Antalyaspor’un son yıllardaki en büyük sorunu ne transfer yasağı ne de ekonomik sıkıntılar… Asıl problem, kulübü yeniden ayağa kaldıracak istikrarlı ve güven veren bir yönetim anlayışının bir türlü ortaya konulamamasıdır. Her gelen yönetimin bir öncekini aratması, kulübü her geçen sezon biraz daha geriye götürüyor. Bugün yaşanan tablo tesadüf değil; yıllardır yapılan yanlışların doğal sonucudur.

Sportif başarısızlık artık neredeyse sıradan hâle geldi. Bunun yanında yönetimsel anlamda da Antalyaspor güven veren bir görüntü çizemiyor. Taraftarın sabrı her geçen gün biraz daha tükeniyor. Elbette iyi niyet önemlidir. Ancak futbolun sadece iyi niyetle yönetilen bir oyun olmadığını biliyoruz. Sonuç alamayan herkes, bulunduğu makamın sorumluluğunu taşımak zorundadır.

Sezonun ilk haftasında Antalyaspor, sahasında Keçiörengücü’nü ağırlayacak. Her sezon olduğu gibi yine umutlardan söz ediliyor. Ancak kulübün mevcut durumuna bakıldığında, bu umutları güçlendirecek somut gelişmeler görmek oldukça zor.

Transfer tahtası kapalı, kadro yeterince güçlü değil ve geleceğe dair heyecan uyandıracak bir yapılanma henüz ortada görünmüyor. Böylesine belirsizliklerle dolu bir ortamda taraftardan büyük beklentiler içerisine girmek de gerçekçi değildir.

En acı tablo ise tribünlerde yaşanıyor. Antalyaspor taraftarı artık sadece üzgün değil; aynı zamanda kırgın ve umutsuz. Kombine satışları da bunu açıkça ortaya koyuyor. Süper Lig’den düşmek elbette büyük bir yara bıraktı. Ancak taraftarı tribünden uzaklaştıran tek neden küme düşmek olmadı. Plansızlık ve yıllardır tekrarlanan yönetim hataları, insanların kulübe olan inancını ciddi şekilde sarstı.

Hatırlayanlar bilir… Mardan Stadı’nda da, Akdeniz Üniversitesi Stadı’nda da tribünler hiçbir zaman takımını yalnız bırakmadı. Ulaşımın zor olduğu günlerde bile bu camianın insanı bahane üretmedi. Deplasman yollarında kilometrelerce yol kat eden taraftar, armasına olan sevgisinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Bugün ise sezonun ilk maçı öncesinde bile tribünlerde heyecandan çok endişe hâkim.

Başkan Mustafa Ergün’ün elinden gelen mücadeleyi verdiği söylenebilir. Ancak bu kulübün bugün bulunduğu noktada hiçbir yönetici sorumluluktan tamamen uzak tutulamaz. Antalyaspor’un küme düşmesinde de, bugün yaşanan güven kaybında da herkesin belirli ölçüde payı var. Artık mazeret üretme dönemi geride kaldı.

Transfer tahtasının açılması elbette önemli olacak. Ancak doğru planlama yapılmadığı, nokta atışı transferler gerçekleştirilmediği sürece tek başına bunun Antalyaspor’u ayağa kaldırması mümkün görünmüyor. Taraftar günü kurtaran hamleler değil, kulübü yeniden ayağa kaldıracak bir vizyon görmek istiyor.

Kısacası;

Antalyaspor, bu şehrin en önemli değerlerinden biri. Böylesine büyük bir camianın yeniden ayağa kalkması için artık açıklamalardan, vaatlerden ve mazeretlerden çok; sahaya yansıyacak icraatlara ihtiyaç var. Çünkü bu arma, günü kurtaran hamleleri değil, geleceği kurtaracak doğru kararları hak ediyor.