Geçen hafta bir televizyon kanalında bir araştırma şirketinin yaptığı anket yayınlandı.

Yüz yüze 3 bin 200 kişi ile yapılan bu saha araştırmasında iki soru sorulmuş.

Birinci soru;

“Türkiye’nin içinde bulunduğu en önemli sorunlar nelerdir?”

Bu soruya vatandaşlarımızın verdiği cevaplar ve yüzdeleri şöyle.

“İlk sırada yüzde 42 ile Ekonomik bozulma ve hayat pahalılığı…

İkinci sırada yüzde 18 ile adaletsizlik…

Üçüncü sırada yüzde 8 ile eğitim…

Dördüncü sırada yüzde 5 ile terör…

Beşinci sırada ise yüzde 3 ile ahlaktaki bozulma demişler…”

Halkımızın ülke sorunlarındaki öncelik sıralaması Gazetemizin yazarlarından “Yunus Erdoğan’ın Sessiz Çürüme” başlıklı makalesinin ne kadar doğru olduğunu adeta kanıtlıyor.

Evet, toplum olarak gerçekten çürüdüğümüzün açık bir ifadesidir halkın sorunlarımıza bakış açısı.

Halk öyle bir hale getirildi ki yaşadıkları sorunların temelinde “ahlaki bozulma” olduğunu ya fark etmiyor ya da farkında ama “gemisini kurtarma” peşinde…

Oysa ki tüm sorunların temelinde ahlaktaki bozulma vardır.

Kötü yönetilme sonucunda hayat pahalılığı ve ekonomik kriz varsa ahlaki bozulmadandır…

Yargıçlar, kanunlara ve vicdanlarına göre değil, cüzdanına göre karar veriyorsa ahlaki bozulmadandır…

Eğitim kurumları çağdaş ve bilimsel bir eğitim veremiyor/vermiyorsa ahlaksızlığındandır…

Barış içinde, konuşarak, diyaloglarla sorunları çözmek yerine silaha başvuruluyorsa ahlaksızlıklarındandır…

Tartıda, ölçüde, metrede, okkada, sütte, peynirde, ette, yumurtada ayar bozulmuşsa, yargıçlar cüzdanlarıyla karar veriyorsa, konuşmak yerine şiddete başvuruluyorsa, tarladaki ürün markette maliyetinin yüz katına satılıyorsa bunun nedeni ahlakın bozulmasındandır…

Öyleyse şu soruyu soralım…

Ahlak denilen “davranış ve duygu biçimlemesi” neden bozulmuş/bozuluyor?

“Bunun temel nedeni mevcut üretim ilişkileri sonucunda ortaya çıkan milli değerin hakça ve adaletçe paylaşılmamasıdır…”

Eğer bir ülkede hakça ve adaletli bir paylaşım yoksa, üretenler değil, yan gelip yatanlar milli hasılanın büyük bölümünü alıyorlarsa orada ahlaki olmayan hukuk dışı eylemler kaçınılmazdır…

Elbette ki temelinde ahlaki bozulma yatan sorunları, ülkeyi yöneten iktidar ve muhalefet partileri çözecektir ve çözmek zorundadır…

Söz konusu anketin ikinci sorusu da zaten bu yönde olmuş…

“Ülke sorunlarını sizce hangi siyasi parti çözebilir” sorusu yönetilmiş halka ve verilen cevaplar şöyle:

“AK Parti çözebilir diyenler yüzde 20,8

CHP çözebilir diyenler yüzde 18,3

Hiçbiri çözemez diyenler ise yüzde 43,6…”

Cevaplardan da görüleceği gibi sorunları çözmesi beklenen siyasi partiler, halkın yarısına göre sorunun parçası haline geldiklerinden siyaset kurumuna olan güven de yerlerde sürünüyor…

Siyaset kurumunun bu durumu ile ülke yönetimi sürdürülebilir değil…

Bu çürümeden kurtulmanın yolu, “siyaset kurumunun kendini yeni baştan üretmesidir…”

Ve yeni baştan kendini üreten siyaset kurumu, şimdi olduğu gibi sermayeden yana değil, toplumsal kesimlerin ve sınıfların tümüne hakça paylaşım politikalarıyla bu sorunları kısa sürede çözebilir…