Değerli okuyucularım, takipçilerim ve kıymetli dostlarım;
Hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Bu köşe yazımı sizleri bilgilendirmek ve tarihe not düşmek için yazıyorum.
1984 yılında Antalya Kaleiçi yat Limanı No: 12 de ticari faaliyetine başladığım esnaflığımı geminin kaptanı olarak İzzet Ünlü –Martı Marina ( YAT DÜKKANI) firmamı sağ salim olarak İstanbul limanına getirdim.
41 senelik tecrübelerimi genç esnaf kardeşlerime aktarmayı üzerimdeki bir sorumluluk olarak gördüğüm için paylaşmak istedim. Bu süreçte yanımda olan başta aileme, akrabalarıma, iş arkadaşlarıma, Eniştem Polat Kurt, ablam Sevinç Kurt ve benim sadık elemanım İ.Cem Efe’ye çok teşekkür ediyorum. Unuttuğum var ise haklarını helal etsinler. Allah hepsinden razı olsun.
Ahirete irtihal eden annem Hayriye Ünlü, babam Dr Raşit Ünlü, Ağabeyim Av Hüseyin Fahri Ünlü, amcam Hakim Nafiz Ünlü, dayılarım Av Emin Nail Ünlü, E. Astsubay Kıdemli Başçavuş Nazmi Ünlü, bu işi bana öğreten ustam Kılavuz Kaptan Atilla Muşkara ile üzerimde emeği olan Kaptan Denizcilik AŞ kurucusu E. Deniz Kurmay Albay Ayhan Öztürkkal ve Taşkın Eroğlu’nu rahmetle ve minnetle anıyorum.
Rotaları cennet olsun.
Kısaca yeni kurulan firma hakkında da bilgi vermek isterim
Yat Dükkanı Ltd Şti, Kaptan Denizcilik AŞ'den Ersoy Eroğlu'nun ve İzzet Ünlü'nün önderliğinde Sezgin Şahin, Mustafa Eniştekin, Gültekin Güner'in kurmuş olduğu ve benimde isim hakkını devir ettiğim YAT DÜKKANI LTD ŞTİ olarak İstanbul merkezli kurulmuştur.
Kurucu ortaklar Kaptan Denizcilik AŞ de görevlerine devam edeceklerdir... Burada yanlış bir anlaşılmaya meydan vermemek için belirtmek isterim... İzzet Ünlü Martı Marina - Yat Dükkanı.com firması kapatıldıktan sonra değerli dostum Ersoy Eroğlu'nun nazik düşüncesine ve kurucu ortakları olan genç kardeşlerimize teşekkürü bir borç bilirim.
Allah selamet versin
***
TİCARİ AHLAK
Ticarette temel amaç para kazanmaktır. Ancak sadece paraya odaklanmak ve daha çok kazanmak için ne gerekirse yapmak anlayışı ticari ahlak ile bağdaşmaz. Hak edilen ölçüde kazanmak, hakkına razı olmak, müşteriye hakkını vermek, onu aldatmamak/kandırmamak ticari ahlakın gerekleridir. Kısa sürede büyük hedeflere ulaşma, köşeyi dönme arayışı; merdivenin basamaklarını sıçrayarak çıkma isteği; özellikle genç kuşakta gözlenmektedir. Çalışmak, emek vermek, alın teri dökmek, zaman harcamak genç kuşağın yabancı kaldığı değerlerdir. Artık verilen sözlerin, bulunulan vaatlerin, “şeref sözü”,“hatırım için” gibi söylemlerin önemi kalmamıştır. Öyle ki insanlar kime güveneceklerini, kiminle iş yapacaklarını şaşırmış durumdadır. “Dürüst satıcı”, güzel ve nostaljik bir slogan olarak geçmişte kalmıştır.
Bu noktada Atatürk’ün şu söylemini anımsamak gerekir:
“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getiren milletler; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdur.”
Güçlü olanın, zayıf olanı ezdiği bir düzen ahlaki sayılamaz. Bu düzende baskı, zulüm vardır. Devletin görevi yasalar ile bunun önüne geçmektir. Yasalar ahlak kurallarını dikkate almalı, ahlaklı olmayı özendirici, ahlaksızlığı ise cezalandırıcı özellik taşımalıdır. Vergi kaçırmak, ahlaki değildir. Kayıt dışı ekonomi bitirilememiştir. Piyasada serbest çalışan ve iş hayatı boyunca devlete bir kuruş vergi ödemeyen kişiler vardır. Bazı ülkelerde vergi kaçırmak büyük suç sayılmakta ve hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Ticaret hayatında iyi niyet kurallarına aykırı; aldatıcı, yanıltıcı söylemler ve davranışlar, rekabetin kötüye kullanılması anlamına gelir ki bunlar ahlaki değildir.
Müşteriye malda gerçekte var olmayan bir özelliğin olduğunu söylemek,
Müşterinin istediği malı/markayı kötüleyerek stoku şişen malı/markayı satmaya çalışmak,
Rakibin aleyhine konuşmak, rakibi kötülemek,
Müşteriye “ayıplı” malı, ayıbını gizleyerek satmak,
Sattığı malın arkasında durmamak,
Fahiş fiyatla mal satmak,
Müşteriye kasa fişi, fatura veya garanti belgesini vermemek,
Bir malın satın alınmasını, başka bir malın satın alınması koşuluna bağlamak,
Satış sözleşmesi koşullarına uymamak, sözleşmeye müşteri aleyhine madde koymak,
Stokunda olmayan malı satmak ve söz verdiği zamanda malı teslim etmemek,
Müşteriye sipariş fişi veya satış sözleşmesindeki malın/markanın dışında başka bir mal/marka göndermek,
Etiketteki fiyat ile kasadaki fiyat, sözleşmedeki fiyat ile faturadaki fiyat arasında tüketici aleyhine fark olması,
Çalıştırdığı kişinin yasal haklarını vermemek.
Örnek: Sigortasız çalıştırmak,
Karşılıksız çek vermek, borcuna sadık olmamak
SONUÇ : Ekonomik başarı ancak ticari ahlak ile mümkündür