Sezon başından bu yana kaçıncı kritik maç olduğunu saymayı unuttum.
Pazar günü Antalyaspor’un rakibi, Akdeniz derbisi adı altında bölgemizin bir diğer takımı Alanyaspor’du.
Antalyaspor adına galip gelmek dışında başka bir sonucun tatmin etmeyeceği karşılaşma, 0-0 beraberlikle noktalandı.
İşin en acı kısmı ise Antalyaspor adına istatistiklerde gizliydi.
Kaleye isabetli şut sayın 1 iken gol beklenti oranın 0.15’ti.
Kısacası beraberliği bile hak etmeyen bir görüntün vardı sahada, üstelik böyle kritik bir maçta.

Takımda “şu oyuncu iyiydi” diyebilecek bir durumun olmaması büyük üzüntü verici.
Maçın başından sonuna kadar takımını destekleyen, bir dakika susmayan ve neredeyse 90 dakikayı ayakta tamamlayan taraftara bu oyunu izlettirmek hayal kırıklığı.

Teknik direktör Sami Uğurlu’ya gelince, beklentilerin altında kaldığı bir gerçek.
Biz tribünden nasıl izliyorsak, hoca da kenardan adeta aynı şekilde izliyor.
Ne maç içinde oyunu çeviren bir hamle, ne de maç öncesi takımı iyi hazırlayan bir görüntü var.

Şimdi kaldı 2 maç.
İlk müsabaka İstanbul’da Galatasaray.
Rakibin seni yendiği takdirde, en yakın takipçisinin sonucuna bakmadan şampiyon olacak.
Bu yüzden bir mucize olup puan ya da puanlar alınır mı, bilemem.
Fakat anlaşılan o ki direkt rakiplerin olan takımların sonuçları bu hafta daha da önemli hale geldi.

Son hafta Kocaelispor karşılaşmasına gelmeden potadan çıkmamız şart.
Aksi bir durumda bu takım düşerse, tekrar Süper Lig’e dönmemiz yıllar alır.
Şehir bunu hak etmiyor.

Unutulmamalı…