1980’lerde ve hatta 1990’ların ilk yarısında Türkiye’ye damgasını vuran olaylardan birisi de yaşanan elektrik kesintileriydi. Gerçekten o yıllarda sık sık elektrik kesilirdi. Elektrikler gidince hidroforlar durur bunun sonucunda sular da kesilirdi. Telefonlar da elektrik olmayınca çalışmazdı. Yani su ve telefon kesintileri elektriksiz ortamın doğal sonucuydu.
Elektrikler kesilince ani bir şok yaşanır, bu şok atlatılınca da hemen bir kişi kesintinin boyutunu anlamak için pencereden dışarı bakardı. Yan apartmanlardan başlayan bu bakış gözün alabildiği en uzak noktadaki apartmanlara ve hatta sokak lambalarına kadar uzanırdı. Böylece kesintinin mahallede mi yoksa tüm şehirde mi olduğu anlaşılmaya çalışılırdı. Kesintinin boyutu ne kadar büyükse elektriğin de o kadar geç geleceği yaygın bir halk inanışıydı.
Karanlıkta yaşamak günümüz insanı için imkânsız olduğundan derhal bir mum veya gaz lambası ile ortam aydınlatılırdı. O yıllarda hazreti televizyon hayatımıza daha yeni girmeye, evlerimizi ve beyinlerimizi daha yenice işgal etmeye başlamıştı. Bırakın interneti bilgisayar bile yoktu evlerde.
İşte bu ortamlarda yeni bir hayat başlardı. Şimdilerde daha çok unuttuğumuz bazı değerler yeniden hatırlanırdı. Bırakın aile içi iletişimi apartman içi iletişim bile yaşanırdı. Mesela bizim apartmanda herkes kapısının önüne bir mum koyar böylece apartmana girenlerin karanlıkta kalmamaları sağlanırdı.
Yıllar geçtikçe mum ve gaz lambalarının yerini ışıldaklar almaya başladı. İlk ve ilkel örnekleri Hac’dan gelen bu ışıldakların nasıl kullanılacağı konusunda da halk arasında görüş ayrılıkları çıkmıştır. Kimileri bunları sürekli fişe takılı durumda tutarlarken kimileri de bunun alete zarar vereceğini düşündüğünden şarj edip kaldırma yolunu tercih etmiştir.
2000’li yıllarla birlikte Türkiye enerji sorununu da çözdü. Artık elektriklerimiz eskisi gibi sık kesilmiyor. Televizyon, telefon ve internet de artık hiç gitmiyor. İki kitabın bulunmadığı evlerde artık üç televizyon var. Anne dizi başında, baba maç izliyor, çocuklar internetteler. Enerji sorunumuz çözüldükçe aile içi iletişimsizliğimiz daha da büyüdü.
Hani diyorum ki Tedaş arada şalteri indiriverse. Bir iki saatliğine karanlıkta kalsak. Eskide kalan değerleri yeniden hatırlasak. Çoluk çocuk tüm aile bir araya gelse. Şu meşhur aile içi iletişim kavramıyla yeniden tanışsak.
Uzun lafın kısası bu aile içi iletişimi öğrenmek için konferans konferans gezmeye, uzmanlara danışmaya gerek yok. Elektrikler kesilse yeter.
Antalya
Güncel
Asayiş
Spor
Gündem
Eğitim
Kültür-
İlçeler
Ekonomi
Özel
Trend Haberler
Antalya'nın yollarında COP31 hazırlığı
Antalya'da elektrik kesintileri: 25 Ağustos
Antalya'da elektrik kesintileri: 23 Ağustos
AK Parti'li Çelik'ten 'TEKNOFEST Mavi Vatan' paylaşımı
Bakan Fidan, Mısırlı ve Suudi Arabistanlı mevkidaşlarıyla görüştü
Antalya'da 3 milyar dolarlık kongre atağı