Bu yıl Altın Portakal Filml Festivali’nin önce kortej geçişi, ardından açık hava etkinlikleri iptal edildi.
Kortej’in iptal nedeni hava muhalafeti.
Açık hava etkinliklerinin gerekçesini söylemeye gerek var mı ki?
Geçtiğimiz Pazar günü akşam üzeri yakın dostum İbrahim Yıldırım Lara’da yemeğe davet etti. Saatler 16.30’u gösteriyordu ki, Güllük Caddesi’nden çıktık yola. Işıklara kadar çiseleyen bir hava. Mezbaha güzergahından, Dedeman’a doğru döndük. Çok değil en fazla 50 metre ya gittik, ya gitmedik. Bir de ne görelim?
Dedeman geliş yönündeki araçlar göl haline gelen yolda bırakın ilerlemeyi, resmen sonbahar yüzme yarışına girmişler, debelenip duruyorlar.
Bizim güzerhagta da yoldaki su araçların beline kadar gelmiş, yürekli olan yol almaya çalışıyor, olmayan çekmiş aracını sağa, allaha sığınmış bekliyorlar.
İş yandaş medyalık mı?
“Büyükşehir Belediyesi yan gelip yatma yeri değildir” başlığı at, bir gün sonra al gazeteyi eline keyifli bir bakış at!.
Memleketi sel götürmüş, can-mal kaybına neden olan afet yaşanmış galaya dahi alma!.
Önemli olan yandaş veya karşıtlık değil mi?
Bunu dün de yaptılar, bugün de yapıyorlar. Bundan sonra da yapacaklar..
Ama, “Şimdi bana ise, yarın sana” diyenler çok olmuştur.
Şu unutulmamalıdır ki, Pazar günü akşam üzeri ile, gece yarısı hatta pazartesi sabaha karşı Antalya ve civarında yaşanan sel felaketini artık söylemeye gerek bile yok.
Can ve mal kaybından dolayı yüreklere acı girdi.
Gebiz’e bağlı Haskızılören köyünde kaybolanlardan ikisinin daha cesedine ulaşıldı. Onlarca evin yanı sıra sağlık ocağı, kooperatif binası, atölyelerin yıkıldığı köyden ağıt sesleri yükseldi.
Ve, “Antalya Büyükşehir Belediyesi hava muhalafeti nedeniyle önce korteji, sonra da açık hava etkinliklerini.,
Yani.,
Konserleri iptal etti.
Zahmet etmiş!.
Tam Festival zamanına denk gelen afet, fena vurdu. İlk gün 1, ikinci gün ise 2 olmak üzere toplam 3 cana mal oldu. Kaybolan 3 kişiye de ulaşılmaya çalışılıyor.
Lara istikametine girmiştik ya, girmek kolaydı, çıkmak zor.
Uyanıkız ya!..
Eski yoldan Fener’e doğru ilerliyoruz. Aklımız sıra, “Ne varsa eskilerde var” tesellisinden yola çıkıp, “Nasılsa kişiler değişse, her dönem ayrı ayrı partilerin adayları görev başına gelselerde, yeni yaptıkları yolu oldu bittiye getirme zihniyeti hep güdülmedi mi,. Eski yol belki yenilerden daha az su tutar” diye düşündük.
Marifet bende değil, canavarda.
Yani arabada.
Gideceğimiz yere her hangi bir sorun yaşamadan ulaştık ulaşmasına da, abartmıyorum Lara istikametinde araçlar yolların orta yerlerinde park ediyorlardı.
Parktan ziyate susup kaldılar.
Neresi burası?
Dünya kenti Antalya’nın en önemli turizm merkezlerinden birisi olan Lara ve istikameti.
Merkez farklı mı?
“Değildi” dersek yanlış yapmış oluruz.
Lara tarafına göre, merkez sosyete semti. Lara ise hizmet götürülmeyen gecekondu bölgesi!.
Ne oldu, “Varsa yoksa Lara” haykırışları?
Lara’da falezler çöküyor, evler boşaltılmaya çalyışılıyor.
Yollar göl olmuş, araçlar yolda mahsur kalmış.
Belediye hizmet binası bile Lara’ya götürülmüş.
Ama Lara çtarafında oturanlar evlerine giderken allaha sığınarak yol almaya başladılar.
Gelin yeni rotayı Üçgen Mahhase’ne çevirin.
Hiç olmazsa yollar beton asfalt, altyapı da fena değil!..