altın Portakal Film Festivalinde gösterime sunulan bu filmde o dönem mahkûm olan tanıkların anlattıklarını dinledikçe inan bana insan olduğumuzdan dolayı utanmamak elde değil…

Siyaset bilimcilerinin de ileri sürdükleri gibi 50 yıldır süren iç çatışmanın dağ kadrolarının oluşmasının nedenlerinden en önemlisi, Diyarbakır Cezaevinde Kürt siyasi kadrolarının insanlık dışı ve akla gelebilecek en aşağılık işkencelerden geçirilmesidir, dersek sanırım çok yanılmış olmayız.

Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde 1980–1984 yılları arasında yaşananlar, Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır insan hakları ihlalleri dönemlerinden biridir.

İşkence ve kötü muamele tanıklıkları, mahkûmların ölümleri ve direniş eylemleri, bu cezaevini sıradan bir ceza infaz kurumunun ötesinde tarihsel bir simge hâline getirdi.

Bu tarihi anlamak için üç konuyu birlikte değerlendirmek gerekir:

12 Eylül darbesinin baskıcı rejimi, Kürt kimliğine yönelik asimilasyon uygulamaları, işkenceler ve mahkûmların bu uygulamalara karşı direnişi.

Yaşanan bu en ağır ve en acımasız uygulamaları protesto etmek isteyen 4 mahkûmun kendini ateşe vererek ve onlarca mahkûmun kimilerinin işkencede kimilerinin de ölüm oruçlarıyla hayatlarını kaybetmelerine yer verilen belgesel film, 12 Eylül Darbesi sonrasında ki 46 yılı siyaseten anlamak açısından önemli bir çalışma…

Kürt siyasi ve sosyal hareketlerini yakından izleyen ve içinde olan, 12 Eylül’den sonra uzun yıllar Diyarbakır 5’nolu cezaevinde mahkûm olarak yatan, iki dönem AK Parti milletvekili olarak görev yapan, akrabası olan ve Kürt halkı tarafından sevilip sayılan ve halkın “Ape Musa” olarak adlandırdığı yazar Musa Anter’in uğradığı suikasttan yaralı olarak kurtulan “Orhan Miroğlu’nu” tarihe not düşen bu çalışmasıyla kutlamak gerek…

Demokrasi ile yönetilen devletler zaman zaman buna benzer olayların sorumlusu olarak özeleştiri yapar ve özür diler…

1926 yılında İskilipli Atıf’ın idamıyla başlayan solun simgesi haline gelmiş Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamıyla süren ve siyasi idamların yaşandığı “Ulucanlar Cezaevinin müzeye dönüştürülmesi devletin özeleştirisidir…”

Terörsüz Türkiye Programının uygulanmaya başladığı bu dönem Diyarbakır 5 No’lu cezaevinin de Sayın Cumhurbaşkanının açılışını yapacağı bir müzeye dönüştürülerek Kürt halkına karşı özeleştiri yapılmasının da zamandır.

Kültür ve Turizm Bakanlığının bu yönde bir çalışmasının olduğu biliniyor…

Son olarak şunun altını çizmek isterim…

POSTA KUTUSU 213 belgesel filmini mutlaka izleyin…

Son gösterimini Cuma günü saat 21.00 de Migros AVM Paribu Cineverse salonunda izleyebilirsiniz….

Bu belgeselin Festivalde gösterimini sağlayan “Sanat Yönetmeni Deniz Yavuz ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir’e” teşekkür ediyorum