Birleşmiş Milletler tarafından 2026 yılının Dünya Çevre Günü temasının “İklim Eylemi” olarak belirlendiğini hatırlatan Şahin, iklim krizinin yalnızca çevresel değil ekonomik ve sosyal sonuçlarıyla da yaşamın her alanını etkilediğini ifade etti. Türkiye’de ise Çevre Haftası’nın “Dünya Bize Emanet” temasıyla kutlandığını belirten Şahin, çevrenin korunmasının gelecek nesillere karşı ortak bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Antalya’nın sahip olduğu doğal zenginlikleriyle Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri olduğunu belirten Şahin, artan çevresel baskıların kentin geleceğini tehdit ettiğini hatırlatarak, “Antalya; kıyıları, ormanları, sulak alanları, verimli tarım arazileri ve zengin biyolojik çeşitliliğiyle ülkemizin en değerli doğal miraslarından biridir. Ancak son yıllarda artan sıcaklıklar, kuraklık, orman yangınları, plansız kentleşme ve doğal alanlar üzerindeki baskılar bu mirası her geçen gün daha kırılgan hale getiriyor. Çevreyi korumak artık yalnızca bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluktur” dedi.
‘Deniz kirliliği alarm veriyor’
Akdeniz’de giderek büyüyen deniz kirliliğinin ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Şahin, plastik atıklar, arıtılmamış atık sular ve kıyı alanlarındaki yoğun yapılaşmanın ekosistem üzerinde büyük baskı yarattığını kaydetti. Denizlerin korunmasının yalnızca çevresel değil ekonomik açıdan da önemli olduğunu belirten Şahin, “Deniz kirliliği Antalya’nın en önemli gelir kaynakları arasında yer alan turizm ve balıkçılığı doğrudan etkiliyor. Denizlerimizi koruyamazsak hem doğal yaşamı hem de ekonomik geleceğimizi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz” ifadelerini kullandı.
‘Sıfır atık yaşam biçimi olmalı’
Sıfır atık anlayışının yalnızca atıkların toplanmasıyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Şahin, üretimden tüketime kadar uzanan tüm süreçlerde kaynak verimliliğinin esas alınması gerektiğini söyledi. Tarım ve turizm sektörlerinin Antalya ekonomisinin lokomotifi olduğuna dikkat çeken Şahin, “Suyun, enerjinin ve hammaddelerin verimli kullanılması hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük önem taşıyor. Atığın oluşmasını önleyen, geri dönüşümü destekleyen ve döngüsel ekonomiyi esas alan uygulamalar hızla yaygınlaştırılmalıdır” dedi. Doğal yaşam alanlarının korunmasının iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol oynadığını vurgulayan Şahin, ormanlar, sulak alanlar ve kıyı ekosistemlerinin yalnızca canlı türlerine ev sahipliği yapmadığını, aynı zamanda karbon yutağı görevi üstlenerek iklim krizine karşı doğal koruma sağladığını belirtti. Şahin, kalkınma politikalarının ekolojik sınırlar gözetilerek oluşturulması gerektiğini ifade ederek, doğal varlıkların gelecek nesillere aktarılmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi.
‘COP31 Antalya için önemli fırsat’
Bu yıl gerçekleştirilecek COP31 sürecinin Antalya açısından önemli bir dönüm noktası olabileceğini belirten Şahin, kentin uluslararası iklim diplomasisinde daha etkin rol üstlenme potansiyeline sahip olduğunu kaydetti. Antalya’nın iklim dostu ulaşım sistemleri, yenilenebilir enerji yatırımları, su verimliliği uygulamaları, sürdürülebilir turizm politikaları ve etkin atık yönetimi konusunda örnek projeler geliştirmesi gerektiğini ifade eden Şahin, “Antalya’nın çevre ve iklim politikalarında örnek bir kent haline gelmesi mümkündür” dedi.