Avrupa Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 2,50’ye yükseltmesinin ardından açıklamalarda bulunan Ekonomist Zafer Özcivan, küresel enerji krizinin Türkiye ekonomisini ve vatandaşın alım gücünü doğrudan tehdit ettiğini belirtti. Özcivan, "Avrupa’da artan enerji maliyetleri ve brent petrolün 100 doları aşması, nakliyeden gıdaya her kalemde hayatı pahalılaştırıyor" dedi. Küresel ekonomide fırtınalar koparken, merkez bankalarından gelen hamleler piyasaların nabzını tutmaya devam ediyor. Son olarak Avrupa Merkez Bankası (ECB), artan enerji maliyetleri ve jeopolitik riskler karşısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 2,50 seviyesine çıkardı. 2026 yılı içinde ikinci kez faiz artıran ECB'nin hamlesini değerlendiren Ekonomist Zafer Özcivan, bu kararın arkasında klasik talep enflasyonundan ziyade derin bir enerji krizi yattığını vurgulayarak kararla ilgili "Bugün Avrupa ekonomisini sallayan temel sorun aşırı tüketim değil, tamamen enerji maliyetleri ve jeopolitik gerginliklerdir. Orta Doğu’daki çatışmalar petrol sevkiyatını vururken, brent petrolün 100 doların üzerine çıkması Avrupa’yı duvara çarptı” dedi.
Enflasyon beklentileri ve faiz artışı
ECB’nin orta vadeli enflasyon hedefinin yüzde 2 olduğunu hatırlatan Zafer Özcivan, enerji şoklarının bu hedefi imkansız hale getirdiğini belirtti. Banka Başkanı Christine Lagarde’ın açıklamalarına dikkat çeken Özcivan, "Lagarde, enflasyon baskılarının tahmin edilenden uzun süreceğini ve yüzde 2’lik hedefe dönüşün 2027 sonuna sarkabileceğini açıkladı. Hatta 2027 enflasyon tahminini yüzde 2,5’e çıkardılar. Avrupa ekonomisi zor bir dengede ilerliyor. Faizlerin yükselmesi şirketlerin yatırım yapmasını ve vatandaşların krediye ulaşmasını zorlaştırıyor. Nitekim Deutsche Bank da nihai faiz tahminini yüzde 2,75’e revize etti” diye konuştu. Avrupa’nın Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olduğuna dikkat çeken Ekonomist Zafer Özcivan, bu durumun Türkiye’ye etkilerini özetleyerek, "Avrupa’da finansal koşulların sıkılaşması ve talebin azalması bizim ihracatımızı doğrudan vurur. Ancak asıl büyük tehlike enerji cephesindedir. Türkiye, enerjide dışa bağımlı bir ülkedir. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki tırmanış ülkemizin enerji faturasını kabartmakta, cari açık ve döviz talebi üzerinde baskı oluşturmaktadır. Nitekim Merkez Bankamız da yüzde 37’de sabit tuttuğu faiz kararında yüksek enerji fiyatlarının enflasyon için yukarı yönlü risk oluşturduğunu net bir şekilde vurgulamıştır” dedi.
Vatandaşın cebi ve mutfağa yansıması
ECB kararının Türkiye’deki vatandaşa dolaylı ama çok sert bir şekilde yansıyacağını belirten Zafer Özcivan, "Dünya genelinde artan petrol ve doğal gaz fiyatları, kısa sürede akaryakıt pompalarına zam olarak yansımaktadır. Ulaştırma masraflarının artması demek; tarladan market raflarına gelen gıdanın, ekmeğin, sütün fiyatının katlanması demektir. Halkımız için risk sadece depoyu doldurmak değil, enerji şokunun iğneden ipliğe her şeye yayılmasıdır. Enerji fiyatları yüksek kaldığı sürece enflasyonla mücadele çok daha çetin geçecektir” diye konuştu.





