Bu 2B protestoları birden bire alevlendi..
Daha önce de birkaç defa olmuştu..
Ama, hiç böyle yol keserek, neredeyse “ölümüne eylemler” hiç olmamıştı..
Ne zaman ki CHP İl Başkanı Devrim Kök ile Büyükşehir Başkanı Mustafa Akaydın önce Kaş’ta iki gün sonra da Aksu’da “2B bilgilendirme(!) toplantısı” yaptı, hemen ertesi günü “yol kesmeli 2B eylemleri” başlayıverdi..
2B eylemcileri her ne kadar, “eylemi biz planladık” deseler de..
Başlarında, (MHP’lilerle kolkola vaziyette) yine Akaydın ve Kök vardı..
“Hücum arkadaşlar, arkanızdayım” diyordu..
DYP’li Hasan Subaşı, CHP’li Bekir Kumbul ve Ak Parti’li Menderes Türel, asla teşkilat işlerine girmemişler, hatta neredeyse hiç siyaset yapmamışlardı..
Ellerinden geldiğince “Antalya’ya katkı koymak, hizmet etmek, bir basamak üste taşımak” için uğraşmışlardı..
Ama..
Akaydın seçildiğinden bu yana, Antalya’yı bir kenara bıraktı, “BİR İL BAŞKANI GİBİ” siyaset yaptı, yapmaya da devam ediyor..

Akaydın..
Görevi Türel’den devraldığı gün belediye binasına CHP bayrağını boşuna dikmemiş..
ATSO töreninde, “muhalefetin belediye başkanı olarak….” lafını boşuna söylememiş..
Önce Ömer Melli, ardından Özer Ülken’le “CHP Antalya il teşkilatını yönetmek” için yaptığı savaşlar boşuna değilmiş..
Kendisini aday yapan Deniz Baykal’a boşuna ihanet etmemiş..
“Kızdırmasın, daha çok cıplatırım” diye boşuna tehdit etmemiş..
Sık sık Başbakan’a sataşıp, “ben Başbakan’la boğuşan adamım, siz de kim oluyorsunuz” diye partililerine karşı boşuna böbürlenmemiş, boşuna gözdağı vermemiş..
Ve sonunda..
Yalan söyleye söyleye, inkar ede ede, tutmayacağı vaadlerde bulunu buluna..
Devrim Kök gibi “çaylak bir siyasetçi”yi il başkanı seçtirip istediğini elde etti..
Şimdi, hem Büyükşehir Belediye Başkanı, hem de “CHP’nin fiili İl Başkanı” olarak, yanına Kök’ü de alıp canının istediği her şeyi fütursuzca yapıyor..
Örneğin; “2B kışkırtmaları” gibi..
Ancak, “son seferinde” umduğunu bulamadı..
Döşemealtı-Çığlık-Dağbeli-Bademağacı gibi 2b arazilerinin bolca bulunduğu yerde de toplantılar yapıp, “Haydi sizler de şu Burdur-Antalya yolunu kapatın” anlamına gelecek kışkırtmalara vatandaş itibar etmedi, kanmadı..
Cuma günü kös kös, oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi geri dönmek zorunda kaldılar..
Akaydın baktı, “2B planı” tutmuyor, bu defa “Terörist başı” üzerinden siyaset yaparak milleti uyutmaya kalktı..
Adeta, “CHP’nin Genel Başkanı”ymış gibi konuştu..

Gariptir..
Bütün bu yaptıkları, partinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından görmezden geliniyor..
Daha da ötesi..
Kılıçdaroğlu, “seçimlerde adayımız bu, herkes hesabını buna göre yapsın” diyor..
Sanki, Londra Havaalanı’nda, “Antalya istediğim gibi değil” diyerek, Akaydın’ı zor duruma düşürdüğü günler için bir çeşit “özür diliyor”..
Ayrıca..
Kılıçdaroğlu, hala kendisi için “tehlike” olarak gördüğü Deniz Baykal’ı Akaydın’la ekarte ettiğini düşünüyor, ona yol veriyor..
Bence de doğrusunu yapıyor..
Antalya teşkilatını pıstırıp ele geçiren Akaydın’dan daha iyi bir aday mı bulacak?
Eh, eli bu kadar güçlendiğine göre..
Akaydın şimdi..
Geçen seçimde yüzde 60’ın üzerinde oy alan Süleyman Evcilmen ile Muhittin Böcek’ten ya kendisine “biat etmelerini” isteyecek, ya da, “adaylığı unutun” deyip gönderecek..
Buna da kimse sesini çıkaramayacak..

Antalya artık şuna karar verecek:
Kentin daha iyi yaşanabilir kent olması için çalışacak, kent ekonomisine katkıda bulunacak ve hizmet edecek bir belediye başkanı mı?
Siyaset yapacak, gözü partinin genel başkanlığında olan bir belediye başkanı mı?
Diğer adaylar da ortaya çıkınca..
Antalya epey düşünecek gibime geliyor..