Kozmetik sektöründe kullanılan sentetik ve tartışmalı kimyasallara karşı doğadan ilham alan Uzman Estetisyen ve Usta Öğretici Sevil Yeğiner, yürüttüğü araştırma ve geliştirme çalışmaları sonucunda bitkisel bir alternatif keşfetti. Yeğiner’in geliştirdiği bu yenilikçi yaklaşım, ‘saç bakımında sürdürülebilirlik’ adına önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Doğaya, insana ve sucul yaşama duyduğu hassasiyetle yola çıktığını belirten Sevil Yeğiner, saç ve saç derisine uygulanan ürünlerin yalnızca bireysel etkiyle sınırlı kalmadığını şöyle vurguladı: "Saç ve saç derisine uyguladığımız ürünlerin içeriklerini, insanla temasını ve durulandıktan sonra atık su yoluyla doğaya ulaşmasını birlikte değerlendiriyorum. Benim için bir ürünün başarısı yalnızca saça verdiği renkle değil, insan ve çevre üzerindeki etkileriyle de ilgilidir."

Sektörde ‘temiz içerik’ illüzyonu

Kozmetik pazarında ambalajlar üzerinde ‘temiz içerik’ imajı çizilmesine rağmen, bazı formüllerde güvenilirlikleri ve çevresel etkileri tartışılan sentetik boyaların kullanılmaya devam ettiğine dikkat çeken Yeğiner, özellikle mor ve mavi tonlayıcılarda yer alan renklendiriciler üzerinde yoğunlaştı. Bu maddelerin saç derisiyle teması ve atık su yoluyla çevreye ulaştığına işaret eden Yeğiner, tüketicilerin gerçek bir ihtiyacına dikkat çekerek, “Saç açma işlemi sırasında korteksteki ömelanin pigmenti parçalanırken, feomelanin daha dirençli davranarak saçta sarı ve turuncu yansımaların kalmasına neden olabilir. Tüketiciler bu yansımaları nötralize etmek için mor ve mavi tonlayıcı ürünleri günlük veya haftalık rutinlerinde kullanıyor. Yani tüketicinin gerçek bir ihtiyacı var; ancak bu ihtiyacı karşılayan ürünlerin içerikleri ve etkileri de sorgulanmalı" dedi. Paylaşılan pazar tahminlerine göre, mor tonlayıcı ürün kategorisinin yıllık yüzde 6,1 büyümeyle 2032 yılında 952,5 milyon ABD doları hacme ulaşması öngörülüyor. Sektörün büyüklüğü, konunun yalnızca estetik bir tercihten ibaret olmadığını, kullanılan içeriklerin çevresel boyutunun da ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

‘Menopoz belirtileri her kadında aynı değil’
‘Menopoz belirtileri her kadında aynı değil’
İçeriği Görüntüle

‘Mavi Kelebek Sarmaşığı’nın keşfi

Tüketicinin renk ihtiyacını ortadan kaldırmak yerine doğanın sunduğu pigmentlerle bu ihtiyaca nasıl karşılık verilebileceğini araştıran Sevil Yeğiner; yüzlerce bitki özütü ve pH stabilizasyon denemesi gerçekleştirdi. Renk çemberindeki zıt renklerin birbirini nötralize etmesi ilkesinden hareketle, saçtaki sıcak yansımaları bitkisel pigmentlerle dengelemeyi hedefledi. Bu Ar-Ge sürecinin dönüm noktası ise mavi kelebek sarmaşıkları oldu. Bitkinin yalnızca saç bakımında değil; cilt bakımından insan sağlığına, doğal gıda renklendiricilerinden fonksiyonel gıda uygulamalarına kadar geniş bir potansiyele sahip olduğu görüldü. Yeğiner, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Geleneksel yaşam bilgisi uygulamalarında uzun süredir kullanılan mavi kelebek sarmaşığı (Clitoria ternatea), 1970’lerden bu yana bilim dünyasının ilgisini çekiyor. Bitkinin canlı mavi rengini veren antoksiyaninler (ternatinler) 1985’te izole edilmiş, ternatin A1’in yapısı 1989’da tanımlanmıştı. 2014 ‘te bilim insanları, bitkinin içinde bulunan ve ‘siklotit’ adı verilen özel protein yapılarını birbirine bağlayan ‘butelaz-1’ isimli enzimin tam olarak ne işe yaradığını, yapısını ve nasıl çalıştığını çözmüşlerdir.”

Çok yönlü bir bitkisel kaynak

Antioksidan potansiyeliyle öne çıkan mavi kelebek sarmaşığı; antosiyaninler ve bitkilerde doğal olarak bulunan (flavonoid) bileşenleriyle dikkat çekiyor. Bitki üzerine dünyada yürütülen bilimsel çalışmalar şu başlıkları kapsıyor: “Hücre ve doku koruması; stres süreçlerini dengelemeye yardımcı etki gösterir.

Mikroorganizma kontrolü sağlayarak zararlı mikroorganizmaların ve biyofilm tabakalarının oluşumuna karşı direnç geliştirilmesinde incelenir. Glikoz ve yağ metabolizması ile vücut ağırlığı mekanizmaları üzerinde potansiyel etkiler barındırır. Hafızayı güçlendirme, bilişsel işlevleri destekleme ve sinir hücrelerini koruma (nöroprotektif) potansiyeline sahiptir. Karaciğer üzerindeki koruyucu etkileri ile yara iyileşmesi ve göz yüzeyi (kornea) hücreleri üzerine klinik öncesi çalışmalar yürütülmektedir. Kanser hücrelerine yönelik laboratuvar ortamındaki hücre kültürü çalışmalarında ele alınmaktadır.

Doğal bir renklendirici olarak hem gıda endüstrisinde hem de fonksiyonel ürün geliştirme süreçlerinde güvenle değerlendirilmektedir.”

‘Amacım kitlesel tahribata ‘dur’ demek’

Bu keşfin yalnızca saçtaki istenmeyen sıcak yansımaları dengeleyecek bir alternatif arayışından ibaret olmadığını belirten Estetisyen ve Usta Öğretici Sevil Yeğiner, temel amacını şu sözlerle özetledi: "Benim çıkış noktam, yalnızca yeni bir ürün geliştirmek değil; doğanın sunduğu kaynakları daha bilinçli değerlendirmek ve kitlesel tahribata ‘DUR’ demek!" Yeğiner, sözlerini Mahatma Gandhi’nin, "Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, fakat herkesin hırsını karşılamaya yetecek olanı değil" sözleriyle noktaladı.

Muhabir: Arzu YAVUZ