1970’li yıllarda yaşanan en etkili eylemler, işçilerin toplu sözleşme haklarından dolayı yaşanan anlaşmazlıklar sonucu yaşanan işçi grevleri, eylemleri, yürüyüşleri oldu.
Dönemin sol ve sosyalist güçleri ile CHP, bu eylemlerde işçilerin yanında oldu…
Özellikler özel sektöre ait yerlerinde örgütlenen DİSK’in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) çok güçlü eylemler ortaya koyarak gerçekleştirdiği toplu sözleşmeler işçilerin gücünü ifade etmede son derece etkili oldu.
Yaşanan bu işçi eylemleri sadece toplu sözleşme görüşmelerindeki anlaşmazlıklar sonucu oluşmadı, DİSK’in öncülüğünde “demokratik taleplerde” mücadele alanındaydı.
Örneğin, bugünkü Sulh Ceza Mahkemelerinin bir çeşit benzer olan Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kapatılmasında CHP’nin Mecliste verdiği mücadeleye en büyük destek, DİSK’in ülke çapında genel grev yapması olmuştu.
“Kısacası, siyasal ve toplumsal muhalefet CHP, DİSK ve dönemin en etkili demokratik kitle örgütü olan TÖB-DER’de toplanmıştı.”
Kırsal alanda da üretimin pahalı hale gelmesi, topraksız köylülerin toprak talepleri köylü hareketlerini de başlatmış, ciddi toprak işgalleri yaşanmıştı.
Bülent Ecevit’in Genel Başkanlığındaki CHP, işçi sınıfı ve yoksul köylülerin bu direniş ve taleplerini iki sloganla belirtmişti.
“Emek en yüce değerdir…”
“Toprak işleyenin, su kullananın”
CHP’nin o yıllarda işçi sınıfından yana olan desteği ve tavrı ile yoksul köylüleri desteklemesi, bu anlamdaki hemen her eyleme gerek milletvekillerinin gerek merkez ve taşra örgütlerinin aktif olarak katılması, toplumsal muhalefetin limanı olması oy sandıklarını adeta patlatmış, 1973 yılında yüzde 32, 1977 seçimlerinde de yüzde 41,5 oy oranı ile Türkiye’nin birinci partisi olarak iki koalisyon hükümeti kurmuştu.

Bugün, çalışan ve üreten emekçiler ve köylüler 50 yıl öncesinden daha beter durumdalar…
En küçük hak talebine yönelik yapılan tüm demokratik eylemler polisiye ve yargısal tedbirlerle boğazlanıyor…
Grevdeki işçilere, toprağını koruyan köylüye gaz bombası atılıyor, şiddet uygulanıyor, gözaltına alınıp tutuklanıyor…
70’li yıllardan daha ağırlaşmış ekonomik ve siyasal bunalımlar yaşandığından toplumsal muhalefet adeta şahlanmış, dalga dalga yükseliyor…
Ve ortada üretimden gelen gücünü kullanarak bunlara dur diyecek ne DİSK var ne de herhangi sendikal örgütlenmeler…
Ve en acısı da emekçilerin, yoksul köylülerin sığındığı liman olan CHP’nin içinde bulunduğu parçalanmışlık ve siyaset dışı kopuşlarla boğuşuyor olması.
Özellikle “Kılıçdaroğlu’nun” binbir emekle dişiyle tırnağı ile siyasal ve toplumsal muhalefeti CHP’nin çevresine toplayan çabasının, “Özgür/İmamoğlu” döneminde bozuk para gibi harcanması, yolsuzluk ve seks skandallarıyla anılır duruma getirilmesi emekçiler ve yoksul insanların gözünde “sığınılacak liman” olma özelliğini yitirmesine neden olmuştur.

Şimdi yeniden toparlanma, 1970’li yıllardaki CHP’nin paradigmalarını yeniden oluşturma zamanıdır…
Sadece kirlenmiş siyasetçileri partiden atarak “arınma” sağlanmaz…
Emekçilere, yoksul kent insanlarına ulaşmak, onları yeniden örgütlenmek, toplumsal ve siyasal muhalefeti yeniden CHP merkezli bir yapıya kavuşturmakla gerçek “arınma” sağlanır…
“Türkiye’nin, artık Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına ihtiyacı kalmadığını gösterecek bir CHP’ye acil ihtiyacı vardır…”