Vakanüvis Halil Nuri Bey’in vakayinamesinde yer alan kısa tarihçe bilgisinden anlaşıldığı üzere Seyyid Mehmed Efendi Antalya’da 1112/1700’de dünyaya gelmiştir. Bazı kaynaklarda Seyyid Mehmed b. Yusuf b. İsmail b. Abdullatif el-Adâlî/el-Antâlî ve Muhammed b. Yusuf el-Antalî şeklinde ifade edildiğinden babasının isminin Yusuf olduğu anlaşılmaktadır. Babası Ergene Müftüsü olduğundan Müftî-zâde Seyyid Mehmed Emin Efendi olarak tanındı. Müftî-zâde olarak tanınmakla beraber Ayaklı Kütüphane diye şöhret kazanmıştır.

İlk derslerini babasından aldı. Antalya’da medrese öğrenimi gördü. İslâmi ilimler, edebiyat, matematik, astronomi, tıb, kimya ve felsefeye dair kitaplar okudu. Arapça, Farsça, Yunanca ve Latince öğrendi. Dönemine kadar yazılmış tefsirleri okuyarak, özellikle tefsir ilminde uzmanlaştı. Konya-Hadim’de Hadimî Medresesi’nde meşhur âlimlerden ders okudu. Ulûm-i âliyeyi tahsil ve kemâlât-ı insaniyeyi tekmil ettikten sonra 1146/1733’de İstanbul’a geldi

Mehmed Efendi, İstanbul’a geldiği zaman kendisinden başka âlim mevcudiyetini kabul etmeyen üstâd-ı küll ders vekili ve telifât-ı meşhûre sahibi Kazâbâdî Ahmed Efendi huzurunda mühim bir imtihana girmek için müracaatta bulunmuş, ders vekili imtihanın gayet ciddi zor ve mühim ve bazı müderris ve üstadlara münhasır olduğunu anlatarak onu vaz geçirmek istemiş, sade bilgisine fazla itimadı olan Antalyalı Mehmed Emin Efendi’nin ısrarı üzerine nihayet kendisine haddini bildirmek maksadı ile imtihana girmek için müsaade etmiştir.

İmtihan başlamış, Ahmed Efendi mahsus zor sualler sormuş, fakat bütün aranılan bilgilerin kendisinde mevcut olduğunu görünce diğer zevatla beraber Mehmed Emin Efendi’nin ilim ve faziletini takdir etmek mecburiyetinde kalmıştır. Kazâbâdî’nin sorularına verdiği güzel cevaplardan dolayı "Ayaklı Kütüphane" lâkabını almıştır. Bu şekilde ilmiyeye dahil olan Seyyid Mehmed Efendi, Ayaklı Kütüphane lakabı ve ilmiyle şöhret olmaya başlamıştır. Kazâbâdî Ahmed Efendi’nin vefatından sonra bilim sahasında adeta tek kalmıştır. Döneminin zor ilmi problemlerinin halledilmesinde rakipsiz kalan Müftî-zade’nin ilmi önünde büyük iddia sahipleri bile susmak zorunda kalmıştı.

Cevdet Tarihi’ne göre Şam âlimlerinden olup İstanbul’da tâlim ve tedrisle iştigal eden meşhur Seferi Ceylânî bir gün Rum’da/Anadolu’da âlim olmadığını iddia etmiş. Ragıp Paşa onu bu iddiasından vazgeçirmek ve iddianın doğru olmadığını ispat etmek için kıymetli bir âlim aramış. Mevcutlara güvenemediğinden bir hayli düşünmüş. En sonunda Ayaklı Kütüphane’yi gözüne kestirmiş, vaziyeti anlatmış ve bir gece her ikisini davet ederek karşılaştırmış. Seferi Ceylânî rakibini mağlup etmek için mütemadiyen gayret sarfetmiş, fakat üç saat kadar devam eden mübahase ve münakaşa neticesinde Ayaklı Kütüphane’nin ilmî kudretini ve Rum’da âlim bulunduğunu kabule mecbur olmuştur.

Vezir Areczâde Osman Paşa’ya intisap ederek onunla birlikte çeşitli beldeleri dolaştı. 1193/1779-80 yılında Yenişehir kadılığına getirildi. Sonra bilâd-ı hamse ve 1200/1785-86 yılında da Mekke payesini aldı. Recep 1209/Ocak-Şubat 1795’te Anadolu kazaskeri oldu. Muhtelif payelerde bulunmuş olan Ayaklı Kütüphane 1222/1807, Bursalı Mehmet Tahir’e göre 1223/1808’de vefat etmiştir. Mezarı Üsküdar’da Miskinler Tekkesi Seyyid Ahmed Deresi yakınındadır.

Kazandığı cihet imtihanı sonucu müderris olan Müftî-zâde, mesleğinde yükselmiş ve ilmiyle meşhur olmuştur. Müderris olarak İbrahim Paşa Medresesi’nde ders vermiş ve 1172/1758 yılındaki huzur derslerinin katılımcıları arasında yer almıştır. Tatarcıklı Abdullah Efendi ile Gelenbevî İsmail Efendi onun yetiştirdiği kimselerdendir.

Sicill-i Osmanî’ye göre eseri yoktur. Esad Mehmed Efendi, Bağçe-i Safâ-Enduz adlı eserinde, Müftî-zâde Seyyid Mehmed Efendi’nin hattat ve şair olduğundan bahsetmektedir. Kaynağa göre, III. Mustafa devrinde uzun süre Ergene’de müftülük yapan bir fakihin soyundan geldiği için Seyyid Mehmed Efendi, babasının mesleği dolayısıyla Müftî-zâde olarak meşhur olmuştur. Esad Efendi’ye göre, bu alim güzel yazı yazan bir hattat ve gönül alıcı sözler söyleme yeteneğine sahip bir şairdir. Müellife göre, Müftî-zâde şiirle ilgili çalışmamışsa da incelikten anlayan, tabiatı gereği ara sıra güzel sözler söyleyen bir zattı. Yapılan çalışmalarda Müftî-zâde’nin Levh-nâme, Besmele Risâlesi/İ’râbü’l-Besmele adlı eserleri tespit edilmiştir. (Seydi Vakkas Toprak, Antalya’lı Bir XVII. Yüzyıl Alimi Ayaklı Kütüphane: Müftî-zâde Seyyid Mehmed Efendi Biyografisi Denemesi, Antalya Kitabı 5, Palet Yayınları, Konya 2024, s. 131-138; Selim Refik Refioğlu, TürkAkdeniz Dergisi, Mayıs 1939, s. 13, syf. 17-18)