Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, beraberinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Mardin’e geldi. Yılmaz ve Bakan Işıkhan’a AK Parti Mardin Milletvekilleri Muhammed Adak ile Faruk Kılıç, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı da eşlik etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve beraberindekiler, Mardin Valiliği’ni ziyaret etti. Valilik şeref defterini imzalayan Yılmaz, ardından valilik makamında Vali Tuncay Akkoyun ile bir süre görüştü. Yılmaz, daha sonra bir otelde iş insanlarının katılımıyla düzenlenen Mardin İş Dünyası Buluşması'na katıldı.
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE, YENİ UFUKLARIN ANAHTARI OLDU’
Programda konuşan Çalışma ve Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Mardin’in Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızlarından biri olduğunu belirterek, “Öncelikle, devlet adamlığı tecrübesiyle her zaman ufkumuzu açan, yoğun mesaisi içerisinde, Mardin’imizin ve iş dünyamızın sesine kulak vermek üzere aramızda bulunan; Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza teşriflerinden ötürü şahsım ve tüm hemşerilerim adına şükranlarımı sunuyorum. Kendisine tekrar hoş geldiniz diyorum. Mardin artık sadece tarihiyle değil, ekonomik potansiyeliyle de Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızlarından biridir. Şehrimiz; tarımdan turizme, sanayiden ticarete kadar geniş bir yelpazede stratejik bir konuma sahiptir. Terörsüz Türkiye idealimizle sağlanan huzur iklimi; yatırımların, yeni yolların ve yeni ufukların anahtarı olmuştur. Biz, bu huzur ortamını; sizlerin yatırım azmi ve üretim gücüyle kalıcı bir refaha dönüştürmekte kararlıyız. Küresel dalgalanmalara rağmen; her çeyrekte büyümeye, istihdamda ve işgücüne katılım oranlarında, daha iyiye gitmeye devam ediyoruz” dedi.
‘BÖLGEMİZDE ADALETİN VE BARIŞIN TEMİNATI OLMAYA DEVAM EDİYORUZ’
Türkiye’nin son yıllarda küresel ölçekte daha etkin bir rol üstlendiğini aktaran Bakan Işıkhan, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye artık sadece etrafında olup biteni takip eden değil, oyun kuran ve yön veren bir ülkedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın dünya çapındaki diplomatik başarısı ve milletimizin sarsılmaz desteğiyle, bölgemizde adaletin ve barışın teminatı olmaya devam ediyoruz. Ve her geçen gün, Türkiye’nin bu dik duruşunun, insanlığın ortak vicdanı haline geldiğini görüyoruz. Değerli sanayici ve girişimci hemşerilerim; sizler Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun sahadaki mimarlarısınız. Her zaman söylediğim gibi; bizler, sizin önünüzdeki engelleri kaldırmak, yatırım ortamını iyileştirmek ve çarkların daha hızlı dönmesini sağlamak için her zaman yanınızdayız” diye konuştu.
‘BİZ BU BELİRSİZLİK ORTAMINDA ÜLKE OLARAK ŞANSLI BİR KONUMDAYIZ’
Bakan Işıkhan’ın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin istikrarını, barışını ve huzurunu koruduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
“Dünyanın, bölgemizin zor bir döneminden geçiyoruz. Ekonomide tarife savaşlarıyla başlayan yüksek bir belirsizlik ortamı vardı zaten. Son dönemlerde yaşanan jeopolitik gelişmelerle, özellikle İran ile ilgili gelişmeler kapsamında, Amerika ve İsrail’in İran’a saldırısı ve İran’ın da bölge ülkelerine yönelik olası saldırılarıyla birlikte bu belirsizlikler daha fazla artmış durumda. Pandemiden bugüne dünya ekonomisi hala normalleşebilmiş değil. Zor bir dönemdeyiz. Dünyanın büyümesi, hem üretim anlamında hem de ticaretteki büyümesi tarihi ortalamalarının altında, hala o tarihi ortalamalara dönmüş değil dünya. Dolayısıyla zor bir dönem, belirsizliklerin yükseldiği bir dönem. Ekonomide en kötü şey belirsizliktir. İnşallah bu belirsizliklerin hem bölgemizde hem de küresel düzeyde azaldığı bir dönemi de görürüz hep birlikte. Biz bu belirsizlik ortamında ülke olarak şanslı bir konumdayız aslında. Bir taraftan dört tarafımız bir ateş çemberi iken istikrarımızı, barışımızı, huzurumuzu koruyoruz. Diğer taraftan politikalarımızda da öngörülebilirliği kuvvetlendiriyoruz. Belirsizliğin yükseldiği bir dönemde tam da öngörülebilirliği sağlayan ülkeler kazançlı çıkacaklardır. İstikrarlı olan, sağlam politikalar takip eden, öngörülebilirliği güçlendiren ülkeler, bu dönemden daha güçlenmiş bir şekilde çıkacaklardır. Buna inanıyoruz. Bizim de güçlü ve tecrübeli bir liderimiz var, tecrübeli kadrolarımız var. Bu zor süreçte toplumla birlikte, millet ve devlet hep birlikte bu süreçleri aşacağız.”
