Antalya, iki gündür son 37 yılın en yoğun yağışıyla bir kez daha felaketi yaşadı..
Daha doğrusu.
Antalya, neredeyse hemen her yağışta bir “felaket” yaşıyor..
Geçtiğimiz yıl şubat ayında da böyle olmuştu..
O tarihlerde..
ATSO Başkanı Çetin Osman Budak..
Her “afet”te yaşanan “felaket”lerin özünü iki cümlede özetlemişti..
“Sel olayları gerek altyapı eksiklerimizi, gerekse yanlış yerlerde yapılmış konut, işyeri, turistik tesis ve seraların karşı karşıya olduğu riskleri bir kez daha göstermiştir..
Doğal riskler göze alınmadan..
Geçmişte kullanılmayan bataklık gibi alanlarda konut ve sera kurulmasının engellenmemesi bu sorunları arttırmaktadır..”

Haklı mı?
Hem de çok haklı..
Öncelikle..
Herkesin şunu çok iyi bilmesini istiyorum:
“Afetleri Allah, felaketleri insan yaratır..”

Biliyorsunuz..
Türkiye'de son yıllardaki bütün yağışlar, “sel felaketleri”ne dönüştü..
Kentlere ve kıyı bölgelerine kadar yaşamı alt üst eden yağışlar, onlarca kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı..
Bu yörelerden biri de Antalya oldu..
Seraları su bastı..
Birçok ev ve iş yeri sular altında kaldı..
Köprüler yıkıldı..
Hayvanlar telef oldu..
Son iki gündür “ölü” kayıp haberleri geliyor..
Şimdi de..
Başta hükümet olmak üzere kamu kurumları ve bazı sivil örgütler bu yarayı sarmaya çalışıyor..

Ülkeyi ve yöreyi yöneten bütün yöneticiler..
Kendilerine “siyasi rant” sağlamak için..
Eskiden kullanılmayan bataklıklarda..
Suların doğal akış yollarında..
Su birikim havzalarında..
Konut ve sera kurulmasına izin verdiler..
Bununla da kalmadılar..
Yerleşim yerlerini plansız ve çarpık kentleşmeye, politikasızlığa terk ettiler..
Altyapıyı yapmadan imara açtılar..
Gözü doymaz insanoğlu da..
Buralara..
“Riskleri düşünmeden” ev yaptı, işyeri açtı, bina dikti, sera kurdu..
Sonuç?
Yıkım..
Can kaybı..
Acı..
Hüzün..
Kısaca, “felaket”..

Plansız ve düzensiz kentleşme..
Tarım arazileri üzerine yerleşim planlarının uygulanması..
Orman alanlarının yok edilmesi..
Dere yataklarına ve kıyılara bilinçsizce yapılan müdahaleler..
Kim yapıyor bunları?
Merkezi ve yerel yöneticiler..
Kim istiyor bunları?
Siz, biz yani insanoğlu..
Sonunda ne oluyor?
Yağışlar maalesef can, mal ve toprak kayıplarına neden olan “sel felaketleri”ne dönüşüyor..

Hadi söyleyin bakalım..
Felaketi kim yaratıyor(muş)?
Peki..
Yaşanan felaketlerden ders alıyor muyuz?
Riskleri düşünüyor muyuz?
Hiç sanmıyorum..
Alsaydık eğer..
Her yağmurda aynı “felaketler”i yaşar mıydık hiç?
Maalesef..
Böyle geldik, böyle de göçüyoruz işte..