Nihayet gitti…
İki hafta önce yazdığım “Git be kardeşim” başlıklı yazımda Mansur Yavaş’ın “siyasi defolarını” yazmış ve bir an önce CHP’den istifa etmesi gerektiğini belirtmiştim…
Yazdığım gibi oldu ve gitti…
Ancak giderken yaptığı açıklama asla bir zamanlar cumhurbaşkanlığına aday olması ciddi olarak düşünülen bir siyasetçi açıklaması değil.
Bakın yaptığı istifa açıklamasının sonunda ne diyor;
“Seçmenin iradesine sadakat siyasetin namusudur…”
El-hak… doğrudur ve imzamı atarım bu söze…
Ama gelin bunu bir sorgulayalım.
“Sayın Yavaş, seni ABB Başkanlığına taşıyan seçmen iradesi bireysel mi, kurumsal mı?”
Seçmenin yüzde 60’ı “Mansur Yavaş iyi adamdır” diye mi oy verdi, yoksa aday kim olursa olsun ben CHP’ye oy veririm mi dediler…
Ya da ülkücüler, şahsına mı oy verdi, yoksa Mansur eski MHP’lidir diyerek mi oy verdi?
Kısaca burada tezahür eden seçmen iradesi tam anlamıyla “siyasi irade değil midir?…”
Kendin yazmışsın, “insanlar sandığa giderken yalnız isme değil, siyasi iradeye oy verir” demişsin…
“Öyleyse seçmenin siyasi nitelikli verdiği oya sahip olmak sadakat göstermek o siyasi iradeye ihanet etmemek demektir.
Aksi siyasi namusu lekelemektir…
Ve siz siyasetin namusunu kirlettiniz…”
Yine istifa açıklamasıda öyle bir cümle var ki okuyunca “aman tanrım, iyi ki cumhurbaşkanı adayı olmamış, iyi ki CHP’den istifa etmiş” dedim içimden…
Cümle aynen şöyle;
“Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa…”
Dikkat ettiniz değil mi sondaki (...sa) ekine…
Yani Mansur Yavaş’ın ülkemizde iktidar değişikliğinin sandık yoluyla olamayacağına dair kuşkuları var…
İddialı bir siyasetçi şöyle der,” İktidarı halk iradesiyle gönderdikten sonra…”
İnsan sormadan edemiyor;
Ey Mansur Yavaş, yakın gelecekte iktidar değişikliği için bir darbe planlaması mı var?
Eğer bu konuda bir bilginiz varsa, (o cümledeki -sa- ekini bir siyasetçi cümle akışına göre rastgele değil böyle hassas bir ifade ancak bilgiye dayalı yazabilir) bunu kamuoyuna açıklamalısınız…
Böyle bir hazırlığın yapıldığını biliyor ve bunu kamuoyuna açıklamıyorsanız halk iradesinin namusunu ikinci kez kirletmiş olacaksınız…
Birisi çocukluğumda (27 Mayıs) olmak üzere 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerini sıcak yaşamış birisi olarak Mansur Yavaş’ın bu açıklaması beni rahatsız etmiştir.
Gelelim açıklamasında ki bir başka çelişkiye…
Diyor ki “19 Mart’ta başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmalarının yaşanması (..) hepimizin üzülerek takip ettiği noktaya getirmiştir.”
Şimdi bu beyzadeye soralım bakalım.
38. Kurultayda yaşanan ve İmamoğlu ile Özgür Özel ve avenelerinin kurultay iradesini sakatlayan kirli ilişkilerden haberin yok muydu?
Eminim ABB Başkanı olarak “kuşların” tarafından, yaşanan tüm kirlilikler sana iletilmiştir.
Haberinin ve bilginin olmaması mümkün değil.
Ve insana sorarlar, “mutlak butlan kararının alınmasına yol açan sürecin müsebbibi Kılıçdaroğlu mu, yoksa İmamoğlu ve Özel’in partiyi ne pahasına olursa olsun ele geçirmek için her türlü kirli ilişkiyi kullanmaları mı?”
Mutlak butlandan rahatsızlığını beyan ederken neden bu kararı alınmasına neden olanlardan da rahatsızlık duyduğunu beyan etmiyorsun?
Eyyamcısın Mansur Yavaş,