Teknoloji sürekli olarak gelişiyor ve hayatlarımızı kolaylaştıran pek çok teknoloji yaşamlarımıza entegre oluyor. Özellikle atalarımızla kıyaslandığında çok daha az efor sarf ederek pek çok şeye erişebiliyoruz. Peki o zaman neden bu kadar yorgun hissediyoruz?
Dijital Bir Yorgunluk
Bahsettiğim yorgunluk fiziksel değil zihinsel bir yorgunluktur. Bildirimlerle, mesajlarla, içeriklerle ve benzeri uyarıcılarla sürekli olarak beynimizin uyarılması sonucu ortaya çıkan dijital bir yorgunluk. Bu yorgunluk, uzun süre ekrana bakmaktan ibaret olan basit bir şey değildir. Ekranlardan uzak dursak bile zihinlerimiz sürekli olarak bir şeylerle uyarılmakta. Dijital dünyada her şey dikkatimizi ister, her şey bu şekilde tasarlanmıştır. Mesajlar cevap bekler, sosyal medya akışları hiç bitmez, sürekli olarak yeni içerikler üretilir ve bir şey yapmadan oturduğumuzda “zamanımı boşa harcadım” diyerek suçlu hissederiz. Bu süreklilik içerisinde zihinlerimiz dinlenemez, sürekli meşgul olmaktan dolayı yorgun düşer.
Dinlenme Yanılgısı
Yorgun hissettik ve biraz mola vermeye karar verdik. Gerçekten dinleniyor muyuz? Yoksa zihnimiz boş vakitte bile “bir şey kaçırıyor muyum?” veya “boş boş oturacağıma şunu yapsaydım daha iyiydi” gibi düşüncelerle mi meşgul? Bunu sorgulamak lazım. Dinlenmenin, rahatlamanın tek bir yolu yok ama bazen de hiçbir şey olmamasına, sessizliğe ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Teknolojiden Kaçmak
Günümüz dünyasında teknolojiyi tamamen terk etmek pek de mümkün değil. Bence doğru bir hareket de değil. Onun yerine bilinçli bir kullanımın daha faydalı olacağını düşünüyorum. Teknoloji ile sürekli temas halini kırmak ve zihnimizin nefes almasını sağlayacak molalar vermek. Her boşlukta telefona uzanmamak bir başlangıç olabilir mesela.
Barış Baran ÇİÇEK