Türkiye’de akaryakıt fiyatlarını küresel petrol fiyatlarındaki sert dalgalanmalara karşı korumak amacıyla kullanılan eşel mobil sistemi, yeniden gündemin merkezine yerleşti. Mart 2026’da jeopolitik gelişmeler nedeniyle hızla yükselen petrol fiyatlarının ardından geçici olarak yeniden uygulanan sistemin, üç aylık kademeli bir geçişin ardından 1 Ekim 2026 itibarıyla tamamen kaldırılması kararlaştırıldı.
Peki eşel mobil neden uygulamaya konuldu, neden kaldırılıyor ve bu uygulamanın Hazine’ye maliyeti ne oldu?
Amaç, akaryakıt zamlarını frenlemekti
Eşel mobil sisteminin temel mantığı oldukça basit: Petrol fiyatları yükseldiğinde, akaryakıttaki ÖTV'nin bir bölümü düşürülerek zamların tamamının pompa fiyatlarına yansıması engelleniyor. Böylece tüketici, petrol fiyatlarındaki yükselişin yalnızca bir bölümünü hissediyor; devlet ise daha az ÖTV tahsil ederek fiyat artışının bir kısmını üstlenmiş oluyor.
Mart 2026'da sistemin yeniden devreye alınmasının temel nedeni de buydu. Ortadoğu'daki jeopolitik gelişmeler ve petrol arzına yönelik endişeler nedeniyle petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükselişin Türkiye'de enflasyonu ve vatandaşların akaryakıt harcamalarını daha fazla artırmasının önüne geçilmek istendi.
Uygulama kapsamında 2 Mart 2026 baz alınarak, belirli petrol ürünlerinde meydana gelen fiyat artışlarının yüzde 75'ine kadar olan bölümünün ÖTV'den karşılanmasına imkân sağlandı.
Hazine'nin faturası ağırlaştı
Sistemin vatandaş açısından en önemli avantajı akaryakıt fiyatlarını sınırlamak olurken, kamu açısından karşılığı vergi gelirlerinden vazgeçmek oldu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Mayıs 2026'da yaptığı açıklamaya göre, eşel mobil uygulamasının ilk iki aylık maliyeti yaklaşık 90 milyar lira oldu. Şimşek, aynı koşulların yıl boyunca devam etmesi halinde gelir kaybının yaklaşık 600 milyar liraya ulaşabileceğini belirtti.
Bu rakam, uygulamanın neden kalıcı bir mekanizma olarak sürdürülemediğini anlamak açısından önemli. Çünkü petrol fiyatları yüksek kaldığı sürece devletin akaryakıttan elde ettiği ÖTV gelirinin önemli bir bölümü tüketiciye fiyat avantajı sağlamak için kullanılıyor. Bu durum bütçenin gelir tarafında ciddi bir baskı oluşturuyor.
Başka bir ifadeyle eşel mobil, vatandaşın cebindeki yükü azaltırken devletin vergi gelirlerinden fedakârlık etmesini gerektiriyor.
Enflasyon açısından iki yönlü etkisi var
Sistemin kaldırılması yalnızca akaryakıt fiyatlarını ilgilendiren bir karar değil. Akaryakıt, ulaştırmadan tarıma, sanayiden lojistiğe kadar ekonominin hemen her alanında kullanılan temel bir girdi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın analizine göre akaryakıt harcamalarının 2026 yılında tüketici sepetindeki ağırlığı yüzde 3,21 seviyesinde. Akaryakıt fiyatlarındaki artış tüketici enflasyonunu doğrudan etkilerken, taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinden de dolaylı fiyat baskısı yaratıyor.
Bu nedenle eşel mobilin kaldırılması kısa vadede akaryakıt fiyatlarında yukarı yönlü baskı yaratabilir. Ancak diğer taraftan sistemin uzun süre devam ettirilmesi de kamu maliyesi açısından sürdürülebilir olmayabilir.
Neden şimdi kaldırılıyor?
Temel gerekçe, olağanüstü fiyat şokuna karşı alınan geçici önlemin sürekli bir bütçe politikasına dönüşmesini engellemek.
Temmuz ayında yapılan düzenlemeyle sistemin bir anda değil, kademeli biçimde sona erdirilmesi tercih edildi. Buna göre 31 Temmuz'a kadar rafineri fiyatlarındaki artışların yüzde 50'sinin ÖTV indirimiyle karşılanması öngörülürken, 1 Ağustos-30 Eylül döneminde destek oranı yüzde 25'e düşürüldü. 1 Ekim'den itibaren ise sistem tamamen kaldırılacak.
Bu yaklaşımın amacı hem bütçeye olan yükü azaltmak hem de akaryakıt fiyatlarında ani ve daha sert bir geçiş yaşanmasının önüne geçmek.
Vatandaş neyle karşılaşabilir?
Eşel mobilin kaldırılmasıyla birlikte petrol fiyatlarında yeni bir yükseliş yaşanması durumunda bunun pompaya yansıma oranı artabilir. Özellikle motorin fiyatları açısından ulaştırma maliyetlerinin yükselmesi, zaman içerisinde taşımacılık ve ürün fiyatlarına da yansıyabilir.
Buna karşılık petrol fiyatlarında düşüş yaşanması halinde tüketici açısından tablo tersine dönebilir. Nitekim düzenlemede rafineri fiyatlarında indirim olması halinde bu indirimin tamamı kadar ÖTV tutarının artırılmasına imkân tanınıyor. Böylece devlet, petrol fiyatları gerilediğinde daha yüksek vergi geliri elde edebilecek.
Asıl sınav bütçe ile vatandaş arasında
Eşel mobil sistemi aslında devlet açısından zor bir dengeyi ortaya koyuyor: Bir tarafta vatandaşın alım gücü ve enflasyonla mücadele, diğer tarafta bütçe gelirleri ve mali disiplin.
Sistem uygulandığında akaryakıt fiyatlarındaki şokun önemli bölümü tüketici yerine kamu tarafından üstleniliyor. Kaldırıldığında ise bütçe üzerindeki baskı azalıyor ancak petrol fiyatlarındaki küresel yükselişin vatandaş üzerindeki etkisi artabiliyor.
Dolayısıyla eşel mobilin kaldırılması, tek başına akaryakıt fiyatlarını düşürecek veya yükseltecek bir karar olarak görülmemeli. Pompadaki fiyatın geleceğini asıl olarak ham petrol fiyatları, döviz kuru, rafineri marjları, vergiler ve küresel jeopolitik gelişmeler belirlemeye devam edecek.
Önümüzdeki dönemin en kritik konusu ise bütçe disiplininin korunurken, akaryakıt fiyatlarındaki sert hareketlerin enflasyon ve vatandaşın satın alma gücü üzerindeki etkisinin nasıl yönetileceği olacak. Eşel mobilin sona ermesiyle birlikte devlet artık fiyat şoklarını doğrudan ÖTV üzerinden yumuşatmak yerine, daha kalıcı maliye ve ekonomi politikalarıyla denge kurmak zorunda kalacak.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar