Market raflarına bakan vatandaşın son yıllarda en sık kurduğu cümlelerden biri şu oldu: “Daha geçen hafta aldığım ürün yine zamlanmış.” Bu durum artık birçok kişi için sıradan hale gelmiş olsa da ekonomistler bu tabloyu oldukça tehlikeli bir süreç olarak değerlendiriyor. Çünkü enflasyon bazen yalnızca fiyatların yükselmesi anlamına gelmez; kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşebilir.
Peki enflasyonun kendi kendini beslemesi ne demektir?
Aslında bu durumun temelinde beklentiler yatıyor. İnsanlar fiyatların sürekli artacağını düşünmeye başladığında davranışlarını buna göre şekillendiriyor. İşte sorun da burada başlıyor.
Örneğin bir esnaf düşünelim. Toptancıdan aldığı ürünlerin gelecek ay daha pahalı olacağını tahmin ediyor. Bu nedenle henüz maliyeti artmamış olsa bile ürünlerine zam yapabiliyor. Çünkü ileride karşılaşacağı maliyet artışlarına karşı kendini korumak istiyor.
Aynı şekilde çalışanlar da gelecek aylarda hayat pahalılığının devam edeceğini düşündüklerinde daha yüksek ücret talep ediyor. İşverenler artan maaş maliyetlerini ürün fiyatlarına yansıtıyor. Böylece fiyatlar yeniden yükseliyor.
Sonuçta herkes kendisini korumaya çalışırken ortaya çıkan tablo enflasyonun daha da hızlanması oluyor.
Bu durum adeta bir kartopu etkisine benziyor. Küçük başlayan bir fiyat artışı zamanla büyüyerek ekonominin tamamını etkileyen bir soruna dönüşüyor.
“Nasıl Olsa Zam Gelecek” Psikolojisi
Enflasyonun en tehlikeli taraflarından biri de insanların zihnine yerleşmesidir.
Vatandaşlar fiyatların sürekli yükseleceğine inandıklarında ihtiyaç duymadıkları ürünleri bile erkenden satın almaya başlıyor. “Bugün almazsam yarın daha pahalı olacak” düşüncesi yaygınlaşıyor.
Otomobilden beyaz eşyaya, gıdadan elektronik ürünlere kadar birçok alanda bu davranış görülebiliyor.
Talebin öne çekilmesi ise piyasadaki ürünlere olan baskıyı artırıyor. Talep yükseldikçe fiyatlar yeniden artıyor. Fiyatlar arttıkça insanlar daha fazla alışveriş yapmaya yöneliyor. Böylece döngü devam ediyor.
Bir başka ifadeyle insanlar enflasyondan kaçmaya çalışırken farkında olmadan enflasyonu besleyebiliyor.
Şirketler de Aynı Endişeyi Taşıyor
Bu süreç yalnızca vatandaşları değil, işletmeleri de etkiliyor.
Firmalar ileride maliyetlerin yükseleceğini düşündükleri için daha fazla stok yapmaya başlıyor. Hammaddeleri önceden satın alıyorlar. Bu durum da piyasadaki talebi artırıyor.
Özellikle döviz kurunda oynaklık yaşanan dönemlerde şirketler geleceği öngörmekte zorlanıyor. Belirsizlik arttıkça fiyatlama davranışları da bozuluyor.
Normal şartlarda bir işletme ürününe maliyet arttığında zam yapar. Ancak yüksek enflasyon ortamında maliyet henüz artmadan bile fiyat artırımları görülebiliyor.
Çünkü işletmeler gelecekte karşılaşacakları riskleri bugünden fiyatlarına yansıtıyor.
Bu da fiyat artışlarının daha hızlı yayılmasına neden oluyor.
En Büyük Zararı Sabit Gelirliler Görüyor
Enflasyonun kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşmesi en çok sabit gelirli vatandaşları etkiliyor.
Maaşlar genellikle belirli dönemlerde güncellenirken market fiyatları her gün değişebiliyor.
Bir işçinin veya emeklinin geliri yılda bir ya da iki kez artarken temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatı aylar içinde birkaç kez yükselebiliyor.
Bu durumda gelir artışı fiyat artışlarının gerisinde kalıyor.
Vatandaşın alım gücü düşüyor. Aynı maaşla daha az ürün satın alınabiliyor.
Özellikle gıda, kira, ulaşım ve enerji harcamalarının bütçedeki payı arttıkça dar gelirli kesimlerin yaşam standardı daha fazla baskı altında kalıyor.
Güven Kaybı Sorunu
Ekonomide güven çok önemli bir unsurdur.
İnsanlar fiyatların istikrarlı olacağına inanırsa tüketim ve yatırım kararlarını daha rahat verir. Ancak sürekli yükselen fiyatlar güven ortamını zedeler.
Vatandaş tasarruf yapmak yerine parasını hızla harcamaya yönelir. Şirketler uzun vadeli yatırım planlarını erteleyebilir. Bankalar kredi verirken daha temkinli davranabilir.
Bu durum ekonomik büyümeyi de olumsuz etkiler.
Çünkü sağlıklı bir ekonominin temelinde öngörülebilirlik bulunur. Kimsenin yarının fiyatını tahmin edemediği bir ortamda uzun vadeli plan yapmak zorlaşır.
Döngüyü Kırmak Neden Zor?
Enflasyon beklentilere yerleştikten sonra onu düşürmek kolay değildir.
Çünkü fiyatlar yükselmeye alışmıştır. İşletmeler zam yapmaya, çalışanlar daha yüksek ücret talep etmeye, tüketiciler ise erken alışveriş yapmaya devam eder.
Bu alışkanlıkların değişmesi zaman alır.
Merkez bankalarının uyguladığı para politikaları, mali disiplin, üretimi artırıcı önlemler ve piyasalara güven veren ekonomik adımlar bu döngünün kırılmasında önemli rol oynar.
Ancak sonuçların ortaya çıkması genellikle sabır gerektirir.
Sonuç
Enflasyon yalnızca fiyat etiketlerinin değişmesi değildir. Asıl tehlike, fiyat artışlarının toplumun tüm kesimlerinde normal kabul edilmeye başlanmasıdır. İşte o noktada enflasyon kendi kendini besleyen bir mekanizmaya dönüşür.
Vatandaş daha pahalı olacak korkusuyla alışveriş yapar, işletmeler gelecekteki maliyetleri düşünerek zam yapar, çalışanlar gelirlerini korumaya çalışır. Herkes haklı gerekçelerle hareket ederken ortaya çıkan sonuç enflasyonun daha da güçlenmesi olur.
Bu nedenle ekonomide fiyat istikrarının sağlanması sadece rakamların düzelmesi anlamına gelmez. Aynı zamanda insanların geleceğe güvenle bakabilmesi, tasarruf yapabilmesi, yatırım planlayabilmesi ve günlük hayatını endişe duymadan sürdürebilmesi anlamına gelir. Enflasyonun kendi kendini besleyen döngüsünü kırmanın yolu da tam olarak bu güven ortamını yeniden oluşturmaktan geçmektedir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar