Ahmed Şernubî, Mısırʼın Demenhur şehrine bağlı Şernub kasabasında 1525 yılında dünyaya geldi. Babasının ismi Osman, annesinin ismi Abideʼdir. Künyesi Ebü’l-Abbas, lakabı Şihabüddin’dir. Soy bakımından seyyid olan Ahmed Şernubiʼnin çocukluğu hakkında fazla bir bilgi yoktur. Şernubiʼnin daha çocuk yaştayken ilâhî cezbe hâlinde olduğu şöyle anlatılır: Koyun otlatmaya giderken annesi Ahmedʼe çantasındaki ekmeklere dikkat etmesini söylermiş. Çünkü kendisi istiğrak halindeyken diğer çocuklar gelip ekmeğini alıp, yerine taş dolduruyorlarmış. Ancak bu istiğrak halinden ayıldıktan sonra çantasını açan Ahmed, ekmeklerini olduğu gibi yerinde bulurmuş. Bu hal ziyadeleşince, Mekkeʼye gider ve yedi sene Mekke’de ikamet eder. Kemaleddin Haririʼnin verdiği bu bilgilere dayanarak İmam Şernubiʼnin tasavvufi hayatının daha çocuk yaşlarında başladığı söylenebilir.
Ahmed Şernubi 1538 senesinde tekrar Şernubʼa döndü ve kasabasının bağlı olduğu Demenhurʼda bir zaviyede zahidane bir hayat geçirdi. Ahmed Şernubi, Anadoluʼya iki defa geldi. Bunlardan ilki Hz. Peygamberin (s.a.v.), Şernubiʼye rüyada ‘Ey Ahmed! İstanbul’da Şeyh Nureddin’e git, ondan tasavvuf ilmini öğren. Zira kendisi bu zamanda âriflerin reisidir’ işareti üzere 1567 senesinde oldu. Şernubi, İstanbulʼa gelerek burada Sofyalı Bali Efendinin (ö.1553) halifesi olan Nureddinzâde Muslihuddin Mustafa Efendiʼye (ö.1574) intisap etti. Ahmed Şernubi, İstanbul’da kaldığı müddet zarfında Yavuz Sultan Selimʼle beraber Kıbrıs fethine katıldı ve bu seferden döndükten sonra Yavuz Sultan Selim, Şernub halkından vergilerin düşürülmesi için bir karar çıkattı. Ancak Şernub halkı Ahmed Şernubiʼnin getirdiği bu kararı kabul etmediler ve kadıya giderek onun ve müritlerinin Şernubʼdan sürülmesini istediler. Bunun üzerine Ahmed Şernubi Mısır’ın Yukarı Said bölgesine göçerek orada ikamet etti. Mısırlı Mâlikî âlimi Abdülmecid Şernubi (ö.1929), Ahmed Şernubiʼnin çocuklarından bahsederken, daha Şernubi hayattayken çocuklarının vefat ettiklerini ve kendi zaviyesinde defnedildiklerini haber vermektedir. Şernubi vefat ettiği zaman yalnız üç oğlu hayatta idi. Bunlardan Ali, babası vefat ederken dokuz yaşında, Muhammed ve Yusuf ise daha küçük yaşta idiler. Abdülmecid Şernubi, Ahmed Şernubi’nin oğlu Aliʼnin babasının kerametleri hakkında bir kitap yazdığını ifade etmekte, herhangi bir kitap isminden bahsetmemektedir. Kemaleddin Hariri bu kitabın isminin Futuhatüʼl-gaybiyye fi beyaniʼt-tarikatiʼs-Şernubiyye olduğunu kaydeder. Eserde, Ahmed Şernubiʼnin kendisinden önceki ve sonraki tarikat silsilesine ve kerametlerine yer verilmiştir.
Ahmed Şernubi hem Şazeli, hem de Desuki tarikatına mensup olmuş, ancak daha sonra kendi ismiyle Şernubiyye kolu Desukiyye/Sehaviyyeʼnin bir şubesi olarak ortaya çıkmıştır. Kendisi İbrahim Desukiʼnin (ö.1277) halifesi olarak bilinse de, aslında Şernubi, İbrahim Desuki ile maddi alemde görüşmemiş, Tabakatüʼl-evliyaʼda, İbrahim Desuki ile manevi alemde görüştüğünü kendisi ifade etmiştir. Onun asıl şeyhi Seyyid Muhammed Sehaviʼdir (ö. 949). Kaynaklarda Ahmed Şernubiʼnin birçok şeyhinin ismi geçmektedir. Bunların arasında fakih, müfessir, muhadddis ve mutasavvıf olanları vardır.
Ahmed Şernubi’nin şeyhlerinden Nureddinzade Muslihuddin Efendi (ö.1574), Bali Efendi’nin mürididir ve Filibelidir. Şernubi, Anadolu’ya ilk seferinde N. Muslihuddin Efendi’ye mürid olmuş ve kendisinden icazet ve hilafet alarak Mısırʼa dönmüştür. Şeyhi, Ebussuud (ö. 1574) tarafından Ayasofya şeyhliğine tayin edilmiş ve Kanuni Sultan Süleyman’ın maiyetinde Zigetvar seferinde bulunmuştur. Kabri İstanbulʼda Edirnekapı dışında Sırt Tekkesi’ndedir. Zahid ve keşf ehlinden olduğu rivayet edilmektedir. Tevhid ilmine dair bir kitabı ve Sadreddin Koneviʼnin (ö. 274) Nusûsʼuna şerhleri vardır. Ayrıca Tercüme-i menâziliʼs-sâirîn, Risale-i mi’râc ve Fatiha tefsiri gibi eserleri mevcuttur.
Ahmed Şernubi daha hayattayken kendisine çok sayıda mürid intisap etmiştir. Şernubiʼnin farklı İslami ilimlerde söz sahibi olan öğrencileri de pek çoktur. Şeyh Nâsırüddin İbrahim Lekânî (ö.1631) ve Şeyh Muhammed Bulkînî (ö.1585), Ahmed Şernubiʼnin âlim müritlerinin önde gelenlerindendir.
Ahmed Şernubi, müridleriye beraber 1585 senesinde deniz yoluyla önce Suriyeʼye, daha sonra Suriye üzerinden ikinci Anadolu seferinde çıkmıştır. Şernubiʼnin bu seferden maksadı Kanuni Sultan Süleyman (ö.1566) ile görüşmektir. Bu seferi esnasında hastalanan Şernubi, Antalyaʼya gelerek burada on üç gün kaldıktan sonra 1585 yılında vefat etmiş ve Antalyaʼda Ercalı/Kırcamii isimli yerdeki caminin yakınında defnedilmiştir.
Kaynaklarda Şernubiʼye, Akâidüʼş-Şernubî, Fethuʼl-mevâhib ve Menhecüʼt-talibiʼr-rağîb, Taiyyetüʼs-sülûk ilâ melikiʼl-mulûk, Taiyyetü’ş-Şernubî, Tabakâtüʼl-Evliyâ adlı kitaplar nisbet edilmektedir. Ahmed Şernubi, vahdet-i vücud okuluna mensup, İbnü’l Arabi etkisi baskın bir mutasavvıftır. İfade tarzında vahdet-i vücud ekolünden Abdülkerim Cîlî’nin (ö.1422) tesiri de görülür. (Abdulhalim Durma, Evliyalar Şehri Antalya, Yenigün Matbaacılık, Ankara 2016, s. 30-36)