Erkeklerde görülme sıklığı daha fazla olsa da kadınlarda ilk krizin genellikle daha ölümcül sonuçlandığını belirten Alagiç, bu durumun temel nedeninin kadınların semptomları fark edip hastaneye başvurmakta geç kalması olduğunu ifade etti. Modern tıbbın sunduğu imkanlarla kalp krizinin kapıya dayanmadan tespit edilebildiğini vurgulayan Dr. Alagiç, "Geç kalınmış vakalarda hastalar hayatının geri kalanını kalp yetmezliği ile geçirmek zorunda kalıyor" uyarısında bulundu. Kalp ve damar hastalıklarında erken tanının önemi her geçen gün artarken, uzmanlar "bekle-gör" politikasının hayati riskler taşıdığına dikkat çekiyor. Damar daralmalarında stent, balon veya bypass gibi operasyonların zamanında yapılmasının kritik bir eşik olduğunu belirten Dr. Alagiç, önemli açıklamalarda bulundu.
‘Gelmeden tespiti mümkün’
Hastalığın kriz noktasına gelmeden saptanabileceğini ifade eden Dr. Alagiç, "Modern tıpta kullandığımız EKO, efor testi ve kontrastlı sanal anjiyo gibi yöntemlerle risk skorlaması yapıyoruz. Bu sayede sorunlar henüz kriz noktasına gelmeden tespit edilebiliyor. Ancak müdahalede geç kalınırsa, operasyonlar başarılı geçse bile hastalarımız hayatının geri kalanını kalp yetmezliği ile mücadele ederek geçirmek zorunda kalabiliyor. Bu yüzden erken müdahale sadece hayat kurtarmaz, yaşam kalitesini de korur” diye konuştu.

Tuz tüketimi alarm veriyor
Türkiye’deki beslenme alışkanlıklarının kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değinen Alagiç, özellikle tuz tüketimine dikkat çekti. Türk mutfağında günlük tuz miktarının 18 grama kadar çıktığını hatırlatan Alagiç, "İdeal olan günlük 5 gramı geçmemektir. Kalbi korumanın formülü aslında çok basit ve sürdürülebilir alışkanlıklarda gizli" diyerek, “Haftada en az bir kez omega-3 zengini balık (somon, uskumru, sardalya) tüketilmeli, kırmızı et ise haftalık 500 gram ile sınırlandırılmalı. Günde en az 200'er gram sebze ve meyve tüketilmeli, yanına mutlaka 30 gram çiğ kuruyemiş eklenmeli. Özel bir engeli olmayan her birey, haftanın 5 günü en az yarım saat egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirmeli. Geleneksel tıp öğretilerinde erkekler için 40 yaş, kadınlar için ise menopoz sonrası dönem kontrol için başlangıç kabul edilse de, Dr. Alagiç bu algının değişmesi gerektiğini vurguladı.




