Antalya’nın gözbebeği, örtü altı tarımın ve turizmin merkezi Demre, iklim krizinin ve altyapı yetersizliğinin faturasını ne yazık ki çok ağır ödüyor. Sadece 15 gün arayla ilçeyi sarsan iki büyük sel felaketi, doğanın artık bizi uyarmadığını, doğrudan cezalandırdığını net bir şekilde gösteriyor. Can kaybının yaşanmaması tek tesellimiz olsa da milyarlarca liralık tarımsal zarar, sular altında kalan evler ve Akdeniz’in can damarı D-400 karayolunun ulaşıma kapanması, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.
Demre Belediye Başkanı Fahri Duran’ın felaketin ardından Devlet Su İşleri (DSİ) ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne hitaben yaptığı “Bize omuz verin, burayı kalıcı olarak kurtarın” çağrısı, yerel bir feryat değil; bilimsel ve idari bir gerçeğin ilanıdır. Demre gibi coğrafi yapısı gereği dağlardan inen azgın suların kıskacında olan bir ilçeyi, sadece ilçe belediyesinin bütçesi ve iş makineleriyle korumak imkansızdır. Artık günübirlik müdahalelerin bittiği, kalıcı ve kurumsal bir altyapı reformunun kaçınılmaz olduğu dönüm noktasındayız. Çözüm; masanın etrafında tüm kurumların eksiksiz toplandığı 'Entegre Havza Yönetimi' modelindedir.
Peki, Demre’yi bu kronik esaretten kalıcı olarak nasıl kurtaracağız? Mühendislik ve teknoloji eksenli üç temel adım, bu makus talihi değiştirmeye yetecektir.
İlk olarak, valilik başkanlığında DSİ, Antalya Büyükşehir Belediyesi (ASAT) ve Demre Belediyesi ortaklığında bir koordinasyon kurulu kurularak acilen 'Demre Sel Master Planı' hazırlanmalıdır. Selin vurduğu seraları ve ilçe merkezini kurtarmanın yolu, ovaya bent çekmek değil, suyun dağdaki hızını kesmektir. Yukarı havzalara inşa edilecek tersip bentleri ve sel kapanları, suyun ovaya çamur, taş ve ağaç dallarıyla inmesini engelleyecektir.
İkinci olarak, üreticinin kalbi olan seraların korunması için 'Kuşaklama Kanalları ve Entegre Drenaj Şebekesi' kurulmalıdır. Dağdan inen sel suları, tarım alanlarına girmeden D-400 karayolunun üst kısmında inşa edilecek devasa bypass kanallarıyla yakalanmalı ve doğrudan denize deşarj edilmelidir. Ayrıca D-400 karayolu altındaki mevcut köprü ve menfezlerin debiyi kaldıramadığı artık tescillenmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, bu hat üzerindeki sanatsal yapıları acilen genişletmeli, ulaşımdaki tıkanıklığın önüne geçmelidir.
Üçüncü ve en akılcı adım ise kriz anını teknolojiyle yönetmektir. Büyükşehirlerin başarıyla uyguladığı 'Görüntü İşleme ve Akıllı Erken Uyarı Sistemleri' Demre’nin dere yataklarına kurulmalıdır. Su seviyesi yükseldiği an çiftçinin cebine düşecek bir SMS, milyonlarca liralık mahsulün ve canların kurtulmasını sağlayacaktır. Dahası, yukarılarda tutulan bu azgın sular, inşa edilecek mikro tarımsal göletlerle yaz aylarında seraların sulama ihtiyacını karşılayacak birer kaynağa dönüştürülebilir.
Demre halkı ve üreticisi, her şiddetli yağmurda 'Yine mi sel vuracak?' korkusuyla yaşamak istemiyor. Gün, siyaset üstü bir anlayışla, devletin tüm kurumlarının Demre’ye omuz verme günüdür. DSİ’nin mühendislik gücü, Büyükşehir’in bütçesi ve Demre Belediyesi’nin saha hakimiyeti birleşirse, Demre bu makus talihini yenecektir. Aksi takdirde, bir sonraki sağanak yağışta sadece seraları değil, geleceğimizi de sulara gömeceğiz.
Eski bir denizci sözü der ki: 'Gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgardan yardım gelmez.' Bizim limanımız bellidir; o liman güvenli, modern ve afetsiz bir Demre'dir. Şimdi rotayı bu ortak hedefe çevirme zamanıdır."
