Bir bilgisayar veya telefon alırken ya da farklı modeller hakkında araştırma yaparken RAM (bellek de denebiliyor) kelimesi ile mutlaka karşılaşıyoruz. Şu cümleler bir yerlerden tanıdık gelecektir:

“Bu cihazda 16 GB RAM var.”

“8 GB RAM yeterli mi yoksa 16 GB’lık modellere mi bakılmalı?”

“Bilgisayardaki RAM yeterli gelmemeye başladı. Yükseltmeyi düşünüyorum.”

RAM, sık sık duyulan ama genellikle tam olarak ne işe yaradığı bilinmeyen bir donanım parçası. Aslında modern cihazların kullanım hissini en çok etkileyen parçalardan biri. Çünkü bir cihazın “akıcı” mı yoksa “zorlanan” bir cihaz gibi mi hissettireceği konusunda etkisi büyük.

RAM

RAM kısaltmasının açılımı Random Access Memory ya da dilimizdeki karşılığı ile Rastgele Erişimli Bellek şeklindedir. Ancak bu teknik isim kendi başına çok da açıklayıcı değil. RAM, basit bir anlatımla, bir cihazın kısa süreli çalışma alanıdır. Bilgisayar, telefon veya benzeri bir cihaz bir işlem yaparken ihtiyaç duyduğu verileri geçici olarak RAM’de tutar. Kafada daha iyi oturması açısından bunu bir çalışma masasına benzetebiliriz:

-İçinde evrak, eşya bulunan çekmeceler, dolaplar = SSD veya hard disk

-Çalışma masası = RAM

Bir şey üzerinde çalışmamız gerektiğinde gerekli evrakları, eşyaları depolandıkları yerden çıkarıp çalışma masasının üstüne koyarız. Daha sonra işimiz bitince bunları masanın üzerinden kaldırırız. RAM de tam olarak böyle çalışır.

Kısa Süreli Hafıza

Peki neden RAM kullanıyoruz? Bunun nedeni RAM’in SSD veya hard disk gibi depolama birimlerine kıyasla çok daha hızlı olmasıdır. Ancak RAM kalıcı bir hafıza değildir ve cihaz kapanınca içerisindeki veriler silinir. Bu nedenle insanlardaki kısa süreli hafızaya sıkça benzetilir.

Barış Baran ÇİÇEK