2026 yılı için net asgari ücretin 28 bin 75 TL olarak açıklanmasının ardından, barınma ve yaşam maliyetleriyle arasındaki uçurum bir kez daha gözler önüne serildi. Özellikle büyükşehirlerde hızla artan kira fiyatları, asgari ücretle geçinen milyonlarca vatandaşı adeta çıkmaza sürükledi. Antalya Kiracılar Dayanışma Derneği (KİRA-DER) Başkanı Cengiz Kul, açıklanan rakamların gerçek hayatla bağının koptuğunu vurgulayarak, “Bu ücretle bırakın insanca yaşamayı, hayatta kalmak bile zor” dedi.
‘Kira, asgari ücreti geçti’
Açıklanan verilere göre; İstanbul’da ortalama kira 33 bin 300 TL, İzmir’de 27 bin 700 TL, Ankara’da 24 bin TL seviyesine ulaştı. Antalya’da ise merkezi ilçelerde kira bedelleri 25-30 bin TL bandına dayanırken, turizm bölgelerinde bu rakam çok daha yukarı çıkıyor. Asgari ücretin 28 bin 75 TL olduğu bir tabloda, vatandaşın maaşının tamamını yalnızca kiraya vermesi bile barınma sorununu çözmeye yetmiyor. Başkan Cengiz Kul, dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 29 bin 828 TL, yoksulluk sınırının ise 97 bin 159 TL olarak hesaplandığı günümüzde, asgari ücretin açlık sınırının dahi altında kaldığını hatırlatarak, “Bekâr bir çalışanın yaşam maliyeti ise 38 bin 752 TL olarak belirlendi. Rakamlar, asgari ücretlinin temel ihtiyaçlarını karşılamasının matematiksel olarak mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Yaşanan sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda derin bir sosyal krize dönüştüğünü belirtti. 2026 asgari ücreti açıklanırken vatandaşın sofrası, kirası, faturası hesaba katılmadı. Bugün Antalya’da asgari ücretle çalışan bir kiracının ayakta kalması mucizeye kaldı. İnsanlar ev arkadaşlığı yapmak zorunda bırakılıyor, aileler şehir merkezlerinden uzaklaştırılıyor, gençler ev kuramıyor” diye konuştu.

‘Hayatta kalma mücadelesi’
“Antalya’da kiracılık hayatta kalma mücadelesine dönüştü” diyen Kul şöyle devam etti: “Turizm kenti Antalya’da mevsimlik nüfus artışı ve kısa dönemli kiralamalar, kira fiyatlarını daha da yukarı çekiyor. Asgari ücretli çalışanlar için kent merkezinde barınmak neredeyse imkânsız hale gelirken, dar gelirli vatandaşlar ya ilçelere ya da sağlıksız koşullardaki konutlara yönelmek zorunda kalıyor. Kira artışlarının kontrol altına alınmaması halinde sosyal çöküş kaçınılmaz olacak. Asgari ücret, kira karşısında erimiştir. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Artan gıda, ulaşım, elektrik ve doğalgaz faturalarıyla birlikte, asgari ücretlinin yaşam alanı her geçen gün daralıyor. İnsanlar çalıştığı halde yoksullaşıyor. Asgari ücret, artık bir geçim ücreti olmaktan çıkmıştır. Barınma, beslenme ve ulaşım temel haktır. İnsanca yaşam bir lütuf değil, anayasal haktır.”





