Deniz Baykal ve MHP’lilerin istifasına yol açan “kaset olayları” ile ilgili yazılarımdan sonra..
Son iki gündür..
Bana sıkça şu soru yöneltiliyor:
“Bu kaset olayları kimin işi?”

Bu soru bana 70’li yılları hatırlattı..

1976-77’de Ankara’da Günaydın’daydım..
Türkiye’de 1 milyon traj yapan ilk gazete olduğumuz dönemlerdi..
Ve..
Sağ-sol çatışmaları alabildiğine sürüyor, her gün birkaç kişi öldürülüyor, kaldırımlar bile bölüşülüyordu..
7-8 yıllık bir gazeteciydim..
Mesleki açıdan iyi bir çıkış yakalamak istiyordum..
Bu nedenle, “bu sağ-sol çatışmalarının nedenini” ortaya koyacak bir yazı dizisi hazırlamaya kalkıştım..
Genel başlığı da “Neden Savaşıyorlar” olacaktı..
Araştırmaya başladım..
Sağdan ve soldan birkaç önemli isimle konuştum..
Solcuların 7 kişilik bir “Merkez Yürütme Kurulu” vardı, onlardan biriyle konuştum..
Derken aradan bir-iki gün geçti..
Gazetenin sorumlusu çağırdı..
“Sen bu sevdadan vazgeç” dedi bana..
Şaşırdım..
“Niye abi, ne oldu” diye sordum..
Gözlerini gözlerime dikti ve şunu söyledi:
“Dünden beri aldığım tehdit telefonları gözümü korkuttu..
Bir bomba da buraya koyacaklarmış..”
Başımı önüme eğdim..
Sinirlenmiştim..
Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Okulu’nda okurken her hafta okul bir sağcıların, bir solcuların eline geçerdi..
Silahların gölgesinde tahsil yapmak hiç kolay değildi..
Bu sağ-sol kavgası bana hep saçma gelmişti, hala da saçma gelir..
Bunun nedenini bulmam gerekiyordu..
Gazetenin sorumlusunun yanından ayrıldıktan sonra..
Bu defa gizliden gizliye niye savaştıklarını bulmaya çalıştım..
Biraz zamanımı aldı..
Ama, buldum..
Yaşanan çatışmaların, kavgaların, bombalamaların, okul baskınlarının, protesto gösterilerinin, milletin ikiye-üçe bölünmesinin nedeni “ideolojik” değil, tamamen “duygusal”dı..
Sağcılara da, solculara da silahı veren, ortamı gerginleştiren, kışkırtan, savaştıran “aynı kişiler”di..
Birileri ceplerini dolduruyor, birileri kullanılıyordu..
Bunu öylesine profesyonelce yapıyorlardı ki..
İşin arkasındaki “gerçek kişileri” bulmanın imkanı yoktu..

Dikkat edin “kaset olayları” da tam bir profesyonel işi..

Kişileri tespit ediyorlar..
Gidecekleri yeri belirliyorlar..
Kamerayı yerleştiriyor, çekim yapıyor, montajlıyor ve internette yayınlıyorlar..
İstifalara neden oluyorlar..
Ve bulunamıyorlar..
Amaçları “Türkiye’de siyaseti yeniden dizayn etmek” belki de..
Zaten TV’lerde de bu “dizayn” konusu tartışılmaya başladı..
Ardından da..
Parti yönetimlerini “çıkarlarına hizmet edecek” kişilerden oluşturmak..
Nitekim.
CHP’de bunun adımı atıldı..
Şimdi sırada MHP var..
Yarın -belki- bir başka partide olacak..

Peki kim bunlar?
Bunu bilemem..
Ben “komplo teorimi” bu şekilde ortaya koydum..
Sadece şunun bilinmesini istiyorum..
12 Haziran seçimlerinden sonrasını iyi izleyin..
Türkiye’de çok şey değişecek..
Değişecek de, umarım bu değişiklik “kötü” anlamda olmaz..
Umarım..