EXPO’nun önemini Antalya’nın anlayabildiğini hiç sanmıyorum..
Öyle olsaydı..
Bu kentte bunun bir “heyecanı” olurdu..
Böyle bir heyecan göreniniz var mı?
Bırakın heyecanı, kiminle konuşsam, “aman benden uzak dursun” der gibi bir tavır sergiliyor..
Oysa..
EXPO fuarları 1851’den bu yana, nerede sergilense o yöreyi hep ihya etmiş..
Bugün bu konuya gireceğim..
Bakın görün EXPO ne imiş, neler kazandırıyormuş..

Önce “EXPO nedir”e bir bakalım..
EXPO, “sergi” anlamına gelen exposition kelimesinin kısaltması..
EXPO’lar..
“Dünya Sergisi” ya da “Dünya Fuarı” olarak da adlandırılıyor..
Dünyanın kültür, tarih ve eğitim olimpiyatları olarak nitelendiriliyor..
Ülkeleri, uzmanlaşmış oldukları konulardaki bilgi birikimlerini daha yaşanır bir dünya için paylaşmak üzere bir araya topluyor..
Burada ürünlerden çok fikirler, kültürler ve dünyanın geleceği için projeler sergileniyor..
Yani..
Ticari olmaktan çok, eğitsel amaçlı birer tema ve kültür etkinliği olarak anılıyor..

1851’de Londra Kristal Palas’ta düzenlenen sergi ile temelleri atılan EXPO’lar, 98 ülkenin üye olduğu BIE (Uluslararası Sergiler Bürosu) tarafından organize ediliyor..
Sosyal, kültürel ve eğitsel yüzüyle insanlığın gelişimine ve hoşgörüyle bütünleşmesine öncülük eden EXPO’lar en az 3, en çok 6 ay sürüyor..
Kapladıkları ortalama 1 milyon 500 bin metrekarelik alanda dünyanın dört bir yanından on milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor..
Böylelikle EXPO’lar, gerçekleştirildikleri kentlere, dünya halklarını bir araya getirerek yeniliklerin ve sürdürülebilir gelişmenin kapısını uyum içinde aralamada rol oynama fırsatı veriyor..
Ayrıca..
Kent kimliğine hafızalardan silinmeyecek bir itibar kazandırıyor..
Fuarların yapıldığı ülkelerin şehirleri turizm açısından çok büyük hareket kazanıyor..
Ve..
Çok önemli, kalıcı yatırımlar yapılıyor, o kent bir “cazibe merkezi” haline geliyor..
Örneğin..
İlk dünya fuarı, 1851 yılında Londra’da düzenlenirken kente ünlü Kristal Palas’ı kazandırdı..
Eyfel Kulesi ise, 1889 Paris EXPO’su için inşa edildi..
100 yılı aşkın süredir Paris’e hem maddi getiri sağlayan hem de şehrin hafızalardaki yerini sağlamlaştıran eşsiz bir yapı oldu..

Şimdi sıra Antalya’da..
Eğer süreç iyi değerlendirilirse..
Eğer bu fuar için bütün kent unsurları elbirliği ederse..
Herkes bu fuarların önemini anlar ve ona göre bakarsa..
EXPO Antalya’yı da ihya edecektir..
Bundan da herkes payını alacaktır..

Merak ediyorsanız..
2016’ya nasıl kazanmışız, ona da bakalım..

Antalya İhracatçılar Birliği Başkanı ve Dünya Çiçek Konseyi Başkan Yardımcısı Osman Bağdatlıoğlu süreci şöyle anlatmıştı:
“Zaragoza ile Antalya müthiş bir çekişme yaşadı..
2016 Fuarı’na aday olan Kore, vali, belediye başkanları ve milletvekili olmak üzere 100'e yakın ekibiyle toplantıya katıldı..
Almanya, İspanya ve bazı ülkeler de kalabalık bir ekiple toplantıda yer aldı..
Türkiye ise dört kişilik ekiple katıldı ve 2016 EXPO Fuarı'nı almaya hak kazandı..
Türk ekibi inanılmazı başardı..”

Evet..
Gerçekten zor bir mücadeleydi, ama ekibimiz bunu başardı..
Ancak..
Bu başarı yetmiyor maalesef..
İşi sadece Vali ya da ATSO’ya bırakacak olursak, başarısızlıkla bitmesine engel olamayız..
Herkes taşın altına elini koymak zorunda..
Yoksa..
Basketbol Dünya Şampiyonası gibi, EXPO’da gider Antalya’dan..
Bunu unutmayın..