Bir ülkenin sakinleri günün birinde bir padişah seçmişler. ?Hiç seçilmiş padişah olur mu?? demeyin. Hikayenin geçtiği dönemde ?demokrasi? varmış. O padişah işe başlar başlamaz, eskiden beri birlikte hareket ettiği divanını bir araya getirmiş. O divanın bir Veznedarbaşı varmış. Aslında divan içerisinde kendisine verilen görevin ?vezne? ile hiçbir ilgisi ve alakası yokmuş. Görevi de, Veznedarbaşlığı değilmiş. Ancak ?akçe sever? divan üyesi, göreve gelir gelmez eşi, benzeri olmayan bir yönteme başvurma kararı almış.
Veznedarbaşı, ?Benim lakabım Veznedarbaşı, hani benim veznem nerede? Veznesiz bir Veznedarbaşı mı olur?? diyerek, o idarenin tarihinde olmayan bir uygulama başlatmış. Kendi ?Vezne?sini kurmuş. Bir gün bile beklemeden hem almaya, hem vermeye başlamış. Bunun da adı ?Alış veriş? olmuş. Derlerki bu adamın alışı da, verişi de çok kuvvetliymiş. Ben tarihçilerin yalancısıyım.
O divanda bir Veznedarbaşı dururken, hikayemizin kahramanı idare içerisinde ikinci bir idareyi tarihte olmayan bir şekilde sistemin içerisine yerleştirmiş. Yukarıda Allah var. Hakkını teslim etmek gerekir. Bu operasyonun ardından da bizim Veznedarbaşı öylesine yoğun bir tempo içerisinde alıp, vermeye başlamışki, ünü kısa sürede kent içerisinde epey duyulmuş. Hatta başta ?Rus Çarı? ve ülkesi olmak üzere, yedi düvelin duyacağı yoldaymış. O günde epey yakınmış.
Bizim padişah ise kimi tarihçilere göre gariban tipli, saf yapılıymış. Kimi Divan üyelerinin anılarına göre de, ?akçe?li hiçbir işe karşı uyanmazmış. Haberi bile olmazmış. Ya da kimi tarihçilerin iddiasına göre ?safa yatarak?, ?iç hazine?ye önemli katkıları olan Veznedarbaşı'nın yaptıklarını görmezden gelirmiş. Mesela; Rusya'ya yapılan gezilerin sıklığına hiç sesini çıkarmaması çok dikkat çekermiş. İşin burası üzerinde ciddi çalışmalar yapan tarihçilerin, gerçekleri ortaya çıkarması da çok büyük olasılıkmış. Bizim Veznedarbaşı'nın, ?dış hazine?den alıp, ?iç hazine?ye taşıma yapıp yapmadığının ortaya çıkması ihtimali de epey yakınmış.
Veznedarbaşı ile ilgili bir örnek vermek gerekirse, bir malı satın aldığında birkaç esnaf arasında araştırma yapması gerekirken, muhatabı olduğu esnafa bu işleri yaptırıyor olmasıymış. O esnafın, Veznedarbaşı'nın ?emir eri? gibi sağda, soldan sözde araştırma sonuçları almasının kokusu, ülke esnafı arasında epey yayılmış. Üstelik Veznedarbaşı'nın çukurunu karıştırarak, koku yayılmasına neden olanlar da yine onunla bir zamanlar mesaide bulunan insanlarmış.
Bu hikayede bir örnek verilmesi gerekiyor. Çünkü; Verilecek her örnekten sonra uyanık Veznedarbaşı kendine göre tedbir yollarına başvurup, ?Platonik Havva'sı? ile belge ve bilgiler üzerinde oynama yapıyormuş.
Çocuk uyudu. Hikayeye şimdilik ara veriyorum. Ancak herkes bilirki, anlatmaya başladığımız hikayenin sonunu mutlaka getiririz. Zaten bizim çocuk da sık uyanıyor. Hikaye dinlemeden yeniden uyumuyor. Çare yok, anlatacağız. Bunun sadece hikayenin girişi olduğunu hatırlatarak. Hem alıp, hem verenlerin hikayelerine gireceğizki, çocuğun sık uyandığı bilinsin. Nede olsa çocuğu uyandırma konusunda ustalar var. Her gürültüde yeniden kalkıyor. Ben ne yapayım?
Antalya
Güncel
Asayiş
İlçeler
Spor
Özel
Bir hikaye anlatayım
Murat Çiçek
Yorumlar
Trend Haberler
Antalya'da elektrik kesintileri: 29 Ağustos
Korkuteli’nde şenlik coşkusu
Antalya'nın yollarında COP31 hazırlığı
Fatih Altaylı duyurdu: Antalya’nın simgesi 7 Mehmet kapanıyor mu?
‘Görev değişir duruş değişmez’
Antalya’da hafta sonu hava durumu belli oldu: Antalya'da 29-30 Ağustos hava durumu nasıl olacak?