Seçim yaklaştıkça..
Büyükşehir Başkanı Mustafa Akaydın’ı ve CHP’yi eliştirdiğimiz yazılara belaltı, küfür ve hakaret yağmaya başladı yine..
Bundan önceki seçimde de “aynı ekip” iş başındaydı..
Gelen 20 yorumun 18 tanesi aynı IP numarasını taşıyordu..
Yani, aynı bilgisayar sisteminden geliyordu..
Bunlara ben “ALİSAVAR TİMİ” adını taktım..
Bunların görevi; sadece bana değil, CHP’yi ve Akaydın’ı eleştiren her yazarı hakaret ve küfürlerle, aslı olmayan karşı iddialarla yıldırmak, susturmaya çalışmak..
Ya da, “yalan yazıyorlar” imajı yaratarak toplumun gözünde “değersiz” hale getirmek ..
…
Son yazıma da o meşhur “ALİSAVAR” timi yine vermiş veriştirmiş..
Hiç değişmiyorlar ve ordu gibiler maşallah..
…
Bugün o eleştirilere cevap vermezdim..
Ama, bu “TİM”den birisi Akdeniz TV’deki programdan ayrılmamla ilgili yalan-yanlış laflar edince, bu ayrılış hikayesini anlatmak farz oldu..
Kişi önce “doğru”yu öğrenir, sonra laf eder..
Tıpkı Antalya Büyükşehir Başkanı Mustafa Akaydın gibi, bu “Alisavar Timi” de “atma”yı çok seviyor..
…
“Tim”den biri olan YILDIZ şöyle demiş:
“Perşembe günü Akdeniz TV’de göremedik sizi, Akaydın’ın karşısına çıkamamışsınız..”
…
Aslında, bu konu Akaydın, televizyon yönetimi, programın sponsoru ANTİAD (Antalya İşadamları Derneği) ve benim aramda kalsın istiyordum..
Beni bilen biliyor..
Ama..
Yazmadığım sürece, özellikle Alisavar Timi ile Akaydın yalakaları hep “Yıldız” gibi düşünecek ve öyle de yayacak her tarafa..
Bu nedenle, ben olanı olduğu gibi yazayım, sonra isteyen istediğini anlasın-söylesin..
…
Önce şunu söyleyeyim..
Ben Akaydın’ın karşısına çıkamadım değil, Akaydın benim karşıma çıkamadı..
O koskoca Hoca, benim yönettiğim bir programa çıkacak “medeni cesareti” gösteremedi maalesef..
İşin aslı budur..
Televizyon yönetimini ararsanız, bunun böyle olduğunu söyleyeceklerdir..
…
Hikayesine gelince..
Özetle anlatacağım..
ANTİAD yönetimi, Akaydın’ı programa davet eder..
Akaydın, “Ben Ali Tongülüs’ün yönettiği bir programa katılmam” der..
(Bu bir tercihtir, bu düşüncesine saygı duyuyorum..)
İşte işin “püf noktası” burada başlıyor..
ANTİAD Başkanı, “peki programı Ali Bey sunmazsa gelir misiniz” diye sorar..
Akaydın da “elbette gelirim” der..
ANTİAD Başkanı, “tamam o zaman başkanım, biz Ali Bey’i bu program için ikna ederiz, sizi 13 Aralık akşamı ANTALYA KONUŞUYOR’a bekliyoruz” der..
Akaydın da bunu kabul eder..
…
Ancak, hem Akaydın’ın hem de ANTİAD yönetiminin bilmediği ve hesap etmediği bir şey vardır..
“Yayıncılık ilkeleri ve etiği.. Artı, Ali Tongülüs’ün ilkeleri..”
Programdan 3 gün önce, ANTİAD yönetimi durumu bana anlatınca, tepkim (elbette) biraz sert oldu..
Şöyle dedim:
“Akaydın programa gelirse karşısında beni bulur, ya da gelmez..
Gelen konuğun programın moderatörünü istememe hakkı olamaz..
Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok..
32. Gün’e gelecek birinin, ‘Mehmet Ali Birant sunmazsa gelirim veya Siyaset Meydanı’na gelirim ama Ali Kırca sunmazsa’ deme şansı olabilir mi?
Antalya Konuşuyor programına gelecek kişi de beni karşısında bulacak, o kadar..”
“N’olur Ali Bey, bir defalık bunu böyle yapalım, sonra kaldığımız yerden devam ederiz” dediler..
Ben “olmaz” diye direttim, onlar da “bu programı biz satın aldık, bizim istediğimiz olacak” deyince ipler koptu..
“O zaman bundan sonra programlarınıza bensiz devam edersiniz, yolunuz açık olsun” dedim..
Bırakmamam için ikna etme çabaları boşunaydı..
Yayıncılığı bilmeyen, ama yayın ilkelerini çiğneyen ve etik olmayan bu tür bir anlayışla yola devam etmem imkansızdı..
…
Olay budur..
Ancak, burada “kritik” bir nokta daha var..
Akaydın, “Ali Tongülüs varsa gelmem” tavrından sonra programı bıraktığımı TV’ye gelmeden önce öğrenmişti..
Benim programdan ayrılmam demek, oradan kazandığım 3-5 kuruşu da kaybetmem demekti..
“Bir insanın ekmeğiyle oynadığını bile bile o programa katılması” hiç yakışık almadı..
Emeğe saygılı(!) bir sosyal demokrat(!)ın, “kişisel” sorunu nedeniyle birinin ekmeğiyle oynamasının değerlendirmesini size bırakıyorum..
Bunu da, Akaydın’ı biraz daha iyi tanıyın diye yazıyorum..
…
Sanırım, birileri cevabını almıştır..
Ama, ben hala o “ALİSAVAR TİMİ”nin, bu kadar hiddet ve şiddetle (söylediklerinin yüzde 80’i yalan olan) Hoca’ya kol-kanat germesini anlayabilmiş değilim..
Biri de bunu bana (mertçe) açıklayabilir mi?
NOT: Bir üyesinin, bir belediye başkanı tarafından ekmeğiyle oynamasına karşı Antalya Gazeteciler Cemiyeti yönetimi nasıl bir tavır takınacak, onu da merak ediyorum.. İzleyip görelim..
Antalya
Asayiş
Güncel
İlçeler
Trend Haberler
20. Alanya Belediyesi Gökbel Yaylası Yağlı Güreşleri'ni kim kazandı?
Manavgat’ta sahil düzenlemesi
Kepez’de kuryeler kontak kapattı: ‘Bu saldırı hepimize yapıldı’
Güllü'nün kızına ağırlaştırılmış müebbet talebi
Yeni Parti'nin Antalya kadrosu açıklandı
Antalya Büyükşehir Belediyesi yolsuzluk soruşturmasında sıcak gelişme: 2 isim yeniden gözaltına alındı