Özel Haber

Tabelalar ne anlatıyor?

Antalya’nın tabelaları kentin değişen yüzünü mü yansıtıyor? Akdeniz Üniversitesi, çok dilliliğin kent kültürü ve toplumsal uyum üzerindeki etkilerini bilimsel verilerle araştırıyor. Kentin görsel hafızasını mercek altına alan projenin detayları geleceğe yön verecek.

Abone Ol

Antalya’nın sokaklarında yürürken karşınıza çıkan İngilizce, Rusça, Almanca veya Arapça tabelalar, yalnızca birer yönlendirme aracı mı, yoksa kentin hızla değişen kimliğinin sessiz tanıkları mı? Akdeniz Üniversitesi tarafından yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen kapsamlı bir araştırma, Antalya’nın kamusal alanlarında giderek görünür hale gelen çok dilliliğin kent kültürü ve toplumsal uyum üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor. Akdeniz Üniversitesi Sosyal Politika ve Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASPAG) öncülüğünde yürütülen ‘’Metropol Kent Antalya’da Görsel Çok Dilliliğin Kent Kültürü ve Sosyal Uyuma Etkileri’’ başlıklı projede saha çalışmalarının önemli bir bölümü tamamlandı. Araştırma, Antalya’nın yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda farklı kültürlerin bir arada yaşadığı uluslararası bir yaşam merkezine dönüştüğünü bilimsel verilerle kanıtlamayı hedefliyor.

1.500 görsel veri kayıt altında

Projenin yürütücülüğünü üstlenen Akdeniz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı ve ASPAG Müdürü Prof. Dr. Erol Esen, araştırmanın yöntemine dair detayları paylaştı. Prof. Dr. Esen, "Araştırmanın ilk aşamasında Kepez, Konyaaltı ve Muratpaşa ilçelerinde bulunan yabancı dilde ve çok dilli tabela, afiş, yönlendirme levhası ve iş yeri görselleri kayıt altına alındı. Ekibimiz tarafından yaklaşık 1.500 görsel veri toplandı ve Antalya’nın görsel hafızası fotoğraflandı," ifadelerini kullandı.

Projenin ikinci aşamasında ise Antalya’da yaşayan yerli ve yabancı 500’ün üzerinde katılımcıyla geniş kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirildi. Çalışmada vatandaşlara; çok dilli tabelaların kent yaşamına etkileri, kamusal alanda farklı dillerin görünürlüğünün sosyal uyuma katkısı, kent kimliğinin bu değişimden nasıl etkilendiği ve göçmenlerin sürece bakışı gibi kritik sorular yöneltildi.

Kent kimliğinin bir parçası

Prof. Dr. Erol Esen, Antalya’nın yoğun göç süreçleriyle birlikte Türkiye’nin en çok kültürel çeşitlilik barındıran kentlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Esen’e göre, çok dillilik artık sadece bir dil meselesi değil; kentin aidiyet duygusunu, ekonomik yaşamını ve sosyal uyum kapasitesini belirleyen temel bir gösterge haline gelmiş durumda. Proje ekibinde Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sibel Hoştut ve Doç. Dr. Şerife Durmaz’ın yanı sıra, Almanya Duisburg-Essen Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türkiye ve Uyum Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan gibi alanında uzman isimler yer alıyor. Araştırma ekibi, anket sonuçlarının analiz edilmesinin ardından derinlemesine saha görüşmelerine geçileceğini belirtti. Çalışmanın sonunda elde edilecek bulguların; yerel yönetimler, göç politikaları, kent planlaması ve sosyal uyum projeleri için stratejik politika önerilerine temel oluşturması hedefleniyor. Bir zamanlar yerel dokusuyla öne çıkan Antalya sokakları, bugün dünyanın dört bir yanından gelen dilleri aynı tabelada buluşturuyor. Küreselleşmenin ve göç hareketlerinin bir yansıması olan bu değişim, "Farklı dillerin yan yana görünür olduğu bir kentte birlikte yaşama kültürü nasıl şekilleniyor?" sorusuna verilecek yanıtlarla, Antalya’nın geleceğine ışık tutmaya hazırlanıyor.