Bugün referandum yorumlarına ara vererek, son günlerde kafama takılan bir meseleden söz etmek istiyorum. Bundan yaklaşık iki hafta önce acar muhabirimiz Şükrü Ağırman yanıma geldi. ?Abi Antalya Büyükşehir Belediyesi?ndeki Sayıştay denetçileri, Ankart ile ilgili bazı tespitlerde bulunmuş, bununla ilgili önceki dönemin meclis üyeleri ile görüşmeler yapılıyor. Haber yapmak için inceliyorum? demişti. Gelişmelerden haberim vardı. Sayıştay denetçilerinin bazı meclis üyeleri ile görüşmeler yaptığını da biliyordum.
?Takip et. Sonucuna göre gerekirse haber yaparız? demiştim. Mesele netleşmeden, hiç kimsenin günahına girmemesi konusunda tavsiyede bulunmuştum. Çünkü; Sayıştay denetçilerinin yaptığı, her yıl, Türkiye?nin her belediyesinde onlarca örneği yaşanan bir durumdu. Geldiği nokta, bir sorgulama yapmaktı. Bunun sonucunda bir tespit yaparsa, mesele savcılık veya İçişleri Bakanlığı?na hava edilecekti. Bir meselenin inceleniyor olması, bazı kesimler tarafından farklı yönlere götürülmeye çalışılıyordu. Bunlara alet olmamak gerekirdi. Çünkü; Ortada bir hukuksuzluk olduğuna dair rapor falan yoktu.
Gazetecilik kolay iş değildir. Zaman zaman yazdıklarınızla bir ocağı söndürebilirsiniz, bazende kişilere hak etmediği değeri vererek onları gereksiz yere yüceltirsiniz. İşte MANŞET?in en önemli özelliği, her ikisinede sütunlarında ve yorumlarında yer vermemek, bu konuda dikkatli olmaya çalışmak.
Biz meseleye böyle bakarken, yayınlarını her gün ilgiyle takip edip, yönetici ve haber ekibini çok beğendiğim Ekspres gazetesinde bir haber çıktı. Haberde, Büyükşehir Belediyesini denetleyen Sayıştay Denetçileri?nin, Antkart?la ilgili bazı konularda yaptıkları sorgulamaların, rapora bağlandığı yazıyordu. Ertesi gün, Antkart yetkililerinin böyle bir rapor olmadığına dair açıklamasıda aynı gazetede yayınlandı.
Aradan bir hafta geçtikten sonra Ekspres Sayıştay müfettişlerinin imzalı mühürlü sorgusunu ?İşte rapor? diye yayınladı. Elbetteki haber bizi ?Acaba bu haberi atladık mı? diye ilgilendirdi ve bu konuda küçük bir inceleme yaptık. Sonuçta şu tespitler ortaya çıktı: Sayıştay denetçileri olağan denetimlerinde bir çok konu ve kişi ile ilgili sorgu yapabilir.Yapılan sorgulama aslında bir savunma isteminden ibarettir. İlgilisinin vereceği savunmaya göre Sayıştay Denetmenleri raporlarını sonuçlandırır ve tespit ettikleri bir usulsüzlük ya da hukuksuzluk varsa konu ile ilgili kişiler hakkında Cumhuriyet Savcılığı yada İşiçleri Bakanlığı nezdinde inceleme başlatılması için gereğini yaparlar.
Şimdi tamamen bir savunma isteminden ibaret sorguyu rapormuş gibi kamuoyuna sunmak ve böyle bir olay doğru imiş gibi göstermek nereden çıktı? Ekspres gibi önemli bir gazeteyi kim, neden yanılttı? Acaba birileri yakında gündeme gelmesi beklenen Halkkart öncesi, Ankart ı da işin içine çekip, kafalarımı karıştırmak istiyordu? Bunları bilmiyorum. Ancak meselenin bir yönü varki, bizzat acısını yaşadım. Bunu yazmadan önce, basın kanununun konu ile ilgili ne dediğine bakalım.
Basın kanununun 19.maddesi açık. Kanunda aynen şöyle diyor: ?Hazırlık soruşturmasının başlamasından takipsizlik kararı verilmesine veya kamu davasının açılmasına kadar geçen süre içerisinde, Cumhuriyet Savcısı, hakim veya mahkeme işlemlerinin ve soruşturma ile ilgili diğer belgelerin içeriğini yayınlayan kimse, ikimilyar liradan elli milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda onmilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda yirmimilyar liradan az olamaz.?
Dolayısı ile inceleme ya da sorgulama aşamasında savcılığın takipsizlik yada dava açılması kararına kadar konu ile ilgili yayın yapmak suç. Bunun dışında, sorgulama neticesinde nihai olarak sorgulanmış kişilerin herhangi bir kusuru ya da kabahatinin olmaması halinde, o yayını yapanlar suçsuz insanların günahını almış olmuyorlarmı? Bunun vicdanlarına verdikleri hesapta yeri var mı?
Bu satırları, bizide haksız yere suçlayanlara yazıyorum. Şimdi tam da bu noktada soruyorum: Hakkımızda usulsüzlük yaptığımıza dair iddiada bulunanlar ve bu iddialara gazetelerinde yer verenler, savcılıkta, bilirkişi raporlarında ve bakanlık müfettişlerince yapılan incelemeler sonucunda, en ufak bile bir yanlışlığın olmadığının kesinleşmesi üzerine hiç mi vicdan azabı çekmediler?
Acaba bunlar geldiğimiz noktada, ?Biz ne yaptık?? diyorlar mı?
Antalya
Spor
Güncel
Asayiş
Gündem
Eğitim
Kültür-
İlçeler
Ekonomi
Özel
Sorgu ayrı rapor ayrı
Murat Çiçek
Yorumlar
Trend Haberler
Antalya'nın yollarında COP31 hazırlığı
Antalya'da elektrik kesintileri: 25 Ağustos
Antalya'da elektrik kesintileri: 23 Ağustos
AK Parti'li Çelik'ten 'TEKNOFEST Mavi Vatan' paylaşımı
Bakan Fidan, Mısırlı ve Suudi Arabistanlı mevkidaşlarıyla görüştü
Antalya'da 3 milyar dolarlık kongre atağı