Türkiye’de tarikat ve cemaatlerin devlet ve kamu kurumlarıyla ilişkileri yeniden tartışma konusu olurken, Genel Sağlık-İş Başkanı Dr. Derya Uğur’dan sert bir açıklama geldi. Son dönemde cemaatlere yönelik gerçekleştirilen operasyonlara dikkat çeken Uğur, tarikat ve cemaat yapılanmalarının yalnızca ‘inanç grubu’ veya ‘sivil toplum kuruluşu’ çerçevesinde ele alınamayacağını savundu. Uğur, Süleymancılar olarak bilinen cemaate yönelik operasyonların ardından tarikat ve cemaat yapılanmalarının yeniden Türkiye’nin gündemine geldiğini belirterek, “Tarikat ve cemaat yapıları tasfiye edilmeli, kamu kurumları her türlü cemaat ve tarikat yapılanmasından arındırılmalıdır” çağrısında bulundu. Uğur, Cumhuriyet kurumlarının herhangi bir dini yapılanmanın nüfuz alanına dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Uğur, Türkiye’nin yakın tarihindeki gelişmelerin, bazı dini yapılanmaların zaman içerisinde ekonomik, siyasi ve bürokratik güç elde etmeye çalışabildiğini ortaya koyduğunu belirterek, devletin kurumsal yapısının bu tür örgütlenmeler karşısında korunması gerektiğini ifade etti.

Antalya'da oteller kışa geç girecek: Turizm sezonu kasım sonuna uzadı
Antalya'da oteller kışa geç girecek: Turizm sezonu kasım sonuna uzadı
İçeriği Görüntüle

‘Türkiye’nin yakın tarihi önemli derslerle dolu’

Derya Uğur, açıklamasında özellikle devlet kurumları içerisinde örgütlenme ve kadrolaşma iddialarına dikkat çekti. Uğur, devletin kurumlarına nüfuz etmeye, kamu gücünü örgütsel çıkarları doğrultusunda kullanmaya ve kendi hiyerarşisini devletin ve hukukun üzerinde konumlandırmaya çalışan hiçbir yapılanmanın masum kabul edilemeyeceğini söyledi. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı FETÖ yapılanması ve 15 Temmuz darbe girişiminin, devlet kurumlarının herhangi bir örgütlü yapının kontrolüne girmesinin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini gösterdiğini ifade eden Uğur, benzer yapıların devlet içerisinde güç kazanmasına karşı daha etkin ve şeffaf bir denetim mekanizması oluşturulması gerektiğini savundu.

‘Devletin kurumları cemaatlerin nüfuz alanı olamaz’

Açıklamasında kamu kurumları ile dini yapılanmalar arasındaki ilişkilere de değinen Uğur, özellikle kamu hizmetlerinin herhangi bir cemaat, tarikat, vakıf veya derneğin etkisi altında yürütülmesine karşı olduklarını dile getirdi. Devletin tüm vatandaşlara eşit mesafede olması gerektiğini vurgulayan Uğur, Cumhuriyetin kurumlarının herhangi bir dini veya örgütsel yapının kadrolaşma, ekonomik güç elde etme ya da toplumsal nüfuz alanı haline getirilmemesi gerektiğini belirtti. Uğur açıklamasında, “Cumhuriyetin kurumları cemaatlerin, tarikatların, çıkar amaçlı suç örgütlerinin nüfuz alanı olamaz. Hukuk işletilmeli, tarikat ve cemaat yapıları tasfiye edilmeli, kamu kurumları her türlü cemaat ve tarikat yapılanmasından arındırılmalıdır” ifadelerine yer verdi.

Kamu kurumlarında liyakat ve hukuk vurgusu

Uğur, devlet kadrolarına yapılacak atamalarda herhangi bir dini veya siyasi aidiyetin değil, liyakat ve kamu yararının esas alınması gerektiğini savundu. Kamu çalışanlarının mesleki yeterliliklerinin yanı sıra anayasal düzene ve kamu hizmetinin tarafsızlığı ilkesine bağlılığının önem taşıdığını belirten Uğur, kamu kurumlarının kişisel, siyasi veya örgütsel çıkarların aracı haline getirilmemesi gerektiğini ifade etti. Uğur, kamu kurumlarının çocuklara yönelik eğitim ve sosyal faaliyetlerde iş birliği yaparken hangi kuruluşlarla, hangi şartlarda ve hangi denetim mekanizmaları içerisinde çalıştığının kamuoyuna açık olması gerektiğini savundu.

‘Cumhuriyetin üzerinde hiçbir yapılanma olamaz’

Derya Uğur, açıklamasının sonunda sendikasının konuya ilişkin tutumunu net ifadelerle ortaya koyarak, “Genel Sağlık-İş olarak açıkça söylüyoruz; Cumhuriyetin üzerinde hiçbir tarikat, cemaat, vakıf ya da dernek olamaz” dedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal kurumlarının herhangi bir dini yapılanmanın üzerinde veya altında değil, hukuk düzeni içerisinde faaliyet göstermesi gerektiğini vurgulayan Uğur, devlet yönetiminde tek belirleyicinin hukuk ve kamu yararı olması gerektiğini belirtti. Dr. Derya Uğur, açıklamasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tarikat ve cemaat yapılanmalarına ilişkin sözlerini de hatırlattı. Uğur, Atatürk’ün ‘Efendiler ve ey millet, biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyedir. Medeniyetin emrettiğini ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir’ sözlerinin, Genel Sağlık-İş’in bu konudaki yaklaşımının temelini oluşturduğunu ifade etti. Açıklamanın son bölümünde ise devlet kurumlarının dini yapılanmalardan bağımsız, anayasal hukuk düzeni içerisinde ve tüm vatandaşlara eşit hizmet verecek şekilde çalışması gerektiği vurgulandı.

Muhabir: Esra ALTUNKES