‘TÜRKİYE OLARAK ‘ÇATIŞMA DEĞİL, SAVAŞ DEĞİL, BARIŞ’ DİYORUZ’
Türkiye’nin barıştan yana diyalog içinde bir politika izlediğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
“Hep söylüyoruz. Bu ortamlarda bütün farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp, onlara tabii ki değer vererek, çünkü farklılıklar hepimizin başının tacıdır, ama bir çatışma konusu haline getirmeden, farklılıkları iç cephemizi güçlendirmek için kullanmalıyız. Birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi yükseltmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Bölgemiz üzerinde birçok tuzaklar, birçok oyunlar oynanıyor. Burada yaşayan insanları sevdikleri için değil, kendi menfaatleri için etnik temelde, mezhebi temelde bir takım çatışma ortamları oluşturma gayreti içinde olanlar var. Bunlara karşı çok akıllı bir şekilde, şaşmaz bir şekilde hareket etmek durumundayız. Dolayısıyla bir taraftan dünyada biz Türkiye olarak ‘Barış diplomasisiyiz’ diyoruz, müzakereyi öne çıkarıyoruz. ‘Çatışma değil, savaş değil, barış’ diyoruz. Ara buluculuk yapıyoruz. Afrika’dan Orta Doğu’ya, Balkanlara varıncaya kadar her bölgede, Ukrayna-Rusya çatışmasına varıncaya kadar barıştan yana bütün taraflarla diyalog içinde bir politika izliyoruz.”
‘KAYNAKLARIMIZI BOŞ YERE HARCAMAMIZ HİÇBİR ŞEKİLDE KABUL EDİLEMEZ’
Türkiye Yüzyılı’nda artık terör ve şiddete yer olmadığını belirten Yılmaz, “Diğer taraftan içerde de demokrasimizi, kalkınmamızı güçlendirecek bir anlayış içinde Terörsüz Türkiye’ sürecini devam ettiriyoruz ve yeni aşamalara da gelmiş durumdayız. Meclisimizden en son bir komisyon raporu çıktı. Güzel bir örnek oldu Türkiye için. Birçok parti uzlaştı, ortak bir rapor çıkmış oldu. İnşallah önümüzdeki süreçlerde silahların gölgesinde olmayan demokratik bir siyaset daha da güç kazanacak. Demokratik rekabet içinde herkes vatandaşa en güzel neyi teklif edecekse, bunları vatandaşımızla demokratik ortamda paylaşacak. Ama teröre artık yer yok. ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz, Türkiye Yüzyılı’nda teröre, şiddete yer yok. Kaynaklarımızı boş yere harcamamız hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu kaynakları boş yere harcamak yerine, halkımızın, milletimizin refahı için, çoluk çocuğumuzun, gençlerimizin geleceği için kullanacağımız bir dönem olacak. Bu dönem demokraside de, kalkınmada da inşallah yeni hedeflere doğru yürüyeceğiz” diye konuştu.
İFTAR PROGRAMINA KATILDI
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Mardin İl teşkilatının bir otelde düzenlediği 'Vefa iftarı' programına katıldı. Programa ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Mardin Milletvekilleri Faruk Kılıç ile Muhammed Adak, Mardin-Diyarbakır Metropoliti Saliba Özmen, bölgenin tanınmış din adamlarından Şeyh Seyda Mihdi Seydaoğlu, AK Parti'li ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşları yöneticileri, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı.
