Antalya Diyarbakırlı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANTDİSİAD)  tanıtım etkinliğine Yönetim Kurulu Başkanı Timur Murat İnanç’ın yanı sıra Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Mustafa Akaydın, Diyarbakır eski milletvekili ve Amara Otel sahibi Ferit Bora, Antalya Kan Gönüllüleri Dernek Başkanı Emin Balin, İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, CHP eski Milletvekili Tuncay Ercenk, STK temsilcileri ve çok sayıda dernek üyesi katıldı. Telgraf ve çiçek yollayan isimlerden birkaçı ise, TBMM eski Başkanı Hikmet Çetin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Burdur Milletvekili ve TBMM Grup Amiri Mehmet Göker, CHP Milletvekili Çetin Osman Budak,  CHP  milletvekili Sezgin Tanrıkulu oldu. ANTDİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Timur Murat İnanç, konuşmasına başlamadan önce Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde iki depremde hayatını kaybedenlerin ruhuna Fatiha okudu. İnanç, kahvaltının ev sahipliğini gerçekleştiren Porto Bello Otel sahibi Nevzat Güven’e teşekkür etti.  

(Timur Murat İnanç)

 

100 şirketin 98’i 

Antalya Diyarbakırlı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin tanıtım etkinliğinde konuşan İnanç, iş yapmak için açılan şirket sayısının çoğaldığına dikkat çekerek, “Sizlerin de bildiği gibi artık 21. yüzyıldayız. İnsanlığın 50 bin yılda ürettiği tüm gelişmelerin toplamından kat ve kat fazlası son 20-30 yılda üretildiği dönemdeyiz. Diğer bir deyişle; son 20-30 yılda gerçekleştirilen gelişme ve yenilik sayısı insanlık tarihindeki tüm gelişmelerin ve yeniliklerin toplamından çok daha fazladır. Bu büyümeyle beraber iş yapmak için şirket kuranların sayısı da bir hayli fazladır. Ülkemizde izlenen istatistikler göstermektedir ki kurulan şirketlerin yaşama süresi dünya ortalamalarına göre ülkemizde çok düşüktür. Kurulan bu şirketlerin yaşama şansı ortalama olarak yüzde 2’dir. Yani kurulan her 100 şirketin 98’i ilk beş yılda batmaktadır. Bunun en gerçek göstergesi Ticaret ve Sanayi Odalarında üye şirket sayısının yarısından fazlasının askıda olmasıdır. Diğer bir deyişle gayrı faaldirler” dedi.  

 

Akşamdan sabaha  

‘Gelişmiş ülkelerde uzun yıllarda bir ya da iki kez rastlanan yasal düzenlemelere ve değişikliklere ne yazık ki ülkemizde hemen hemen her ay rastlanmaktadır’ diyen İnanç, “Yasal düzenlemeler ve değişiklikler yapılmaktadır. Yine gelişmiş ülkelerde uzun araştırmalarla ve çok kapsamlı yasal düzenlemelerle gerçekleştirilen bu değişiklikler bizde günübirlik kararnamelerle gerçekleştirilmektedir. Yine gelişmiş ülkelerde her değişikliğin uygulama sorunları ve geçiş aşamaları en ince ayrıntılarına kadar hesaplanıyor ve devlet bu değişikliklerde sorumluluk alıyorken, bizde bu değişiklikler akşamdan sabaha yapılıyor ve devlet hiç sorumluluk almıyor görünümündedir. Hepiniz hatırlayacaksınız ki, ticari işleyiş esasından değiştirmeyi amaçlayan, Ticaret Kanunu değişikliğinde ertesi hafta maliye tüm personeli ile bu değişiklikleri denetlemeye başlamış, daha olayı kavrayamayan Anadolu esnafına ceza yağdırmıştır. Yine hatırlayacaksınız ki yayalara öncelik vermeyi amaçlayan kararname bir televizyon haberi ile acilen hayata geçirilmiş, ertesi günü polisler yaya olarak karşıdan karşıya geçenlere öncelik vermeyen araçlara ceza yağdırmışlardır. Bundan dolayıdır ki insanlarda; kavrama, hayata geçirme süresi, hazmetme süresi vermeyi düşünmeyen ‘ve bunlardan birkaçını sallandıracaksın bak bir daha yapıyorlar mı?’ kamu yönetim anlayışını Kenan Evren’den bugüne kadar ne yazıktır ki hiç kimse değiştirmemiştir. Maliyecinin iyisinin ceza yazmayanı, muhasebecinin iyisinin vergi çıkartmayanı, elamanın iyisinin her şartta itiraz etmeden çalışanı yönetimin iyisinin sıklıkla af çıkartanı hepimizin sorunudur. Yine satışın iyisinin fatura istemeyeni, pazarlamanın iyisinin tüm ürün ve dağıtım hatalarından kullanıcı hatası diyerek sıyrılmasını bileni, işleri ne durumda olursa olsun iyi bir araba almanın ve villada oturmanın kurumsal itibar olarak algılandığı iş dünyasının geldiği bu durumun yarına hangi şekilde gideceği hepimizin sorunudur ve hepimizi birebir bağlamaktadır” dedi.  

