Anne insan var olduğundan itibaren bir insanın yetişmesinde iyi veya kötü olmasında, sevgi dolu ya da sevgisiz olmasında, mutlu ya da mutsuz bir insan olmasında, başarılı ya da vasat olmasında, kendisine, ailesine, topluma faydalı veya zararlı olmasında başroldedir.

Size ülkemizden bazı gerçek anne yaşamlarından bahsedeceğim.

Bir kadın bir evlilik yapar bir süre sonra bir kız çocuğu dünyaya getirir. Bu sırada bir rahatsızlık geçirince bir gözünü kaybeder. Bir süre sonra ikinci gözünü de kaybeder. Kocası bu yüzden boşanır anne küçük kızıyla yalnız kalır. Annelik içgüdüsüyle kızını okutmak için iş arar ve bir devlet kurumunda iş bulur. Kızını tıp fakültesine sokup doktor yapar.

Başka bir anne ise kocası ile çiftçilikle uğraşırken 10 çocukları olur. Bu 10 çocuğun 9’u üniversite bitirir meslek sahibi olur. Bunlardan 2 kız bir erkek doktor olurlar diğerleri mühendis avukat öğretmen olur. Onuncu da lisede o da abla ve abileri gibi olma yolunda.

Bir başka anne eşinden ayrıldıktan sonra 3 kız evladını okutmak için işe girer, kızlardan ikisi şu an üniversitede, üçüncüsü ise bu yıl üniversite sınavına girecek.

Şimdiki anne ise bu son depreme kadar küçük kız evladıyla yaşarken mesleki başarılar ve kariyer yapmış bir anne.

Fakat deprem sonrasında maddi manevi ve iyi kalpli iyi niyetli oluşundan dolayı eskiden yakını olup fazla yakın olmayanlar olsun deprem sonrası tanıştığı bazı insanlar tarafından maddi manevi istismar edilirken bir taraftanda daha fazla ve daha kolay kafasını karıştırabilmek ve maddi manevi menfaatlerini çoğaltabilmek adına kız çocuğunu ikinci evliliğini yapmış olan babaya verdirme çabasında olanlar tarafından bir girdaba bir yalanlar labirentine sokulmak isteniyor.

Burada karar kendisine düşüyor anneliğin ve depreme kadar olan zamanda elde ettiği mesleki başarıları kariyeri hatırlayarak kızına mutlu başarılı bir yol çizmek için dik durabilir. Etrafındaki iyilik yapan gibi gözükenlere hayır deyip kızıyla kaldığı yerden başarılarına devam edebilir.

Daha birçok anne var tabiki. Annelik öyle bir kurumki yapılan doğru şeyler bir çocuğu mutlu başarılı bir insan yaptığı gibi yapılan yanlışlarsa kafa karıştırıcı sözde yakın davranan menfaat gözlemcileri tarafından tetiklenen yanlış kararlara itilen anneler ise ileride pişmanlık duysalar dahi çok sevdikleri çocuklarına tahmin edemedikleri kötülüğü yapmış olurlar.

Annelik öyle bir sınavki bu sınav sırasında evladını kaybetme yada onun mutlu başarılı bir insan olmasında başrolde olacaktır.

İşte öyle keskin bir kılıç annelik bu keskin kılıçtan kendisini ve evladını çizik bile aldırmadan büyütebilme sanatıdır.

Böyle sahte yakınlık tuzaklarına çekilmek istenerek evladından bir nevi vazgeçme boyutundaki anneler düşünseler maddi durumları olmamış mesleği olmamış olsaydı sonradan yakın olanları ve deprem sonrası tanıştıkları kendisiyle ilgilenir gibi yapıp böyle bir yanlış yola evladından kopma noktasına getirilmiydi?

Annelik dünyanın en kutsal kurumlarının başında gelir. Mühim olan kafa karışıklıkları yaşamadan evladıyla kaldığı yerden devam edebilmektir.

Gönlünüz dostluk ve spor dolsun.