Günlerdir ANFAŞ koridorlarında, baro salonlarında, borsa kulislerinde adeta bir demokrasi karnavalı yaşandı.
ATSO, AESOB, ATB ve Antalya Barosu’nda seçimler bitti. İMEAK DTO Antalya Şubesi ise 25 Ekim’de sandık başına gidip yeni başkanını seçmek için gün sayıyor…
Kırmızı listeler, mavi listeler, turuncular, beyazlar havada uçuştu. El sıkışmalar, vaatler, iddialı projeler derken sandıklar açıldı, oylar sayıldı; kazananlar ve kaybedenler belli oldu. Rekabetin harareti, yerini yavaş yavaş tebrik telefonlarına ve devir teslim törenlerine bırakıyor.
Yani anlayacağınız dostlar; kentin en havalı koltuklarının sahipleri nihayet netleşti.
Şimdi gelelim asıl mevzuya…
Sandık başındaki o müthiş heyecan dindiğine, kulislerdeki fısıltılar bittiğine göre kartları yeniden dağıtabbiliriz. Çünkü yarın sabah o şık ofislerin kapıları açıldığında, dışarıdaki gerçek dünya hiç değişmemiş olacak.
Tarım üretemezken ATB koltuğu, esnaf fahiş kirasını ödeyemezken AESOB unvanı, denizci ve turizmci önünü göremezken DTO vizyonu, ticaret erbabı ayakta kalmaya çalışırken ATSO gücü ya da adalet sistemi can çekişirken Baro başkanlığı tek başına neyi kurtarır?
Merhum Bekir Coşkun’un o hep kulaklarımızda çınlayan üslubuyla bitirelim:
"Koltuk kavgasının harareti bitti, renkler seçildi; şimdi bakalım Antalya’nın mutfaktaki yangınını söndürmeye kimin nefesi yetecek?"
İzzet Ünlü
Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı
