Pirce Alaaddin’in asıl ismi Seyyid Alaaddin Ali bin Yahyâ es-Semerkandî’dir. Seyyid Alaaddin Ali Semerkandî, 1311’de Semerkand’da dünyaya geldi. Babası, Şirvan’da doğup sonra Semerkand’a yerleşen âlim ve mutasavvıf Seyyid Yahya Efendi’dir. Annesi, Kur’ân-ı Kerim hafızı, sâliha bir kadın olan Tacu’l-mestûran’dır. (Seyyid Alaaddin Ali Semerkandî ile İran sınırları içerisinde İsfahan’da doğan ve Çamlıdere’de yerleşip orada vefat eden ve türbesi Çamlıdere’de bulunan Şeyh Ali Semerkandî arasında sadece isim benzerliği vardır.)

Seyyid Alaaddin Ali Semerkandî’nin, Peygamberimizin (s.a.v.) işareti üzere Alanya Şıhlar Köyü’ne yerleştiği rivayet edilmektedir. Alanya’da türbesi bulunan Sitti Zeyneb’in, Alaaddin Ali Semerkandî’nin oğlu Zeynelabidin’in kızıdır. II. Beyazıt’ın damadı Malkoçoğlu Yahya Paşa, Yahya Paşa’nın meşhur oğlu Bali Paşa (ö. 1527) (Malkoçoğlu olarak da bilinen Koca Bali Paşa II. Beyazıd’ın kızı Hümâ Sultan’ın oğludur ve Semendire’de medfundur) ve ortanca oğlu Mehmed Paşa, Mehmed Paşa’nın oğlu Budin/Macaristan Beylerbeyi Şıh Ali/Şifalı Arslan Paşa, Alaaddin Ali Semerkandî’nin soyundandır. 1669 yılında Alanya Şıhköyü’ne gelen Evliya Çelebi’nin, Seyahatnamesi’nde bahsettiği Şıhköyü’ndeki medresenin dersiamı Çelebi Efendi de aynı sülaledendir. Antalya’da Balbey (Bali Bey) Mahallesi’nde bulunan Balbey Camii’nin, Malkoçoğlu Bali Paşa tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Evliya Çelebi, Seyehatnâmesi'nde Pirce Alaaddin ile alakalı şöyle bilgi vermektedir:

“Alaiyye Pirce Alaeddin Sultan Köyü Tekkesi, bu tekkenin dört tarafında olan dağlarda hücre hücre mağaralar vardır. Hepsinde talebe sohtalar oturur. Ağaçlar gölgesinde adak kurbanlarının postları üzerinde köy köy sohbet ederler. Her su başında ilmi sohbetler yaparlar. Peygamber sülalesinden Çelebi Efendi değerli ve dersiamdır. Her kim burada Bismillah dediyse namlı bir müftü veyahut ahirette hümam olmuştur. İki gün kendilerinin dersini dinledim” (Evliya Çelebi XIII, 1969: 179).

Alanya'nın yaklaşık olarak 40 km dışında olan Şıhlar Köyü’nde bulunan Pirce Alaaddin/Seyyid Alaaddin Ali Semerkandî Türbesi, köyün tarihi camisi ve ilkokulun hemen yanındadır. Türbe, tek kubbeden ibaret olup yanına sonradan küçük bir mescit ilave edilmiştir. Kubbenin altında Pirce Alaaddin’in sandukası ve sandukanın etrafında da Pirce Alaadin’in yakınları olduğu söylenen altı tane küçüklü büyüklü mezar yer almaktadır. Sandukanın üzeri, yeşil bir örtü ile örtülüdür ve yanında Pirce Alaadddin’in olduğu söylenen bir âsa, dayalı olarak durmaktadır.

Alaaddin Ali Semerkandî, çok zeki, akıllı, sabırlı idi, yedi yaşlarında Kur’ân-ı Kerim’i ezberledi, Semerkand, Buhara, Taşkent gibi ilim merkezlerinde ders gördü. Yirmi yaşına geldiğinde babası ile hacca gitti ve Mekke, Medine, Mısır, Şam, Kudüs ve Irak’ta yıllarca kalarak ilmini kemâle erdirdi. Hanefi fakihlerinden Alaaddin Buhârî’den (ö.1330) ders okudu.

Şirvan’a dönen Alaaddin Ali’ye, babası tarikat seyr u sülûkunu tamamlatarak irşad vazifesi verdi ve bu tarihten itibaren ‘Şeyh Alaaddin’ olarak anılmaya başlandı. Bir müddet Medine-yi Münevvere’de kalan Şeyh Alaaddin Hanefî makamında imamlık, Ravza’da türbedarlık, Şeyhu’l-haremlik ve Nakîbü’l-eşrâflık yaptı.

Evliya Çelebi 1746 yılında ziyaret ettiği Zeyne’deki külliye hakkında şu bilgileri vermektedir: ‘‘Silifke Sanacağı’nda 150 atçalı şerefli bir kazada 38 köyü vardır…. Burada cennetten örnek bir âsitâne Hz. Peygamber’in mübarek sülalesinden büyük şeyh ve kutub Aliyy-i Semerkandî yedi evladı ile beraber altun alemli bir kubbede medfundurlar. Bu zaviyenin Zeynî tarikatına mensup 300 kadar fukarası vardır…’’

Manevi bir işaretle Gülnar Zeyne Köyü’nden sonra Alanya Şıhlar Köyü’ne yerleşen Şeyh Alaaddin, uzun bir ömürden sonra 1456 yılında vefat etti ve türbesinin bulunduğu Şıhlar Köyü’ne defnedildi. Zeyne veya Şıhlar Köyü’ndeki kabirlerden birinin makam olduğu kanaati vardır.

Şeyh Alaaddin’in en meşhur eseri ‘Bahru’l-Ulûm’ (İlimler Denizi) adlı tefsiridir. Ayrıca Şemsiyye Şerhi Hâşiyesi, Metâli’ Şerhi, Mevâkıf Şerhi, Makâlât-ı Şerife, Kâşifu’l-ebrâr ve Kitâb-ı Lisân adında eserleri bulunmaktadır. (Bkz. Evliya Çelebi, Seyahatnâme, İstanbul, c.9, s.300; Menâkıb-ı Alaaddin Ali Semerkandî, Süleymaniye Ktp. A. Nihat Tarlan Kısmı, No. 138; M. Tarık Yüksel, Âriflerin Menkıbeleri, İstanbul 1982, s. 7-14 )