Pandeminin yıkıcı etkisi 

Dünyayı sarsan pandeminin yıkıcı etkilerinden bahseden İnanç, “Dünyada gelişen ve ülkemizi de etkileyen pandemi ortamı ise hem yaşamlarımızı hem de işlerimizi, işlerimizin işleyişini derinden etkilemiştir. Yaşam şeklimizden tutun da iş yapış ve üretim tekniklerine, üretim süreçlerine, tedarik zincirlerine, dağıtım zincirlerine kadar bütün aşamalarda köklü değişiklikler yaşanmıştır. 25 yıl ortalama süre ile gerçekleşmesi beklenen değişimler 2 yıl gibi kısa bir süreçte değişime uğramıştır. Okul sistemlerinden devlet hizmetlerine, ulaşım, para birimleri, banka işlemleri, toplantı sistemleri ve benzeri birçok uygulama alışılanın dışında inanılmaz bir hızla hayatımıza girmiştir. Özetlemeye çalıştığım tüm bu gelişmelere bağlı olarak gerek yaşamlarımızı sürdürme gerekse de iş yapma, onu sürdürülebilir kılma ve şirket sorunlarını aşabilme açısından oldukça sıkıntılı döneme girdiğimiz herkesçe bilinmektedir. Üzücüdür ki daha da kötüye gideceğine ilişkin beklentiler daha fazladır. Çoğumuzun çalışmalarında zamanımızı ve emeklerimizi, işlerimizi yürütme ve üretimleri gerçekleştirme ile değil de var olabilme ve hayatta kalabilmek için harcamaktayız. Sıralamaya çalıştığım tüm bu gelişmelerin orta noktası ve problemlerimiz ana hatlarıyla ortaktır ve hepimizi bağlamaktadır. Bugün sizlerin de katılımı ile bu sorunlara daha hazırlıklı olma, birlikte olma ve birlikten güç alma ihtiyacımızdan hareketle buradayız. Demokratik ortamların var olması, yasama, yürütme, yargı ve bu üç gücü tamamlayan medya dörtlüsü ile gerçekleşmektedir. İş dünyasının başarısı ise sermaye kaynakları ve fırsatları, çalışma koşulları,  yasal düzenlemeler ve bu üçlüyü tamamlayan sivil toplum kuruluşlarının etkin yapılanması ve çözüm üretebilmesi bu dörtlü ile gerçekleşebilir. Bu düşüncelerden hareketle kuruluşunu tamamladığımız  “Sanayici ve İş İnsanları” derneğimize ilişkin bilgileri paylaşmak ve ortak bir yol haritası çizerek beraber yola çıkmak için buradayız” diye konuştu.  

 

Derneğin aktiviteleri  

Derneğin aktivitelerinden bahseden İnanç, “Derneğimiz Antalya’da yaşayan Diyarbakırlı sanayici ve iş insanlarının örgütlü olarak bir çatı altında toplanması, dayanışmacı bir yapı içinde koordineli olarak çalışmalarının sağlanması, Antalya’nın ve ülkemizin kalkınması için çalışmalar yapılması ve bu amaçla çalışmalara katkıda bulunulabilmesi, sivil toplum faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesinin sağlanması ve bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara destek verilmesi amacı ile kurulmuştur. Bu arada bir parantez açmak istiyorum TÜİK’in 2021 yılı açıkladığı raporda Antalya’da 46 bin 830 hemşehrimiz yaşıyor. Toplam doğu ve güneydoğu nüfus oranı 385 bin 41 kişi, bu oranı 3 ile çarpıyoruz. Derneğimiz iş hayatında olduğu gibi sosyal hayatta da hizmetler verecek ve projeler üretecektir. Peygamber Efendimizin bir hadisinde dediği gibi ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ sözüyle yola çıkarak bir kadınlar kolu oluşturacağız. Bu kadınlar kolumuz kendi içerisinde belirleyecekleri sosyal aktiviteler düzenleyecekler. Bizlerin de katkılarıyla kültür turları düzenleyecekler. Yöresel ürünlerimizin ve yemeklerimizin tanıtımını yapacaklar. Bu hanımefendiler kermesler düzenleyecekler. Düzenlenen bu kermesler ve aktivitelerden kazanılan paralar kadınlar kolundaki hanımefendilerimiz tarafından ve mahalle muhtarlarının belirlenmiş olduğu gerçek ihtiyaç sahiplerine bir nebze de olsun ihtiyaçlarına katkı koymuş olacağız. Kendi içerimizde oluşturacağımız işletmelerimizden kazanılan paralarla gerek vakfımızın kanalıyla gerek de kendi içimizde belirlediğimiz okuyan çocuklarımıza burslar vereceğiz” şeklinde konuştu.  

