Bir zamanlar emeklilik, yılların yorgunluğunu geride bırakıp biraz olsun rahat nefes alma dönemi olarak görülürdü. Emekli ikramiyesi ile ev veya araç alınabiliyordu. Tatil planlamaları, sahil kasabasında yaşam, köye yerleşim hayalleri kurulurdu emekli ikramiyesi ile. Çocuklar da büyümüş, eğitimlerini tamamlamış, artık huzur bulma vakti gelmiş olurdu ve dinlenme faslına geçilirdi. Bugün ise birçok emekli için durum bunun tam tersi. Dinlenmesi gereken insanlar, artık geçinmenin hesabını yapıyor. Kira, fatura, mutfak masrafı, ilaç derken emekli maaşı daha ele geçmeden tükeniyor.
Oysa emeklilik bir lütuf değil, yıllarca çalışmanın, prim ödemenin, alın teri dökmenin karşılığıdır. İnsanlar bu hakkı kimsenin ihsanıyla değil, emeğiyle kazanmıştır. Ne var ki bugün gelinen noktada emekli, kendi hakkıyla bile rahat yaşayamıyor.
İşte banka promosyonu da bu sıkıntılı tablo içinde öne çıkıyor. Emekli maaşlarının artmasıyla birlikte bankalar arası promosyon yarışı kızıştı. Hem emekli maaşını taşıyanlar için hem de ilk kez emekli olup da maaş alacaklar için bankalar farklı imkânlar sunarken, promosyon tutarı 31 bin TL’ye kadar çıktı. Banka promosyonu, emekli maaşını 3 yıl boyunca aynı bankadan alma sözü veren emekliye, bankanın yaptığı toplu ödemedir. Bankalar emeklileri maaş müşterisi yapmak için belli bir miktar para verir. Verilen bu ödeme maaş tutarına göre değişir ve çoğu zaman peşin olarak yatırılır. Özellikle maaş zamlarından sonra bankalar arasında promosyon yarışı daha da kızışır. Her banka, emekliyi kendi tarafına çekmek için daha yüksek teklif sunar. Kimisi otomatik fatura ödeme şartları sunar, kimisi kredi kartına bonus verir. Kimisi harcama koşulları belirler, kimisi de kredi kartı aidatı şartları koyar ortaya. Kamu bankaları ve özel bankalar gün içinde sürekli telefon ile müşterileri arayarak teklifler sunarlar. Karşıdaki ses seni nasıl ikna etmek için hünerlerini sergiler. Müşteriyi kendine bağlamak için yapılan çalışmalardan biridir bu yalnızca.
Bu durum ilk bakışta emekli için avantaj gibi görünür. Çünkü geçim sıkıntısı yaşayan biri için eline toplu para geçmesi elbette önemlidir. Kimi bununla borcunu kapatır, kimi faturalarını öder, kimi de mutfağına biraz nefes aldırır. Yani promosyon, emekli için kısa süreli bir rahatlama sağlar. Ama ne yazık ki bu rahatlama uzun sürmez.
Çünkü hayat pahalılığı karşısında alınan promosyon kısa sürede eriyip gider. Birkaç ay önce iyi görünen rakam, enflasyonun karşısında anlamını yitirir. Böylece geriye yine aynı gerçek kalır: Emeklinin asıl sorunu promosyon eksikliği değil, maaş yetersizliğidir. Bankadan alınan ek ödeme bir destek olabilir, ama geçim derdine köklü çözüm olamaz.
Bugün emekli ne ayrıcalık istiyor ne de fazladan bir lütuf bekliyor. Sadece yıllarca verdiği emeğin karşılığını, insanca yaşayabileceği bir gelirle almak istiyor. Kısacası mesele promosyon değil, mesele emeklinin onurlu yaşam hakkıdır. Promosyon var, evet; ama geçim derdi hâlâ yerinde duruyor.