‘TÜRKİYE DÜNYADA ADALETİN SESİ, BÖLGESİNDE İSE OYUN KURUCU BİR GÜÇTÜR’
Burada konuşan Bakan Işıkhan, Türkiye’nin artık masada da sahada da çok büyük bir güç haline geldiğini ifade ederek, “AK Parti hareketi bir vefa hareketidir. Bu milletin özlemi, bu toprağın duasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ellerinde; bu milleti millet yapan ve dili, dini, ırkı ne olursa olsun herkesi kucaklayan bu harçla hamuru yoğurulmuştur. Bugün Türkiye, sadece kendi sınırlarını koruyan bir ülke değil; dünyada adaletin sesi, bölgesinde ise oyun kurucu bir güçtür. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğiyle, Türkiye; artık masada da sahada da çok büyük bir güç haline geldi. Kurulan kirli tezgahları bozan, mazlumun elinden tutan ve ‘Dünya beşten büyüktür’ diyerek, küresel adaletsizliğe meydan okuyan bir irademiz var. Bu irade, milletinden aldığı güçle Türkiye’yi devler ligine taşımıştır. Şimdi önümüzde daha büyük bir hedef var: Türkiye Yüzyılı. Biz bu vizyonu, Mardin’in çok kültürlü mirasıyla, hoşgörüsüyle ve çalışkan insanıyla birlikte inşa edeceğiz. Mardin; dillerin ve dinlerin barış içinde yaşadığı, tarihsel derinliğiyle dünyaya örnek olan bir huzur adasıdır. Mardin’in potansiyelini, teşkilatımızın bu enerjisiyle birleştirerek şehrimizi kalkındırmaya devam edeceğiz. Hedefimiz; Mardin’in her bir ferdinin, gencinin ve emekçisinin bu büyük vizyondan payını almasıdır” dedi.
‘GÜVENLİ BİR ORTAM AYNI ZAMANDA BİR YATIRIM ORTAMI DEMEKTİR’
Huzur ve güvenliğin olduğu ortamda kalkınmanın hızlanacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise, “Bugün kardeşliğin asırlardır kök saldığı, farklılıkların bir arada yaşama iradesiyle anlam kazandığı bu şehirde ne yazık ki bölgemizde yaşanan çatışmaları ve artan gerilimleri de konuşmak durumundayız. Oysa ülkemizin terör belasından kalıcı biçimde kurtulmasını hedefleyen ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonu aynı zamanda bölgemizde huzurun ve istikrarın güçlendiği ‘Terörsüz Bölge’ anlayışını da içinde barındırmaktadır. Terörün gündem olmaktan çıktığı sivil siyasetin, demokratik siyasetin ve huzurun egemen olduğu bir ortam aynı zamanda temel hak ve hürriyetlerimizi çok daha rahat bir şekilde yaşayacağımız, kalkınmamızı çok daha hızlı bir şekilde gerçekleştireceğimiz bir ortam demektir. Ben her zaman söylüyorum. Bugün de altını çizmek isterim. Güvenlik, demokrasinin de kalkınmanın da temelidir. Huzurlu, güvenli bir ortamınız olmalı ki demokratik haklarınızı da en güzel şekilde yaşama imkanı olsun. Yine huzurlu, güvenli bir ortam aynı zamanda bir yatırım ortamı demektir. Huzurun olmadığı yerlerde bırakın başka yerlerden sermaye ve yatırım gelmesini, mevcut sermaye başka yerlere kaçabilir. Nitelikli insan tutamazsınız. Dolayısıyla huzurun, güvenin olduğu ortam aynı zamanda kalkınmanın hızlandığı ortamdır” diye konuştu.