Gençlik kolları kurulacak 

Bir toplumun geleceğinin topluma faydalı bireyler yetiştirmek olduğunu hatırlatan İnanç, “Bu şiarla yola çıkarak gençlik kolları kuracağız. 5 yaşından 17 yaşına kadar olan gençlerimize becerileri doğrultusunda eğitimler verdireceğiz. Örneğin, evladımız biri 10 yaşında veya 16 yaşında oturduğu mahallede ondan güzel top oynayan yok. Bunun okulunu okumaya imkanı yok, ne yapacağız?  Bu evladımızı alarak çok sevdiği ve zevkle oynadığı futbolunu geliştirmek için futbol okuluna yazdıracağız. İşin bir de tekniğini öğrenmesine yardımcı olacağız. Belki bir Maradona’yı biz yaratacağız. Allah’tan başka kimin ne olacağını kimse bilemez. Biz sadece vesile olacağız. Başka bir gencimizin öyle bir yanık sesi var ki mübarek bunun eğitimini alsa olacak bir Michael Jackson ya da İbrahim Tatlıses. Ama imkân yok bu gencimizin müziğini geliştirmesi konusunda eğitimler almasını sağlayacağız. Eğitimler aldırarak topluma faydalı bireylerin yetişmesine vesile olacağız. Çocuklarımıza bu eğitimleri vererek aynı zamanda kötü alışkanlıklarla tanışmamış olmalarına vesile olacağız. Bazılarımız neden derneğimizin adını Diyarbakırlı İş İnsanları koyduk diye düşünebilirler diye açıklama getiriyorum. Çünkü duygusal yaklaşımla ve biraz da doğduğumuz topraklara olan özlemimizden bu ismi koyduk. Ancak; kapımız bu ülkenin her vilayetindeki her iş insanına açıktır. Bizimle yol almak isteyen ve bize güvenen, gönül veren her iş insanı başımızın tacıdır. Biz hiçbir siyasi partinin güdümünde kurulmadık. İçimizde her görüşten arkadaşlarımız olacaktır. Çünkü biz siyasi bir parti değiliz. Siyasi partilerde ve odalarda görev almak isteyen arkadaşlarımız olacaktır. Tabii ki burada hiçbir siyasi parti ve oda gözetmeden bizden kim varsa biz de hep beraber onu destekleyeceğiz. Olsun da bizden olsun diyeceğiz. Yapmak isteyeceğimiz çok şeyler var, planlamamız gereken çok şeyler var. Umuyoruz ki bundan sonraki çalışmalarımıza artık komisyonlar halinde birlikte devam edeceğiz. Birlikte kararlar alacağız ve birlikte uygulayacağız” dedi.  

 

Yolumuz uzun 

İleriki günlerde yapacaklarından bahseden İnanç, “Üye sayımız belli bir seviyeye geldiği zaman 15 günde bir ekonomi konusunda fikir sahibi olan büyüklerimizi davet ederek ticaretimizi geliştirme konusunda fikirlerini alacağız. Bu vesileyle de sık sık görüşerek kendi aramızdaki ticari ilişkileri geliştireceğiz. Birbirimize katkı koymuş olacağız. Yolumuz çok uzun. Bu vesile ile bu heyecanımızı paylaşarak bugün buraya gelen tüm büyüklerimize, dostlarımıza, ağabeylerimize, emek ve gönül verenlere çok ama çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki biz büyük bir aileyiz ve bunun da yakışanını yaparız” ifadelerini kullandı. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ise birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerek, “Bizim coğrafyalarımız acı tatlı hikayelerle dolu. Çok yakında bir deprem yaşadık. Bütün insanlarımızın başı sağ olsun, Allah tekrarını bir daha göstermesin. Deprem bölgesinde iki kez konakladım. Oradaki insanlara yoldaşlık yaptım. Gördüm ki orada üç-dört deprem öncesinin ağıtları vardı. Yani bir köye gidiyorsunuz köyün bir ağıtı var. Bakıyorsunuz Türkiye genelinde meşhur bir ağıt. Bakıyorsunuz sözlerine bir türkü işaret ediyor. Kanınız donuyor üzülüyorsunuz. Malatya öyle aynı acıyı yaşıyor. Biz bize ilişkilerimizde insan insana çok ciddi olmamız lazım. Gelecek kuşaklarımıza miras olarak acı, çatışma bırakmamamız lazım. Tedbirsizlik verimsizlik üretimsizlik bırakmamamız lazım.  Sizler gibi iş tutan iş planlamayı bilen insanların beyinleri bunu daha çok organize edebilecek durumda şüphesiz” dedi. Uysal konuşmasının sonundu Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Memleket İsterim’ şiirini okudu.  

 

 

Esra ALTUNKES  

Kaynak: Haber Merkezi