Antalya’da, hatta ülkemizde..
Suyumuz var, hamurumuz bol..
Tuzumuz da, aklımız da, becerimiz de fazlaca mevcut..
Ama..
Bir türlü ekmek yapamıyoruz..
Niye?

Binlerce örnek verebilirim..
Ancak.
Şimdilik bir-iki olay anlatacağım..
“Niye” ekmeği yapamadığımızı göreceksiniz..

Bir ülkenin her konuda “ileri”ye gidebilmesi için “iyi yönetilmesi” şart..
Türkiye’nin manzarası şöyle:
Tek başına bir iktidar var..
-Neredeyse- dilediği her şeyi –rahatlıkla- yapıyor..
Bunun önüne kim geçecek?
Muhalefet, hatta anamuhalefet..
Nasıl geçecek?
“İktidar alternatifi” olarak..
Ama..
Bakıyorsunuz, muhalefet de ana muhalefet de “içler acısı” bir durumda..
Kendi içlerinde kavgaları bitmek bilmiyor..
Başkan yönetimi, yönetim başkanı tehdit ediyor..
Parti içinde herkes, rakip gördüğünün ayağını tökezletmeye çalışıyor..

Böyle bir muhalefeti olan ülke..
İktidar olmaktan korkan bir anamuhalefeti olan ülke..
Nereye kadar gidebilir ki?
“Ekmeği nasıl yapar” ki?

Bu ülkenin siyasi manzarası böyle de..
Yerel yönetimleri ya da STK’ları farklı mı?
Çok tanıdık bir örnek..
Önemli bir konuda bir söyleşi düzenleniyor diyelim..
Örneğin, “Antalya’nın yerel basını” konuşulacak..
Kente konuyla ilgili bilgi verilecek..
Girişim, düşünce bir harika..
Ama..
Yerel basını konuşacak kişilerin de, oturumu yönetecek kişinin de “yerel basın”la uzaktan-yakından ilgisi yok..
“Körlerle sağırlar, birbirini ağırlar” misali bir toplantı..
Kime ne bilgisi verebilirler, doğrusu çok merak ediyorum..
“Ekmeği nasıl yapacaklar” onu daha çok merak ediyorum..
Ve ülkemiz, bu tür örneklerle o kadar çok dolu ki..

Bir başka olay daha..
Bir Oda’nın veya bir derneğin seçimi var..
Bir yıl öncesinden hazırlıklar başlıyor..
Oda ya da derneğin amacı nedir?
Üyelerinin sosyal yaşam ve çalışma koşullarını daha iyi hale getirmek..
Bunu neredeyse hiç yapmıyor..
Ziyaretler, iç-dış seyahatlerle geçen bir dönem kalıyor geride..
Seçim yaklaştıkça bir bakıyor ki, gerçekten de üyeleri için yaptığı pek bir şey yok, hemen bir başka şeye sığınıp, kamuoyu önünde ön planda kalmaya çalışıyor..
Bunu yaparken de, insanların “duygu fırtınası” yaşadığı olayları bile kullanmaktan çekinmiyor..
Hadi söyleyin..
Bu kafayla “ekmek” falan yapılabilir mi?
Ülkemiz, bu tür örneklerle de çok dolu..

Antalya’da, hatta ülkemizde..
“İşler niye iyi gitmiyor” diye hepimiz merak ederiz..
“Niye”nin cevabını da biliriz aslında..
Ama..
“Bilmek” işimize gelmez, susarız..
Bu nedenle de biz “ekmek” yapamayız..
Vesselam..