‘BÖLGEMİZDE YAŞANAN GELİŞMELER BU HEDEFİN NE KADAR HAYATİ OLDUĞUNU GÖSTERDİ’
‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin önemine değinen Yılmaz, şunları söyledi:
“Yıllar yılı teröre büyük kaynaklar harcandı. Bir hesaba göre 2 trilyon doların üzerinde bir ekonomik kayıptan bahsediyoruz. Şimdi inşallah tam tersine bu kayıpları bir tarafa bırakıp kaynaklarımızı çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için harcamamız gereken bir dönemdeyiz. Ve inşallah hem ‘Terörsüz Türkiye'yi hem de ‘Terörsüz Bölgeyi’ başaracağız. Hep birlikte gerçekleştireceğiz. Bu hedef farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin bir arada yaşadığı bu coğrafyada barışın, güvenliğin ve kardeşliğin daha güçlü şekilde kök salması anlamına gelmektedir. Ancak son dönemde bölgemizde yaşanan gelişmeler bu hedefin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha bizlere göstermiştir. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin başlangıcından bu yana belli bir vakit geçti. Belki bazı insanlar ‘Nereden böyle bir şey gelişti’ diye düşündüler. Ama son dönemde yaşadıklarımız herhalde bu inisiyatifin, bu çabanın ne kadar anlamlı olduğunu herkesin daha iyi idrak etmesini sağlamıştır.”
‘ATEŞKES BİR AN ÖNCE SAĞLANMALI’
ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan gerilimin son bularak bölgede ateşkesin bir an önce sağlanmasının gerektiğini ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İran’a yönelik saldırılar ve ardından yaşanan karşılıklı misillemeler, ABD-İsrail ve İran arasında tırmanan gerilimle birlikte bölgesel istikrar açısından ciddi riskler doğurmuştur. Şu anda bölgemiz maalesef bir ateş içerde ve bunun içinde ülkemiz adeta bir istikrar adası konumunda. Cenabı Allah Bu istikrarımızı, bu huzurumuzu muhafaza edenlerden eylesin. Bunu temenni ediyoruz. Bu süreçte Türkiye olarak başından beri ihtilaflıların savaş yerine, çatışma yerine diplomasiyle, müzakereyle çözülmesi noktasında her türlü gayreti gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz. Mardin'den, bu barış şehrinden, bu farklılıkları bir arada kardeşçe yaşatan şehirden bir kez daha sesleniyoruz; bu ateşkes bir an önce sağlanmalı. Taraflar sorunlarını masada müzakere yoluyla, diplomasi yoluyla çözmelidir. Savaşın hiç kimseye faydası yoktur. Adil bir barış ise herkesin lehinedir. Bu çerçevede birçok insani, ekonomik ve çevresel maliyet üreten bu çatışmaların, bölgesel yayılma riski ortaya koyan, bölgemizin refahını ve istikrarını, küresel aynı zamanda istikrarı tehdit eden bu sürecin bir an önce sona ermesini ve bölgemizin normalleşmesini arzu ediyoruz.”
‘DİPLOMASİ YOLUNU TERCİH EDERLERSE TÜRKİYE OLARAK KATKIYA HAZIRIZ’
Ortadoğu’da tarafların diplomasi ve müzakere yolunu tercih etmesi durumunda Türkiye Cumhuriyeti’nin süreçlere katkı vermeye hazır olduğunu belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımız son derece tecrübeli, dirayetli bir lider olarak her türlü gayreti sarf ediyor. Liderler diplomasisi yoluyla büyük bir çaba sarf ediyor. Dışişleri Bakanlığımız, İlgili tüm kurumlarımız her türlü gayreti sarf ediyorlar. Taraflar bir diplomasi müzakere yolunu tercih ettikleri noktada Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreçlere her türlü katkıyı vermeye de hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Diğer yandan tabii ki ülkemizi, sınırlarımızı, insanımızı birinci önceliğimiz olarak korumaya, gözetmeye milli hassasiyetlerimizi gözetmeye devam edeceğiz. Böyle bir dönemde, böyle hassas bir dönemde Türkiye'nin güçlü duruşunu sahada en iyi şekilde temsil eden yapıların başında teşkilatlarımız gelmektedir. Milletimizle kurduğumuz güçlü bağ AK Parti'nin en büyük gücüdür. Biz gücümüzü birtakım uluslararası güç odaklarından almıyoruz. İçerideki bazı güç odaklarından da almıyoruz. Biz başından beri gücümüzü halktan aldık, milletten aldık. Bundan sonra da bu anlayış içinde devam edeceğiz inşallah.”








