Antalya’da toplu ulaşım, yıllardır çözülemeyen kronik bir sorun olmaktan çıkıp halk için günlük bir çileye, adeta bir sabır testine dönüştü. Turizm başkenti olma iddiasındaki bir kentte, vatandaşın temel ulaşım hakkı ne yazık ki yıllardır idari otoritelerin siyasi hesaplarına ve esnaf odalarının keyfi uygulamalarına kurban ediliyor…

Şehrin göbeğinde, duraklarda saatlerce bekleyen insan manzaraları artık Antalya için sürpriz değil. Yazın 40 dereceyi aşan kavurucu sıcakta, kışın ise bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında çile çeken halkın yaşadıkları ne hikmetse yetkililerin gündemine bir türlü giremiyor…

Adında ‘halk’ kelimesi geçen ancak uygulamalarıyla halkın taleplerine son derece uzak bir görüntü çizen Özel Halk Otobüsleri Odası, halka uzak, halka saygısız ve halka düşman tavırlarla kent ulaşımını adeta kendi kurallarıyla yönetiyor…

Yerel yönetimden canları her sıkıldığında zam talep eden, maliyet girdilerini gerekçe gösterip her defasında istediğini alan bu anlayış, iş hizmet kalitesine geldiğinde ise tamamen ortadan kayboluyor. Alınan zamlara, sağlanan kolaylıklara rağmen sunulan hizmetteki keyfilik bitmek bilmiyor…

Sığınak Haline Gelen ‘Arıza’ Gerekçesi

Durakta dakikalarca bekledikten sonra gelmeyen otobüsün hesabını sormak için ilgili birimleri aradığınızda alınan basmakalıp cevap hep aynı: "Arıza yaptı." Görev ihmallerinin, sefer iptallerinin üzerini örtmek için ‘arıza’ kelimesi pratik bir sığınak olarak kullanılıyor.

Keyfi Güzergah Değişiklikleri

Bir sokakta çalışma olduğu gerekçesiyle koca bir semti pas geçmek, onlarca durağı görmezden gelip kafasına göre farklı yollardan gitmek sıradan bir uygulama haline geldi. (Bu durum son 15 gündür Kızılarık Mahallesi’nde yaşanıyor) Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki otobüsler aynı yoldan, hiçbir sapma yapmadan tıkır tıkır geçerken, özel halk otobüslerinin mahalleyi mağdur etmesi hangi ulaşım disipliniyle açıklanabilir?

Müşteri Değil ‘Yük’ Gören Anlayış

Durakta bekleyen onlarca insanı, kadını, genci, yaşlıyı, öğrenciyi görmezden gelip transit geçen, yolcuya saygıyı ve bilgilendirmeyi tamamen unutan bu yaklaşım, yolcuyu ‘müşteri’ değil ‘yük’ olarak görüyor.

Seçim kaygısıyla verilen tavizler

Bu tablonun en büyük sorumlularından biri de hiç şüphe yok ki idari otorite. Siyasi kaygılar ve seçim hesaplarıyla ulaşım esnafına verilen her taviz, vatandaşa aksayan seferler, çekilmez sıcaklar ve mağduriyet olarak geri dönüyor. Oysa belediyelerin temel görevi bir avuç esnaf odasının taleplerini ezbere karşılamak değil, vergisini veren, o kentte yaşayan milyonlarca vatandaşın nitelikli, zamanında ve insani koşullarda ulaşım almasını sağlamaktır.

Antalya halkı artık ‘arıza’ masalları dinlemek, duraklarda esir kalmak istemiyor. Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ya bu denetimsizliğe ve keyfiliğe son vererek yaptırımları kararlılıkla uygulayacak ya da Antalya halkına bu çileyi reva gören anlayışın ortağı olarak anılmaya devam edecektir. Şehir içi ulaşım bir ayrıcalık değil, en temel kamusal haktır. Bu hakkın gasp edilmesine daha fazla göz yumulamaz.