10-16 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Engelliler Haftası, aslında hepimize hayatın ne kadar hassas ve ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Geçtiğimiz günlerde yaşadığım küçük bir sağlık sorunu, bana sağlığın ne büyük bir nimet olduğunu yeniden gösterdi. Milimlerle ölçülen bir böbrek taşının insana yaşattığı acıyı tarif etmek gerçekten çok zor. Yürüyememek, ayağa kalkamamak, bir bardak suya bile hasret kalmak… O an insan, sahip olduğu en büyük zenginliğin sağlık olduğunu çok daha iyi anlıyor.

Bir pıhtı, küçük bir ev kazası ya da trafikte yaşanabilecek bir anlık talihsizlik… Hepimizi bir anda engelli birey adayı haline getirebilir. İşte hayat, bu kadar ince bir çizgide ilerliyor.

Ancak engelli bireyler, çoğu zaman bizim “engel” olarak gördüğümüz sınırların çok ötesine geçebiliyor. Kendi iç dünyalarında verdikleri mücadeleyle, sabırlarıyla ve keşfettikleri üstün yetenekleriyle hayata sımsıkı tutunuyorlar. Onların en büyük gücü, vazgeçmemeleri.

Engelli yerine her araba park ettiğimizde, engelli tuvaletlerini her kullandığımızda, otobüslerde onların yerine oturmaya devam ettikçe, kaldırım rampasının önünü her kapattığımızda hayatlarını daha rahat yaşamasına engel olduğumuz tüm engelli bireylerimize büyük bir özür borçluyuz.

Çünkü hayattaki en büyük engel, bedensel veya zihinsel yetersizlik değil; sevgisizlik, anlayışsızlık ve duyarsızlıktır.

Antalya Valiliği öncülüğünde, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen 3. AntFest Engelli, Aile, Toplum ve Gençlik Festivali, engelli bireylerin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak açısından çok anlamlı bir etkinlik oldu. Bu tür organizasyonlar, toplumun vicdanını harekete geçiren önemli adımlardır.

Bir de engelli çocuğa sahip ailelerin görünmeyen mücadelesi vardır. Gelecek kaygısı, tükenmişlik, sosyal dışlanma, ekonomik yük, iş hayatından uzak kalma ve bitmek bilmeyen bürokratik süreçler… Anne ve babalar, evlatlarının yarınını düşünerek geceleri uykusuz kalır. “Bizden sonra ona kim sahip çıkacak?” sorusu, yüreklerinde hiç dinmeyen bir sızıdır.

Bu nedenle engelli bireyler kadar ailelerinin de güvence altına alınması büyük önem taşımaktadır. Devlet destekli özel sigorta sistemleri, bakım güvenceleri, uzun vadeli maddi destekler ve ailelere psikolojik danışmanlık hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Engelli bireyin yaşamı kadar, ona ömrünü adayan ailesinin huzuru da korunmalıdır.

Unutmayalım; bir toplumun gerçek medeniyet seviyesi, en güçlülerine değil, en fazla desteğe ihtiyaç duyan bireylerine nasıl sahip çıktığıyla ölçülür.

Üstelik engelli maaşları maalesef çok yetersiz. Engelli çocuğu sebebiyle çalışamayan bir ebeveynin o para ile çocuğunun bakımını üstlenebilmesi imkansız. Engelli aylığı almak için sosyal güvenceye sahip olmamak ve hane içinde kişi başına düşen aylık gelirin net asgari ücretin 3'te birinden (2026 yılı için 9.358,50 TL) az olması gerekmektedir. % 40 - % 69 arası engelli aylığı: 5.103 TL iken % 70 ve üzeri ağır engelli aylığı: 7.655 TL. Evde bakım aylığı ise 13.878 TL olarak uygulanmaktadır. Bu tutarların artışı, engelli bireylerin ve ailelerinin rahat bir nefes almalarına yardımcı olacaktır.

Engeller sevgiyle aşılır, empatiyle hafifler, dayanışmayla umut olur.

Ve bazen bir tebessüm, bir destek, bir güvence; bir ailenin bütün yükünü hafifletebilir.