Ülkemize has diyebileceğimiz bu zihniyete sahip insanlarımızın içinde emperyalizme karşı olduklarını, dillerinden “kahrolsun emperyalizm” söylemlerinin eksik olmadığını da söyleyebiliriz.
Bunun en yaygın uygulamasını ise halkımızın her siyasi gerginlikte cola şirketlerini boykot ettiklerine, yerlere döktüklerinde görmekteyiz. Bunları yapan inançlı insan olduklarını söyleyenlerin de colayı evlerinde kullandıklarını, bayiliklerini, taşımacılıklarını, satıcılıklarını yaptıklarını da unutmamak lazım.
Türkiye’de genel anlamda zihniyetimiz iken ve dünya çapında geniş bir dağıtım ve satış ağı oluşturmuş markamız bulunmadığı halde dünyada durum nasıl bakalım.
Tek bir örnek vermek yeterli olur kanaatindeyim.
Dünyada bir kahve/cafe zinciri markasının şube sayısı... 2003 yılında 7.225, 2018 yılında ise bu sayı 29.324 (yazı ile yirmi dokuz bin üç yüz yirmi dört). Korkunç bir büyüklük ve korkunç cirolara ulaşabilen marka olmuş tek bir firma. Büyük bir başarı hikayesi.
Bir de insanları buraya celp etme yollarının güzel kullanılmasını da unutmamak gerekir. Kahveni içtikten sonra istediğin kadar oturabilme imkanı. Gözünün içine bakıp bir şey ister misiniz diyen yok. Koltuklar güzel. İnternet, şarj imkanı vb. güzel hizmetlerle desteklenince herkesin uğrak yeri haline geliyor.
Ülkenin marka olmuş değerleri oluşturulmadığı müddetçe başka ülkelerin markalarını görmek kaçınılmazdır. Hele zihniyet başka şubemiz yoktur zihniyeti ise.
Bu yazı Türkiye’de sektörlerin neden gelişmediğinin ve dünya markası olamadığının kanıtı. Bu kafayı değiştirmedikten sonra da dünya markası olma yolunda ilerlemek mümkün gözükmemektedir.